İklim değişikliği, pandeminin yarattığı ekonomik dengesizlik, “yeşil dönüşüm” kapsamında fosil yakıtlara yapılan yatırımların azalması, enerji arzı problemindeki küresel bilmecenin üç anahtarı. Her biri diğerini tetikleyen bu faktörlerin “üst üste gelişine” dikkat çeken Eski BOTAŞ Genel Müdürü Gökhan Yardım, enerji fiyatlarının kısa sürede düşmeyeceği öngörüsünde bulunuyor. Yardım’ın çözüm önerisi, nükleer enerji ve doğal gazın “yeşil dönüşüm” paketine yardımcı unsur olarak eklenmesi.

Pandemi döneminin yol açtığı benzersiz sonuçların ekonomi ayağında yeni bir kriz kapıya dayandı. Kış aylarına girilirken Avrupa merkezli olmak üzere büyük bir enerji krizinin çıkmak üzere olduğu yönündeki değerlendirmeler artıyor. Ekonomilerin beklenenden önce ve hızlı açılması enerjide “arz şoku” denilen sıkıntının temel sebebi olarak gösteriliyor.

DOĞAL GAZ FİYATLARI NEDEN ÇILDIRDI?

Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programına konuk olan BOTAŞ Eski Genel Müdürü Gökhan Yardım, piyasada doğal gaz fiyatlarının neden “çıldırdığını” şu şekilde açıklıyor:

“Eskiden doğal gazın fiyatını petrole endeksli olarak belirlerdik. Şimdi ise gazın gazla rekabeti var. Gazın gazla rekabeti de piyasada gazın fazlalığı ya da azlığının fiyatlara direkt olarak etki etmesini getiriyor. Toparlanma da çok hızlı oldu. Uzak Doğu, Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hızlı bir toparlanma sürecine girdi ve enerji tüketimleri arttı.”

Yardım, iklim koşullarındaki değişimlerin de pandemi sonrası özel dönemle çakışmasından kaynaklanan etkilerin de söz konusu olduğunu ifade etti:

“2021 yılının Ocak ayından itibaren Kore ve Çin’de aşırı soğuk havalar başladı. LNG fiyatları bir anda 545 dolara çıktı buralarda. Takip eden aylarda da hidroelektrik santrallerinin yoğun olduğu Brezilya ve California’da, bizde de yağışlar azaldı. İklim değişikliği sonucunda kurak bir mevsim geçirildi. Böyle olunca da doğal gaza yüklenildi. Çok fazla doğal gaz tüketimi oldu elektrik üretmek için. Doğal gaz tüketimi artınca üretimin artması lazım. Üretim aynı yönde artmadı.”

Yardım, doğal gazdaki arz yönlü sıkışmayı, “Pandemi sırasında doğal gaz tesislerinde yeterli bakımın yapılmaması, ilkbaharda Avrupa’da rüzgârların zayıf olması, Çin’in LNC talebinin önceki yıla göre yüzde 14 artışı” gibi nedenlere de bağlı olduğunu anlattı:

“Kim daha fazla fiyat verirse LNG o tarafa kayıyor. Uzak Doğu daha fazla fiyat verince Avrupa’ya gitmedi, Uzak Doğu’ya gitti. Bu nedenle dünyadaki doğal gaz fiyatları arttı. Serbest piyasadaki fiyatlar arttı. Uzun dönemli kontratlardaki fiyatlar petrol fiyatlarına endeksli. Onlardaki artış bir olduysa spot piyasadaki fiyatlar üç oldu. Bundan üretilen elektriğin fiyatları da arttı. Kömür fiyatları 200 dolarları geçti. Bütün enerji fiyatları altı misli dört misli artış oldu. Uzun dönemli kontratların dışındaki spot gaz piyasasındaki fiyatların artmasıyla fiyatlar çıldırdı.”

Fiyatların spekülasyon kaynaklı olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Yardım, spekülatörlerin bu ortamdan bir miktar faydalanmış olabileceğini ancak fiyatlardaki artışı “sadece spekülasyonla açıklamanın doğru olmadığını” söyledi.

“ENERJİ FİYATLARI KISA SÜREDE DÜŞMEYECEK”

2019 yılına kıyasla Avrupa’da doğal gaz spot fiyatları 6 kat arttı. Yükselişin nerede duracağı henüz bilinmiyor. Yüksek Kimya Mühendisi Gökhan Yardım da doğal gaz fiyatlarındaki yüksek seyrin uzun süreli olacağı öngörüsünü paylaştı:

“Her şey üst üste bindi. Rüzgârlar esmedi. Sonra bakıma alındı tesisler. Avrupa’da da bir rehavet oldu. ‘Nasıl olsa spot piyasan LNG’leri temin ediyoruz.’ diye. Bu rehavet sonucunda da talep bir anda artınca arz da yeterli miktarda gelmedi. Bu, önümüzdeki yıllarda da devam edebilir. Deniliyor ki; ‘Fiyatlar bu ilkbaharda düşecek, her şey normale dönecek bekleyelim.’ Ben aynı kanıda değilim. Eskisi gibi fiyatların düştüğü bir piyasayı göremeyeceğiz.”

Eski BOTAŞ Genel Müdürü Gökhan Yardım, iklim değişikliği ile ilgili yapılması planlanan dönüşümlerin de doğal gaz piyasalarında yüksek fiyatları destekleyici bir etken olacağı görüşünü paylaştı:

“Üç fosil yakıt var. Kömür, petrol ve doğal gaz. Bunları yaktığımız zaman su buharı ve karbondioksit çıkıyor. Karbondioksit bu sera gazı dediğimiz sıcaklığı ve iklim değişikliğini sağlayan gaz olarak biliyoruz. Çok basite indirgeyerek anlatıyorum. Kömür yaktığınızda 3 birim karbondioksit ortaya çıkıyor. Petrolü yaktığımızda iki birim, doğal gazı yaktığımızda bir birim karbondioksit çıkıyor. Tüm dünyada ‘karbonsuzlaşmaya gidelim’ diyoruz. Böyle olunca doğal gaz arama üretim petrol yatırımları azalıyor. Yatırımcılar da diyor ki; ‘Neden yatırım yapalım? Dünya zaten bu kaynaklardan yavaş yavaş vazgeçiyor.’ Avrupa Birliği’nin (AB) her sene 12 milyar metreküp daha az doğal gaz tüketmesi lazım. AB’nin doğal gaz tüketim rakamları 2005 yılından beri sürekli düşüyor. 2030’dan sonra 25 milyar küp daha az tüketecek. Gazprom’un mayıs ayındaki raporlarına baktığımızda ‘Çin’de doğal gaz tüketimi artacak.’ diye öngörülüyor. Ondan dolayı Çin’e bir Sibirya boru hattı yaptı, kapasitesini artırmaya çalışıyor.”

DOĞAL GAZ YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI OLMALI

Ekonomist Dergisi’nde yeşil dönüşüm sürecinin enerji kriziyle eş anlı bir dönemde ortaya çıkışının irdelendiği makalenin başlığı; “Tutulmayan sözler, enerji kıtlığı ve Covid-19 COP’a engel teşkil ediyor” oldu. Makalede kasım ayında Glasgow’da yapılacak Birleşmiş İklim Değişikliği Konferası’nda (COP) yeşil dönüşümle ilgili büyük bir sıçrama değil ancak kademeli bir takım adımların atılabileceği vurgulandı. Dünyadaki “yeşil dönüşüm” çabalarını değerlendiren Eski Botaş Genel Müdürü Yardım da bu gündemle ilgili olarak atılan bazı adımların hatalı olduğu kanaatinde:

“Diyoruz ki, doğal gaz bir geçiş yakıtıdır. Bu karbon nötr politikaları içerisinde doğal gazı yenilenebilir enerji ile birlikte kurmak, yenilenebilir enerjiyi destekleyici yakıt olarak kullanmamız lazım. Bu kadar hızlı karbonsuzlaştırma politikalarının yanlış olduğunu söylüyoruz.”

“Karbonsuzlaştırma politikaları zaten nükleer enerji olmadan olmaz.” görüşünü paylaşan Yardım, enerji arzında sürekliliğin önemini vurguladı; “Tüketicilere, sanayiye elektrik vereceksiniz ama her mevsim kullanmak zorunda ve ona istediği anda o enerjiyi vermeniz lazım. Yenilenebilir enerjiden elde ettiğiniz elektrik şu anda depolanabilir değil. Yerine hidrojen kullanalım dedik ama hidrojen enerjisi çok tehlikeli.” diye ekledi. Yardım, yeşil dönüşüm sürecinde doğal gaz ve nükleer enerjinin yeri hakkında ise şu görüşü savundu:

“Karbon sıfır hızlı geçiş politikaları içine nükleer enerjiyi mutlaka yerleştirmemiz lazım. Çünkü düzenli ve sürekli enerjiyi nereden elde edeceksiniz. Ancak nükleerden elde edeceksiniz. O yüzden biz diyoruz ki, doğal gaz yenilenebilir enerjinin rüzgârın ve güneşin en büyük yardımcısıdır. İşte bu bahar Avrupa’da gördük. Rüzgâr esmeyince doğal gaz santralleri devreye girdi.”

“ŞUBAT SONUNA KADAR BIÇAK SIRTINDA OLACAĞIZ”

Peki, küresel anlamda risklerin yükseldiği bu ortamda Türkiye arz güvenliğini sağlayabilecek mi? Türk Akım boru hattı Türkiye’nin ihtiyacını karşılama noktasında nasıl bir işlev görüyor? Yardım, kullanımına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Bize gelen 15 milyar metreküplük hat boş değil. Çalışıyor. Orada 14 milyar metreküplük bir kontrat var. Bunun 6 milyar metreküpü özel sektörde. 8 milyar metreküpün dört miyar metreküpü BOTAŞ’ta. Kalan 4 milyar metreküpü de gene özel sektörün. Özel sektörün bu 10 milyar metreküp tahkim sorunu oldu. Bu nedenle Rusya Federasyonu bu gazı durdurmuştu. Bunların tekrar devreye girmeye başladıklarını görüyoruz.”

8 milyar metreküplük kontratın bu yıl sonunda sona ereceği belirten Yardım, 6 milyar metreküplük kontratın ise devam ettiğini hatırlattı, “Türk Akım boş” yorumlarının ise doğru olmadığını söyledi:

“Burada bir yanlış anlaşılma var. ‘O hat boş.’ deniliyor. Hayır, o hat boş değil. O hatta 6 milyar metreküplük kontrat var. Yıl sonuna kadar da 8 milyar metreküplük bir kontrat var. Belki o kontratın uzatılması söz konusu olabilir. Belki de olmuştur. Bu konuda bir açıklama yok. Ben aslında eski genel müdür olarak bu kontratların içindeki maddelerin detaylarına hâkimim ama bunları açıklamam doğru değil. Bunları ilgili kuruluşların açıklaması lazım. Bu kontratlar uzatıldı mı, uzatılmadı mı? İçinde otomatik uzatılma maddeleri var mıydı? Bunları kullanmayıp iptal mi ettik? Kontratlar uzatıldıysa bunların açıklanması lazım ki piyasa rahatlasın.”

Risklere de dikkat çeken Yardım, “1 Aralık’tan itibaren şubat sonuna kadar hem fiyat yönünden hem de arz ve talebi dengelemek açısından biraz bıçak sırtında olacağız.” dedi.

“KONUT SEKTÖRÜNE YANSITILMADI”

Kış aylarına girerken küresel piyasalardaki yüksek fiyatların vatandaşın cebine nasıl yansıyacak? Eski BOTAŞ Genel Müdürü Gökhan Yardım, fiyat hesaplama mekanizmasını ilişkin şu şekilde açıkladı:

“Doğal gazı dolarla alıyoruz. İster spot piyasadan olsun ister uzun dönemli kontratlardan olsun. İthal ettiğimiz doğal gazı iki parametre belirliyor. Bir; petrol fiyatları. İki; Türk lirasının kuru. Türk lirasının kurunda büyük bir türbülans yaşıyoruz. Aldığımız gazın maliyeti Türk Lirası bazında iki yönlü de artıyor. Petrol fiyatları artıyor, dolar artıyor, aldığımız gazın fiyatı artıyor.”

Yardım, yüksek fiyatların konuta yansımaması için uzun süredir devletin bunu sübvanse ettiğini söyledi, yoksul kesimlerin gözetilmesi gerektiğini belirtti:

“Yılbaşından beri 1 Ocak’tan itibaren konut sektörüne yüzde 17’lik bir artış, sanayiye yüzde 66, elektrik üretimine yüzde 92’lik bir artış olmuş Türk Lirası bazında. Dolar bazında baktığımızda konut sektöründe dolar bazında bir düşüş var. Hükümet konut sektörüne dolar bazında bu fiyat yükselişlerini yansıtmamış. Sanayiye ve elektriğe yansıtmış, sanayiye ve elektriğe daha pahalıya doğal gazı satarak konut sektörünü sübvanse etmiş. Siyasi bir tercih yapılmış. Konut sektöründe de mutlaka satış fiyatında tüketime göre dar gelirlileri ve aylık belli bir tüketimin altında olanları koruyacak şekilde farklılaştırma yapmak lazım. Konut sektöründe ilk etapta KDV’yi ÖTV’yi almamak lazım. Avrupa’da Yunanistan, İtalya, İspanya konut sektörü için finansman paketleri getiriyorlar. Konut sektörünü korumaya yönelik. Biz uzunca bir süredir konut sektörüne sübvansiyon yapıyoruz. Çünkü biz uzun dönemli kontratlarla gaz alıyoruz. Bu sene spot az alıyoruz. Bizim alım maliyetimiz dolardan dolayı bizi çok vuruyor. Geçmişte çok eleştirilen bu uzun dönemli anlaşmalar Türkiye’ye şu anda büyük avantaj sağlıyor. Bizim dezavantajımız dolar kurunun artması oluyor.”

Türkiye’nin doğal gaz arama, çıkarma ve işletme faaliyetlerine de değinen Gökhan Yardım, “Kendi gazımıza hızlı yatırım yapılması lazım. Mutlaka yerli gazımızı en kısa sürede devreye almamız lazım.” dedi. Karadeniz’deki gazın kısa sürede devreye alınabileceğini fakat tam kapasite üretime ileriki yıllarda geçmenin mümkün olduğunu kaydeden Yardım, “Kamu çalışanlarına güvenmemiz ve onların çalışmalarını desteklememiz lazım, ‘getireceğiz’ diyorlar, getirmeleri için her türlü yardımı yapmamız lazım.” diyerek sözlerini noktaladı.