Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 27 Mart 2014’te Paris’teki UNESCO Genel Merkezinde önemli bir konuşma yaparak dünyada uyumun ve insanlığın ilerlemesinin yüksekliğinden bahsederek, medeniyetler arasında önemli değişim ve karşılıklı öğrenme önerisini ortaya koydu ve Çin’in barışçıl kalkınma düşüncesini açıkladı.

Xi, “Barış kavramı dünya halkının kalbinde sağlam bir şekilde yerleşmişse, savaşları önlemek için güçlü bir kuvvet oluşturabilir.” diye konuştu.

Günümüz dünyasında, büyük bulaşıcı hastalıklar ve iklim değişikliği gibi geleneksel olmayan güvenlik tehditleri yayılmaya devam ediyor. Zorbalık, Soğuk Savaş zihniyeti ve tek taraflılık eylemleri dünya barışı, istikrarı ve sürdürülebilir kalkınmayı etkilemektedir.

Son yıllarda, Paris’ten New York’a, Cenevre’den Beijing’e kadar, canlı konuşmalardan görüntülü diyaloglara kadar, Cumhurbaşkanı Xi, Çin’in barış konseptini dünyanın her yerine getirdi. Çin’in eylemleri, dünya barışının ve istikrarın korunmasına sürekli katkıda bulunmaktadır.

BARIŞ KAVRAMIYLA SAVAŞIN GÖLGESİ GİDERİLİR

2021 yılı, insanların bir kez daha savaş ve barış hakkında düşündükleri bir yıl: Afganistan’da savaşın 20. yıl dönümü, Suriye krizinin 10. yıl dönümü, Libya iç savaşının 10. yıl dönümü…

Sadece Suriye’de 350.000 kişi savaşta öldü.

Libya’da 400.000 kişi hala evsiz halde ve 1 milyondan fazla insan umutsuzca yardıma muhtaç durumda.

Xi, 7 yıldan önce yaptığı açıklamada, “UNESCO merkez binasının önündeki taş tablette, birden çok dilde kazınmış bir cümle var: Savaş, insan zihninden kaynaklanıyor, bu yüzden insanın zihninde barışı koruyan bir bariyer inşa etmek gerekiyor.” diyerek barış kavramının önemini vurguladı.

Xi, çeşitli medeniyetler arasındaki iletişim ve karşılıklı öğrenmenin çeşitli ülkelerin halkları arasındaki dostluğu artıran bir köprü, insan toplumunun ilerlemesi için bir itici güç ve dünya barışını sürdürmek için bir bağ haline gelmesi çağrısında bulundu.

Son yedi yıl boyunca Xi Jinping, BM, G20, SİÖ ve BRICS Liderler Toplantısı gibi önemli çok taraflı platformlarda, Çin’in barışçıl kalkınma önerilerini kapsamlı bir şekilde açıklayarak renkli, eşit ve kapsayıcı medeniyet kavramının yanı sıra iştişare, ortak inşa ve paylaşım gibi önemli kavramları dile getirdi.

Suriyeli Çin uzmanı Muhammed Zahir, Çin’in her zaman uluslararası ilişkilerde barış içinde bir arada yaşamayı, diğer ülkelerin içişlerine karışmamayı ve çatışmaların barışçıl yolla çözülmesini savunduğunu dile getirdi.

BARIŞ YOLUYLA DÜNYANIN GELİŞİMİ İLERLETİLEBİLİR

Mutlak yoksulluk, adaletsiz dağıtım, gıda krizi, tek taraflılık ve Soğuk Savaş zihniyeti… Bunların hepsi çatışmaların ve hatta savaşların temel nedenleridir. Barışa yönelik bu tehditleri ortadan kaldırmak tüm ülkelerin sorumluluğundadır.

Yedi yıl önce, UNESCO genel merkezindeki forumda, Cumhurbaşkanı Xi Jinping, “Savaşı insanlıktan uzak tutmak ve dünyanın her yerindeki çocukların barış güneşi altında mutlu bir şekilde büyümesine izin vermek için çaba göstermeliyiz.” çağrısında bulundu.

Son yıllarda, Birleşmiş Milletler davasını desteklemekten çok taraflı iş birliğini teşvik etmeye, Kuşak ve Yol girişimi inşasının yüksek nitelikli gelişiminden sürdürülebilir kalkınmayı artırmaya, iklim değişikliğine aktif olarak yanıt vermekten küresel yoksulluğun azaltılmasını teşvik etmeye, uluslararası insani yardımdan COVID-19 salgınıyla mücadeleye kadar, devlet liderleri diplomasisi öncülüğüyle, Çin somut eylemlerle dünya ülkeleriyle birlikte küresel meydan okumalarla mücadele ederek insanlığın barış ve kalkınma davasının kritik bir gücü haline geldi.

MEDENİYETLER ARASINDAKİ DİYALOGLA DÜNYA UYUMU GELİŞTİRİLECEK

Medeniyetler arasındaki iletişim ve karşılıklı öğrenme, insan uygarlığının ilerlemesi ve dünyanın barışçıl gelişimi için önemli bir itici güçtür.

Günümüzde birkaç ülke ve bazı politikacılar, uluslararası toplumun barış, istikrar, kalkınma ve refah için ortak arzularını görmezden gelerek kasıtlı olarak “küçük çevreler” ve “yeni soğuk savaş” yaratarak dünya barışına gölge düşürdü.

Xi Jinping, 15 Mayıs 2019’da Asya Medeniyeti Diyaloğu Konferansı’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada “Ortak zorluklarla başa çıkmak ve daha iyi bir geleceğe doğru ilerlemek için, hem ekonomik ve teknolojik hem de kültürel ve medeni güç gereklidir” dedi.

İster dış gezileri sırasında dünya ülkelerinin medeniyetlerini derinlemesine incelemek olsun, ister Çin ile yabancı ülkeler arasındaki kültürel iletişim hakkındaki hikayeler anlatmak olsun, insanlar arası ve medeniyetler arası kültürel iletişim ve diyalogları teşvik etmek, Çin’in en yüksek liderinin diplomasi tarzında önemli bir unsur haline geldi.

Pakistan İslamabad Barış ve Diplomasi Enstitüsü Müdürü Ferhat Asif, Çin’in medeniyetler arasında önemli bir diyalog başlattığını ve farklı medeniyetler arasında barış içinde bir arada yaşama yöntemlerini paylaştığına işaret ederek “Bu, Çin’in küresel ölçekte barış konusundaki itibarının özüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Xi Jinping’in ısrarla altını çizdiği gibi, “Çin her zaman dünya barışının bir kurucusu, küresel kalkınmaya katkıda bulunan ülke ve uluslararası düzenin savunucusu konumundadır.”

Yeni bir tarihsel başlangıç noktasında bulunan Çin, barışçıl gelişme yolunu kararlılıkla izleyecek ve tüm dünya halklarının barışı arama, barışı koruma ve barışı paylaşmalarına daha büyük katkıda bulunacaktır.