Emmanuel Macron yeniden Cumhurbaşkanlığına seçildi. Avrupa Birliği’nin (AB) çekirdeği olarak Fransa, her zaman Avrupa’da entegrasyonu ve stratejik bağımsızlığı öne süren önemli bir güç.

Olası çatışmalarla karşı karşıya bulunan Avrupa’da Macron’un yeniden Fransa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dikkat çekti.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel dün verdiği demeçte, “İçinde bulunduğumuz bu dönemde, kendisini Avrupa Birliği’nin egemenliğine ve stratejisine adamış, sağlam bir Fransa’ya ihtiyacımız var” dedi.

Aslında bağımsızlık, geleneksel Fransız diplomasisinin bir özelliği. Macron, ilk görev döneminde Fransa ve Avrupa’nın bazı ittifaklarına bağımlılığını azaltarak stratejik kabiliyetini güçlendirmek için çalışıyordu.

Eylül 2021’de Fransa, AUKUS nedeniyle Avustralya ile imzalanan 65 milyar dolar tutarında siparişi kaybettikten sonra Macron, “Washington, öteden beri kendi stratejik menfaatini  önemsemekte” ifadelerini kullandı.

Fransa’da cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda Macron, daha bağımsız bir Fransa’yı inşa edeceğini söyledi. Bu taahhüdüyle seçimin galibi olan Macron, yeni görev döneminde Ukrayna sorununda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile fikir ayrılığına nasıl çözüm getirileceği konusunda meydan okumayla karşı karşıya.

Rusya-Ukrayna çatışması, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaştığı en ciddi krizdir ve müzakere edilmiş bir çözüm kıtanın çıkarınadır. Macron ayrıca durumun tırmanmasına izin verilmemesi gerektiğini defalarca vurguladı. Ancak ABD’nin kışkırtmasıyla Avrupa, Rusya’ya yönelik yaptırımları artırmaya devam ediyor ve maruz kaldığı olumsuz etkiler giderek daha fazla ortaya çıkıyor. AB istatistikleri, Avro bölgesindeki enflasyon oranının mart ayında rekor kırarak yüzde 7,4’e yükseldiğini ve bazı ülkelerde enflasyon oranının yüzde 15,6’ya kadar çıktığını gösteriyor. Enerji ve gıda fiyatlarının artmaya devam ettiğini izleyen Avrupalılar şikayetçi.

Avrupa için, stratejik özerklik sürecini ilerletmek sorunsuz bir seyir olmayacak olsa da, Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir savaş arabasına bağlanmak sadece geri tepecek bir hamledir.

Avrupa’nın kaderi Avrupalıların kendi ellerinde olmalı. Macron’un “Avrupa stratejik özerkliği” konusundaki deklarasyonu bir an önce kök salmalı. Dünyanın stratejik olarak özerk bir Avrupa’ya ihtiyacı var ve Avrupa, çalkantılı ve değişen bir dünyaya daha fazla istikrar ve kesinlik katmayı hak ediyor.