CGTN / Elizabeth Mrema & Marco Lambertini

Doğa, tarihimizde benzeri görülmemiş şekilde bir hızda geriliyor. İnsanlığın sürekli büyüyen üretim ve tüketim alanı şu anda bir milyondan fazla türü yok olmakla tehdit ediyor, gezegenin ekolojik dengesi, insanlığın refahı ve ekonominin temeli doğal kaynaklarını etkiliyor. Bu, çevresel yıkımın sonucu olarak, doğal dünyayla ilişkimizin koptuğunu ve onarılması gerektiğini gösteriyor.  

Dünya üzerindeki tüm insanlar giderek gezegenin yaşadığı krizin farkına varıyorlar ve doğanın kaybı ie bunun gelecekte olabilecek sonuçları konusunda kaygılılar. Doğa kaybı ve biyolojik çeşitlilik sorunları, Twitter’da konuyla ilgili bahsedilenlerin sayısının küresel çapta yüzde 65 artmasıyla her zamankine göre daha fazla çevrim içi ilgi kazanıyor.  

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) görevlendirdiği Ekonomist İstihbarat Birimi’nin (EIU) 17 Mayıs’ta yayınladığı rapora göre, bu, hızla büyüyen küresel ‘’eko-uyanış’’ olarak tanımlandı. 

Dahası, gezegendeki krize karşılık eylem talep eden inkâr edilemez bir tavır değişikliği oldu. Ve potansiyel iş üzerindeki etkisi de bütün dünyada tüketicilerin davranışlarını değiştirmesiyle önemli hale geldi, örneğin 2016 yılından bu yana sürdürülebilir ürünler için çevrim içi aramaların şaşırtıcı biçimde yüzde 71 yükselmesiyle, tüketicilerin satın alma alışkanlıkları değerleriyle uyumlu olacak şekilde değişti. 

Doğal dünyayla dengesiz ilişkimizin etkilerini artık daha fazla göz ardı etmemiz mümkün değil ve Covid-19 salgını –büyük olasılıkla kökeni hayvanlarla temas yoluyla ortaya çıkan bir hastalık– insanlara doğaya bağlı, ayrı olmadığını hatırlattı. 

Birçok hükümet lideri, salgında yeşil ve adil bir toparlanmayı sağlama sözü verdi. Bununla birlikte, bu yıl başında yayınlanan bir raporda gördüğümüz gibi, çok az hükümet şimdiye kadar planlarına doğayı olumlu unsurlar olarak dâhil etti. Onların çabaları kaçınılması gereken her zamanki şeylere dönüş olarak görünüyor. Biz şu anda, sadece Covid-19 salgınına tepkimizi değil, aynı zamanda doğal dünyayla gelecekteki ilişkimize ve bu yüzden geleceğimize karar vereceğimiz kritik bir döneme giriyoruz.

DOĞAYA FAYDALI EKONOMİ YARATMA

Salgının yavaşlattığı hükümetler şimdi, küresel biyolojik çeşitlilik anlaşması konusunda görüşmeleri ilerletmeye çabalıyor. Doğa için onların hızlanmaya devam etmesi büyük önem taşıyor. Onlar ve hepimizin, 2030 yılına kadar doğayı toparlanma yoluna sokacak iddialı sonucu sağlamak için birlikte çalışmamız gerekiyor.  Erteleme riski gerçektir. Bu nedenle, bu on yılda kaybolan biyolojik çeşitliliği geri çevirebilmeyi destekleyen “Liderlerin Doğa Sözü” gibi girişimler ile “Doğa ve İnsan için Yüksek İstek Koalisyonu” hareketini başlatmak önemlidir. Onlar gerekli iddia etrafında bir ivme oluşturdular. Ancak daha fazlasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkeler, ekim ve kasım aylarındaki hayati biyolojik çeşitlilik ile iklim konulu görüşmelerden önce etkili bir eylem yaparak liderlik göstermelidir. Verdikleri taahhütleri yerine getirerek, mücadele için adım attıklarının ve son dakika, düşük iddialı çabadan kaçındıklarını işaret eden liderliğe oynamayı ortaya koyabilirler. 

Gayretlerinin merkezi adalet sorunudur. Örneğin, gelişmekte olan ülkeler biyolojik çeşitlilik konusunda daha az maliyet üstlenebilirler, ayrıca bu ülkeler doğa kaybının etkisine daha fazla maruz kalıyorlar. Bütün ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin çabalarını destekleyerek doğa kaybının üstesinden gelme konusunda ciddi olduklarını gösterme sorumluluğuna sahiptirler. Doğaya faydalı ekonomi yaratmada finansal akışları ayarlamanın geniş bir parçası olarak finansal akışları gelişmekte olan ülkelere doğru önemli oranda yükseltmeksizin doğa kaybının önüne geçmede başarılı olamayacağız. EIU raporunda belirtilen bu eko-uyanış, daha fazla insanın hükümetlerdeki, yatırım ile iş çevrelerindeki dünya liderlerinin hâlihazırdaki sorunları aşmasını önemsediğini ve bunu talep ettiğini gösteriyor. 

Şimdi doğa kaybının dinamiklerinin üzerine giderek ve bütün taraflarla çalışarak ve destekleyerek, gelecekteki salgın olasılığını azaltan, herkes için dirençli ve doğayı koruyan bir geleceği güvenceye alan yeşil ve adil bir iyileşmeyi sağlama fırsatına sahip olurlar.