Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed), beklentiler dahilinde politika faizini 50 baz puan artışla yüzde 0,75-1,00 aralığına yükseltti. Banka en son 22 yıl önce 50 baz puanlık faiz artışına gitmişti.

Fed’in bilançosunun, faiz artırımlarını dengelemek ve yükselen enflasyonu frenlemek için 1 Haziran’dan itibaren yaklaşık 9 trilyon dolar küçültüleceği kaydedildi.

Covid-19 salgınının ABD ekonomisi ve finans piyasası üzerindeki etkisiyle başa çıkmak için ABD son derece gevşek bir maliye ve para politikasını uyguladı. Para politikası açısından, Fed kısa sürede federal faiz oranını yüzde 0-0,25 aralığına indirdi ve bilançosunu yaklaşık 4 trilyon dolardan 9 trilyon dolara çıkardı. Maliye politikası açısından 2020’de ABD’nin federal bütçe açığı Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yüzde 15’ini oluşturdu.

Bu tip aşırı teşviklerin ardından ABD ekonomisi salgının neden olduğu durgunluktan kurtuldu. Ancak bununla birlikte ekonomik büyüme oranının potansiyel büyüme oranının önemli ölçüde üzerinde olması ve iç tüketimdeki toparlanmanın üretimdeki toparlanmadan daha hızlı olması nedenleriyle ABD enflasyon oranı yükselmeye devam etti. Ayrıca iş gücü piyasasının yetersizliği, Rusya ve Ukrayna’daki durum gibi faktörlerin bir araya gelmesi, ABD enflasyonunu son 40 yılın en kritik aşamasına getirdi. Bu durumda Fed para politikasındaki sıkılaştırmayı hızlandırıyor ve faiz artırımı gibi sinyaller vermeye devam ediyor.

Analistlere göre, ABD’nin dolar getiri mekanizmasıyla dünyayı “hasat etti”, kendi krizini hızla dünyaya aktardı ve kendisi geri çekilip finansal hegemonyasını sürdürdü.

ABD’nin maliye ve para politikalarını kullanması dünyada fiyatların yükselmesine neden oldu. ABD doların uluslararası rezerv para birimi statüsü aracılığıyla dünyaya enflasyon ihraç etti. Araştırmalara göre, ABD sadece bir buçuk yılda son 200 yılın toplam dolar hacminin neredeyse yarısını bastı.

Diğer yandan, enflasyon yoğunlaşırken, ABD faiz oranlarını yükselterek sermayenin geri dönüşünü hızlandırdı. Birçok ülke hiperenflasyon ve sermaye çıkışlarından etkilendi. Analistlere göre, Fed faiz oranında artış döngüsüne girerken, ABD ve yükselen piyasa ülkeleri arasındaki faiz oranı farkı daralacak. Bu bağlamda yükselen piyasa ekonomileri, düşen yurtiçi varlık fiyatları, yerel para birimlerinin ABD doları karşısında değer kaybetmesi ve artan döviz borcu baskısı ikilemiyle karşı karşıya kalacak.

Fed’in en son faiz artırımları ve bilanço indirimlerinin etkisiyle dünya genelinde birçok yükselen piyasa ekonomileri ve bazı gelişmekte olan ülkelerde yerel para biriminde değer kaybı, sermaye çıkışları ve ekonomik gerilemeler gibi durumlar yaşandı.

Örneğin Ağustos 2018’de Türkiye’de döviz krizi yaşandı ve Türk Lirası döviz kuru yüzde 30’dan fazla değer kaybetti. Böylece yatırım ve tüketimdeki yavaşlamalar tetiklendi ve günlük tüketim mallarıyla enerji fiyatları keskin bir şekilde yükseldi.