Yalova Üniversitesi’nden İktisatçı Doç. Dr. Baki Demirel, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu Ekonomi Basını programına konuk oldu. Demirel, küresel ekonomideki son gelişmeler ve Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşanan enflasyon krizini ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politikasını yorumlayan Baki Demirel, enflasyonun geçiciliği konusunun tartışmalara yol açtığını belirtti.

Fed’in enflasyon için önce geçici sonra geçici değil dediğini hatırlatan Demirel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Esas sorun küresel gelir eşitsizliği. Arz ve üretim-bölüşüm ilişkileri bağlamında sorunu değerlendirmek lazım. Belirsizlik kötüdür, belirsizliğin olması Türkiye’deki gibi fiyatlama davranışlarını daha da bozar. Enflasyon üretim süreçlerini de bozucu bir etki yaratır. Bu yüzden de fiyat belirsizliklerinin artması endişe verici. ABD için ciddi olan sorun dünya için de ciddi bir sorundur.

“1000 BAZ PUANLIK ARTIŞ DA ENFLASYONU BESLER”

Merkez bankaları enflasyon ile mücadele ile finansal istikrar arasında tıkanmış durumda. Enflasyonun yüksek olması finansal piyasalar için de kötüdür. Gelirler bozulunca oraya akan sermaye de azalır. Dolayısıyla ABD’de faizleri enflasyon sebebiyle çok fazla artırmak bu işin daha kısa sürede olmasına neden olur ve daha sert biçimde olmasına neden olur. 50 baz puan ya da 75 baz puan faiz artışı diyenler var. Sanırım Fed Başkanı Jerome Powell, gerçeği görüyor, boğazına kadar finans kapitale bağlı olduğunu görüyor. ABD’de enflasyon şu an Fed’in ön gördüğünden dört kat fazla. Fakat yaptıkları faiz artışı söylemine bakarsanız oldukça geride kaldığını görüyorsunuz. 50 baz puan, 75 baz puan konuşuluyor. Türkiye’deki ana akım konuşmalardaki gibi yapılırsa Fed’in faizleri çok yüksek artırması lazım. 75 az puan değil de 1000 baz puan artırım yapması lazım. Bu da bir borç deflasyonu sürecine götürebilir ABD’yi. Hangisi daha iyidir? Faizlerin böyle sert artırılması üretimi daha da olumsuz etkileyeceğinden aksine enflasyonu da besleyecektir. Üretim düşünce iflaslar başlayacak ve işsizlik olacak. Öte yandan enflasyonun artması da gelir dağılımını etkileyen sonuç olarak gelirleri erozyona uğratan yatırımları olumsuz etkileyen bir süreç. O da resesyonu besleyen bir süreç.

“KAMULAŞTIRMALAR KAÇINILMAZDIR”

Dolayısıyla gelir eşitsizliği, sermaye hareketlerini kontrolsüzlüğünden dolayı politikalarda bir tıkanmışlık vardır. Bu Fed için de geçerli. Klasik Ortodoks reçeteler de buna çözüm olmuyor. Daha farklı çözümler olması lazım. Bunlardan biri de borç tasfiyeleri, servet vergisidir. Bazı sektörlerde kamulaştırmalar kaçınılmazdır. Artık herkes Çin gibi devlet kapitalizmini düşünmelidir. Türkiye için de aynı şeyleri söyleyeceğiz. Doğal tekellerin bütün dünyada kamulaştırılması, enerji özellikle esas olacaktır. ABD için de bu gerçek böyledir, dolayısıyla Fed tek başına Amerikan Enflasyonu’nu önleyebilir mi? Önleyemez.

DÜNYADAKİ PARA HİYERARŞİSİ

Dünya hegemonya sistemine sahip. Bu hegemonya sistemi parasal hegemonyayı da içeriyor. Bu hiyerarşisinin en tepesinde de ABD doları var ve bunu ortaya çıkaran düzen Bretton Woods sistemi. Bunlar bir biçimde doların hakimiyetini perçinleyen şeyler. Küresel sermayeyi belirleyen şeylerin de ABD ve Fed politikaları olduğunu gördük. IMF ve diğerleri boşa çıktı. Doların tahtını sallamak zor, çünkü hegemonya sistemi var ve sistemin tepesinde dolar var. Hegemon sistem değişmeden parasal hiyerarşide doların en tepedeki konumu da değişmeyecek.

“YUAN ASYA’DA YEN’İN HAKİMİYETİNİ ORTADAN KALDIRDI”

Çin ekonomisinin Aysa-Pasifikteki gelişimi dikkat çekiyordu benim için. Burada da şunu fark ettim; Çin 90’ların ortasından itibaren devlet kapitalizmine geçti. Bu arada da Asya-Pasifik’te Japon yeninin hakimiyetini ortadan kaldırdı. 2000’li yıllarda Asya-Pasifik’in hakimi artık yuan oldu. Çin ekonomisi yaygınlaştıkça yuanın kullanımı da artacaktır.

Ticari bağlantılarla hegemon para birimi olmak kolay değil. Başka şeyler de var, İkinci Dünya Savaşı sonrasında doların hegemon para birimi olduğunu unutmayalım.

TÜRKİYE’DEKİ EKONOMİK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ

Türkiye’nin kısa vadeli bir çözümü yok. Sadece para politikalarıyla Türkiye’deki enflasyonu çözmek mümkün değil. Türkiye’deki enflasyon sürecine baktığınız zaman, kemer sıkalım, faiz yükseltelim politikaları çok başarılı olmayacaktır. Kısa dönemde de olmayacaktır çünkü gelir eşitsizliği çok bozuldu. İyice yoksullaşan bir yüzde 80, yüzde 20’lik daha da zenginleşti Gelir eşitsizliğini gidermeden enflasyonu dizginleriz demek zor. Tarımı destekleyici politikalara ihtiyaç var. Büyük çiftliklerde devlet eliyle tarım yapılması gerekir, kooperatifçiliğin desteklenmesi gerekir. Diğer taraftan borçlar sorunu var. Ekonominin dolarize olması var. Dolarizasyonun bu kadar yüksek olduğu bir süreçte politikalar eksik kalacaktır. Politikalara güven TL’ye güveni de getirecektir. Uzun vadede güven verici politikalar ve tarım devrimi Türkiye’de enflasyonu istikrarlı bir patikaya sokabilir. Vade olarak önümüzü göremiyoruz. Bu işlere başladıktan sonra Türkiye’nin enflasyonu indirme şansı var.”