CGTN / Bradley Blankenship

Reuters’e göre Filipinler’de 9 Mayıs’ta yapılan devlet başkanlığı seçiminden Ferdinand Marcos Jr. galip ayrıldı. Resmi açıklama henüz yapılmamasına rağmen, protestocular meydan okuyarak sokaklara çıktılar. Birçoğu Marcos Jr.’ın seçimi kazanmasını, babası Ferdinand Marcos Sr.’ın 1965 yılından 1986 yılına kadar ülkeyi yönetmesi ve ayrıca ekip arkadaşı Sara Duterte’nin görevi devredecek Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin kızı olması yüzünden hanedan yönetimi ve otokrasinin bir gösterisi olarak görüyor. Birçok kişinin ayrıca uzun kuyruklar ve hatalı makineler dâhil olmak üzere seçim süreci konusunda şikâyette bulunduğu bildirildi. 

Bir tür siyasi gösterge olarak görülebilirse, borsa, başka bir Marcos’un iktidara gelmesi ihtimali üzerine endişe işaretleri gösterirken, iş dünyası medyası, resmi sonuçlar açıklandığında hisse senetlerinin daha fazla değer kaybedebileceğini iddia ediyor. Bununla birlikte aynı zamanda Filipinler pezosu ABD doları karşısında değer kaybetmedi. 

DEVLET BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ MARCOS KAZANDI

İç yansımaları bir tarafa, bu seçimin özellikle büyük güç rekabeti olmak üzere bir bütün olarak Asya-Pasifik bölgesi için sonuçları olacak. Bu özellikle doğrudur, çünkü Marcos Jr., Washington yönetiminin Asya-Pasifik’i askerileştirme çabasıyla vekâleten sürdürdüğü bir mesele olan Güney Çin Denizi sorununu çözmek için Çin ile ikili bir anlaşma imzalama sözü verdi. Hiç şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), İspanya-Amerika savaşının sonunda 1898 yılında resmi sömürgesi olarak işgal ettiği Filipinler’de önemli bir etkisi vardır. ABD, daha sonra ABD’nin sömürgesi olan eski İspanya sömürgelerinde, gerçek bir imparatorluk olarak ilk kez etkisini planladı. 

Özellikle Filipinler, “ABD askeri istihbaratının babası” Yüzbaşı Ralph Van Deman’ın öncüsü olduğu taktikleri kullanarak, kendi yönetimine karşı bir devrimi pasif hale getirdiği için Washington’ın modern gözetim devletinin deneme alanı oldu. Bu derin etki Marcos Sr.’ın yönetimi sırasında sürdü ve Manila yönetimi sadece son zamanlarda nispeten daha bağımsız dış politika yönetimi izlemeye başladı. 

Hâlâ birçok açıdan ABD’nin küçük ortağı olmasına rağmen, Duterte’nin mevcut yönetimi Beijing ve Washington arasında orta pozisyon oluşturmayı başarmıştı. Duterte, ABD’nin Güney Çin Denizi’nde gerilimi artırma girişimlerine direnmiş, bunun yerine diplomatik şekilde toprak anlaşmazlıkları konusunda Beijing ile çalışmayı seçmişti. Duterte, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile doğrudan temas dâhil olmak üzere bu ve diğer birçok karşılıklı endişe konusunda Beijing ile üst düzey iletişim kanallarını açık tutmuştu. 

FİLİPİNLER’İ 36 YIL SONRA YENİDEN BİR MARCOS YÖNETECEK

Amerikalı kâr amacı gütmeyen küresel politika düşünce kuruluşu RAND Corporation’ın yakın zamanda açıkladığı raporda, mevcut Filipinler yönetimi bölgedeki diğer yönetimlerin yanı sıra Çin’e karşı büyük bir gerginliği artıracak ABD’nin karada yerleşik orta menzilli füzelerine (GBIRMs) ev sahipliği yapmada gönülsüz yönetimler olarak listelenmişti. Bunun için son Filipinler seçimi, Manila, Washington ile Beijing arasındaki ilişkilerin dengesini yeniden kurmak ve Asya-Pasifik’i yeniden oluşturmada bir fırsat olduğundan çok önemlidir. Bununla birlikte yeni göreve başlayacak Marcos Jr. yönetiminin büyük güç rekabeti konusunda yolunu değiştirmesi beklenmiyor. Aksine Marcos Jr, Duterte yönetiminin olduğu gibi benzer bir temelde Beijing ile iş birliğini derinleştirerek, Washington’ın çatışmaları canlandırması girişimlerini reddedecek gibi görünüyor. 

Bu iki tarafın altyapı projelerinde iş birliğini artırmayı kabul edeceği ve sonunda Güney Çin Denizi sorununu çözeceği anlamına geliyor. Bu, ABD’nin Çin’in komşusunu askerileştirmesini haklı çıkarmada kullandığı önemli bir uzlaşılamayan konu için Washington için özellikle büyük bir darbe olacaktır. Uzun süredir Beijing ile gerilimi artırması için Manila’yı zorlayan ABD’nin, kendisini güçlü tutması ve kışkırtıcı eylemlerini haklı göstermesi için çatışma ve kaosa ihtiyacı vardır. Bu muhtemelen, Batı medyasının Marcos Jr.’ın ailesine odaklanmasının, ABD egemenliğine uyum göstermediği için babasının herkesçe bilinen suçlarından onu yargılamaya çalışmasının sebebi olabilir. 

İronik olarak, siyasi kariyeri sırasında ABD’nin müttefiki olan Ferdinand Marcos Sr.’nin ABD otoritelerinden herhangi bir endişe duymadan hakkındaki iddia edilen suçlamalara rağmen, devrildikten sonra Hawaii’de yaşamının kalanını barışçıl biçimde geçirmesi gerçeği, Washington’da bu tür şeylerin önemli olmadığı ve mevcut tek gerçek suçun Amerikan emperyalizmine hizmet etmemek olduğu konusunda yeterli bir kanıttır.