China Daily

Çin Halk Bankası Başkanı Yi Gang, geçen hafta Boao Asya Forumu 2022 Yıllık Konferansı’na hitaben yaptığı konuşmada, Çin’in para politikası için en büyük önceliğin fiyat istikrarını korumak olduğunu söyledi.

Çin’in tüketici fiyat endeksi mart ayında yüzde 1,5 artmasına rağmen, düşük seviyesini koruyor. Ancak, satın alma fiyat endeksi geçen yılın sonlarından bu yana yüksek seyrini korudu ve bu yıl enerji fiyatlarında ve diğer emtia fiyatlarında yaşanan keskin yükseliş, özellikle sanayi mallarında enflasyon baskısını daha da artırdı.

KÜRESEL ENFLASYON KONTROLDEN ÇIKMA RİSKİ TAŞIYOR

Gıda üretimi ve enerji arzı bu yıl fiyat istikrarı için önemli olup, gıda üretimi ve enerji arzı sağlandığı sürece fiyatlar makul bir aralıkta sabit tutulabilir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) enflasyonla mücadele için daha güçlü bir dolar için bastırırken, Ukrayna ihtilafının küresel petrol ve gıda arzı üzerindeki etkisi aşikârdır , yükselen bir dolar endeksi, daha fazla gelişmekte olan ülkede para birimlerinin değer kaybetmesi ve birçok ülkede daha yüksek enflasyon anlamına gelir.

Sonuç olarak, küresel enflasyon birçok faktör nedeniyle kontrolden çıkma riski taşımaktadır. Çin’in fiyat istikrarını para politikasının birincil hedefi haline getirmesinin nedenlerinden biri de budur.

DIŞ RİSKLER ACİLEN ELE ALINMALI

Çin, bol miktarda tahıl rezervine, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı dengelemeye yardımcı olabilecek kömür bazlı bir enerji karışımına ve emtia ithalatı yoluyla daha az enflasyon ithal eden nispeten güçlü bir para birimine sahiptir. Fakat Renminbi’nin ABD doları karşısında son zamanlardaki değer kaybı fiyatlar üzerinde etkili olabilir. Dolayısıyla Çin’in tüketimi baskılayarak, gelir eşitsizliklerini artırarak ve istihdam sorunlarını şiddetlendirerek büyüme ivmesini düşürmesini önlemek için fiyatları istikrara kavuşturması gerekiyor.

İnsanlar daha fazla tasarruf etmeye ve daha az harcamaya başladılar, bu da kaçınılmaz olarak aynı anda hem tüketim hem de arzı etkiliyor. Enflasyon varsa, tüketimi daha da azaltacak ve istihdama zarar verecek, gelir uçurumunu genişletecek ve düşük ve orta gelir gruplarını ekonomik zorluklara karşı daha savunmasız hale getirecektir.

Bu nedenle fiyat istikrarının sağlanması, tüketici güvenini etkileyen enflasyon ve karamsar beklentilerin yarattığı belirsizlikten ve ekonomiyi daha karmaşık bir durumla karşı karşıya bırakacak stagflasyon riskinden kaçınmak zorunludur. İstihdamın ve fiyat istikrarının korunmasına daha fazla öncelik verilmeli ve dış riskler artan bir aciliyetle ele alınmalıdır.