CGTN / Keith Lamb

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinin Kunming kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın (COP) 15. toplantısında, bir kez daha çağ dışı medeniyetler çatışması anlatısını gölgede bırakan bir açılış konuşması yaptı.

“Dünyadaki tüm yaşamlardan oluşan bir toplum inşa etmek” konusunda konuşan Xi, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve çevrenin korunmasının ortak bir küresel sorumluluk olduğuna ilişkin insanlığın ortak kaderinin mesajını verdi. Xi konuşmasında, Çin’in temel kalkınma ilkelerinden biri haline gelen ekolojik uygarlık kavramından birden fazla defa bahsetti. Çin, ciddi çevresel bozulma pahasına hızlı kalkınmasını yansıttığı için ekolojik uygarlık yaratma aciliyeti giderek belirgin bir hâl aldı.

ÇİN YEŞİL TEKNOLOJİDE DÜNYAYA ÖNCÜLÜK EDİYOR

Çin, Batı’nın savunduğu serbest piyasa güçlerinin doğasının Çin’in sorunlarını çözemeyeceğini ve onun getirdiği çevresel bozulmanın sonunda kalkınmaya yol açacağını fark etti, çünkü özü itibarıyla ekolojik temel, uzun vadeli kalkınma ve insanlığın kendisi için altta yatan temeldir. Sonuç olarak Çin, kentsel alanların hızla yeşillendiğine ve gri gökyüzünün yerini mavi gökyüzünün aldığına tanıklık etti. Çin kömür enerjisini kesmek için çaba göstermeye devam ediyor ve şimdi yeşil teknolojide dünyaya öncülük ediyor. Üstelik Çin benzeri görülmemiş sayıda ağaç dikti ve çöllerini yeşillendirmede başarılı oldu. 

Ancak ekolojik uygarlık kavramı, sermayenin isteklerinin, temiz bir çevreye ve bunun sonucu olarak insan yaşamının kendisine taban tabana zıt olduğunun giderek belirtildiği, Çin’in kendi piyasa reformlarının olumsuz etkilerine bir tepki olsa bile, ekolojik uygarlık herkes için ortak bir küresel rüya olmazsa anlamsızdır. Bunun sebebi, gezegenin ekolojik ortaklarının kolektif olarak paylaşılması ve böylece, temiz bir sürdürülebilir Dünya olmaksızın, temiz bir sürdürülebilir Çin’in olamayacağıdır. 

Bunu akılda tutarak, Xi’nin, ekolojik uygarlığın “Dünya’daki tüm yaşam için ortak gelecek inşa etmekle” ilgili olduğunu ifade eden açıklamaları, Çin’in temiz kalkınma rüyasını bütün insanlığın rüyası haline getirmesi çabasını temsil ediyor. Ekolojik bir uygarlık inşa etme mesajı, liberal formun dışındaki farklılıkların gerekirse savaş yoluyla yok edilecek bir düşman olarak tarif edildiği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı’nın sürekli “medeniyetler çatışması” propagandasıyla mukayese edildiğinde temiz hava solumaktır. Bu savaşlar, sadece tüm uygarlıkların üzerinde anlaşabileceği gerçek evrensel ve insan hakkı olarak hareket eden ortak çevre sorumluluğumuzu yerine getirme yeteneğimizi engellemekle kalmıyor, aynı zamanda çevrenin kendisine de zarar veriyor. Basitçe söylemek gerekirse medeniyetler çatışması medeniyetlerin çökmesi anlamına geliyor. 

“TÜM YAŞAMLARDAN OLUŞAN BİR TOPLUM İNŞA ETMEK”

Dünya çapında ekolojik uygarlıkların şekillenmesi için eski neoliberal kalkınma modelinin ve onun ideolojisinin değiştirilmesi gerekiyor. Eski Britanya Başbakanı Margaret Thatcher, özelleştirme ve serbest piyasa sermayesi hakkında konuştuğu zaman, “alternatif yok” demişti. Ancak yanıldı. Kâr uğruna sanayiyi Asya’ya sevk eden neoliberalizm, sadece kirliliği paylaştığımız Dünya’nın diğer tarafına kaydırdı. Aslında, Thatcher’ın “alternatif yok” lafı, herkes için yaşamı korumaktan ziyade birkaç kişinin kar etmesi için özel sermayenin bencil çıkarlarına yönelik bir çağrıydı. Gerçekte, “alternatif yok” sözü, insan ve doğa arasında sürdürülebilir bütüncül bir ilişki tarafından karakterize edilen bir kalkınma modeli oluşturarak, mevcut neoliberal kalkınma biçiminden kaçmak için geçerlidir. 

Bazıları, kârı insanların ve çevrenin önüne koyan sermayenin bencil dürtüsünün, bir şekilde insan uygarlığının zirvesini bize getiren doğal bir olay olduğuna inanmaya katılmayacaktır. Fakat buna inanan herhangi bir kimse, çevreye ve insanlığa kolektif bir felaket dileyen biridir. Xi’nin dediği gibi, “insanlık için yüksek kaliteli yeni bir kalkınma seyahati başlamamız gerektiği” yerde bir ekolojik uygarlık, erişilemez ütopik bir rüya değildir, ancak inkâr edilemez bir şekilde, kolektif çıkarlara sahip kolektif bir tür olan insanlığın hayatta kalma konusundaki temel içgüdüsünü temsil etmektedir. 

“EKOLOJİK UYGARLIK” ÜTOPİK BİR RÜYA DEĞİL

Başka bir yolu yok. Kapitalist üretim tarzının doğasında olan, savaşın ve biyosferin nihai yıkımının yanı sıra uygarlığın, para hırsıyla karakterize edilen “insan doğasının” kabul edilebilir sonuçları olduğu ve kazananın her şeyi aldığı “ölüm kültünü” seçebiliriz. Veyahut sağlam bir ekolojiyi “sadece doğal bir varlık değil, aynı zamanda ekonomik bir varlık” olarak görerek, daha büyük kolektif ve küresel demokratik iyilik için çalışmayı bilinçli olarak seçebiliriz.

Bunu başarmak için ilk olarak küresel planlama yapmaya ihtiyaç vardır. Elbette Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi bu planlama sürecinin parçasını temsil etmektedir. İkinci olarak, bu kolektif planlamayı uzun vadeli bir temelde uygulamada liderliğe ihtiyacımız var. Bu liderlik kirlilikten kâr eden bahsi geçen seçkinlerden para alamaz ve onlar tarafından kontrol edilemez. Bu liderlik, daha önce bahsedilen “ölüm kültü” ideolojisine karşı çıkmalı ve kâbus gibi görünen vizyonlarını, insan uygarlığını yeni dengeli bir kalkınma modeline teşvik edebilecek bir bütüncül rüyayla değiştirebilmelidir. Daha da önemlisi, bu liderlik, Dünya’yı yaklaşan çevre felaketinden korumak amacıyla bu büyük plan için yeterli kaynağı kontrol etmelidir.