Xinhua / Wang Lei

Batılı güçler bir süredir, küresel bilgi akışına hâkim durumdalar ve dünya çapındaki fikirler üzerinde egemen oldular. Sonuç olarak, küresel bilgi büyük oranda yüzyıllardır Batı’dan dünyanın geri kalanına aktı.

Batı’nın uluslararası söylemdeki hakimiyet yeteneği diğerlerinin arasında finans, askeri alan ve teknolojilerdeki ezici birleşiminden kaynaklanıyor. Bazı bakımlardan, tam olarak önemli olan, ne söylediğinden ziyade kimin konuştuğudur. Bununla birlikte giderek farklı ve birbirine bağlı dünya, sadece Batı’nın sesi ve bakış açısından daha fazlasını talep etmektedir. Öncelikle, bütün ülkeler kendi seslerinin küresel toplumda duyulmasını hak ediyorlar.

Batı’nın dünyayı nasıl tanımlamaya çalışması da değişimin diğer bir sebebidir. Batı’nın dünyayla ilgili ana anlatımı gerçeği söylemeyi değil, ancak dünyanın geri kalanının batılılaşmasına yardımcı olma niyeti taşımaktadır. Son yıllarda, dünya görüşlerini manipüle etmek için Batılı güçlerin maşaları olan CNN ile BBC gibi küstah ve yanlı medya kuruluşları, gerçekleri çarpıtmak ve yalanları yaymak için daha da pervasızlaştılar.   

Bu kuruluşların küçümseyen haberlerinde, hızla gelişen ve gelecek vadeden Afrika kıtası, karmaşanın, suçun, yoksulluğun ve kötü durumun yeri olarak anlatılıyor. Orta Doğu söz konusu olduğunda, Batı’nın desteklediği hükümet karşıtı şiddet yanlısı protestolara arka çıktılar ve bu gösterilere “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” için mücadele övgüleri dizerek, dünyaya, Batı’nın müdahalelerinin yerel halka zulmü getirdiğini söylemekten kaçındılar.

HER ÜLKE BENZERSİZ HİKÂYELERE SAHİP

Dünya kamuoyu, Covid-19 salgını sırasında bilimsel rehberlik ve doğru için çağrı yaparken, onlar “özgür basın” namına gülünç komplo teorilerini desteklediler, ırkçı öfkeyi körüklediler, alternatif gerçeklikler uydurdular ve temelsiz iftiraları ortaya attılar. Onların eylemleri mantıklarını açıklamaya yardımcı oluyor; Batı dünyası gerçek üzerinde tekele sahiptir ve onlar dünyada neyin doğru veya yanlış, iyi ve kötü olduğunu tanımlamakta özgür hissedebilirler. 

İnsanlık tarihinden öğrenilebilecek şey, dünyanın her zaman akla hayale gelmeyen farklılık ve karmaşıklıkla renkli bir yer olduğudur. Amerikalı Siyaset Bilimci Samuel P. Huntington bir zamanlar, “Batı uygarlığı evrensel olduğu için değil, benzersiz olduğu için kıymetlidir.” demişti. 

Gerçekte, her ülke benzersiz hikâyelere sahiptir. Onlar, bu hikâyeleri kendi ifadeleriyle söyleme, kendi yaşam biçimlerini seçme ve kim olduklarının kendileri tarafından tanımlanması konusunda eşit haklara sahiptirler. Batı dünyasının küstahlıktan vazgeçmesi, saygılı olmayı öğrenmesi, diğerlerinin söylediklerini dinlemesi, birbirine bağlı ve çoğul bir dünyada hak ettiği bir yeri bulması gerekiyor.

Dünyanın geri kalanı için, Batı’nın muazzam ekonomik ve teknolojik gücünün yanı sıra etkili medya ordusu göz önüne alındığında gerçeği ve farklılığı korumak için çalışmak uzun ve zor bir uğraş olacaktır. Son on yıllarda gelişen dünyanın kolektif yükselmesiyle birlikte, bu görev mümkündür ve yapılması gereklidir.