15 Eylül’de Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Avusturalya arasında Hint-Pasifik bölgesinde etkinliği artırmak hedefiyle, Avusturalya’ya nükleer denizaltı transferini de içeren AUKUS adında yeni bir askeri ve siyasi ittifak kuruldu. Gelişme üzerine, Avusturalya ile 96 milyar dolarlık denizaltı ihalesi iptal edilen Fransa, “ihanete uğramış” hissederken Avrupa Birliği’nin (AB) olan bitenden AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ifadesiyle; “haberi yoktu.”

Yaşlı Avrupa’nın stratejik durağanlığı ve kararsızlığı süredursun bir diğer önemli haber 16 Eylül tarihli Shanghai İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) toplantısından geldi; İran’ın ŞİÖ’ye üyelik süreci resmen başladı.

WASHINGTON’DAKİ HAYALET: TRUMP SİYASETİ

Son NATO toplantısında Rusya’nın “düşman” Çin’i bir “büyük rakip” olarak değerlendirildiğini hatırlatan Özülker, Biden’ın Trump’un yarım bıraktığı işlere devam ettiğini kaydetti:

“Pasifik ülkeleriyle ikili anlaşmalar yapıp ABD’nin ittifakları sistemi içinde Çin’i çevrelemesi amaçlanıyordu. Bunda başarı kazanılmadı. Geri adım atıldı. Biden’la birlikte aynı çabaların yeniden hayata geçmeye çalıştığı da net bir biçimde görülüyor.”

Çin’i çevreleme politikasında Avusturalya’nın çok önemli olduğunun altını çizen Uluç Özülker’e göre; “Avusturalya, Fransa’yı satarken diğer taraftan ABD’nin koltuğunun altında sığınma arayan bir tutum içinde.”

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves-Le Drian de “Avusturalya ile bir güven ilişkisi kurmuştuk ve bu güvene ihanet edildi.” diyerek hayal kırıklığını paylaşmıştı.

Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde Trans Atlantik ilişkilerindeki keskin bozulma net bir şekilde su yüzüne çıkmıştı. Trump diğer NATO üyelerine “herkes elini daha fazla cebine atsın” derken Fransa Cumhurbaşkanı Macron “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” demişti. Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, “Aramızda işler yolunda gitmiyor, bu kriz anlamına geliyor.” dedi ve Biden yönetiminin AUKUS kararını Trump’un yönetme tarzı gibi gibi “tek taraflı, kaba ve kestirilemez” olduğunu belirtti.

BİR GERÇEK: 20. YÜZYIL BİTTİ!

Fransa’da gelecek yıl yapılacak seçimlerde de seçilme olasılığı zayıf görünen Macron’un “çok zorda” olduğunu düşünen Özülker, Macron’un, Merkel sonrası Avrupa liderliğine soyunmasının ise sorunları büyüteceği görüşünü paylaştı:

“Macron ben bu liderim, diye ortaya çıkmaya çalışıyor. Bunu yaptığı takdirde hem dünya ölçüsünde hem de AB kapsamında onu daha zayıf bir noktaya getireceğinden eminim.”

Fransa’nın sömürgecilik dönemi mirasını sürdürmeyi hedefleyen merkantalist birikim modelinde ısrar ettiğini belirten Özülker, Fransa’nın gücüyle orantısız hedeflerin peşinde koştuğunu belirtti ve 21. yüzyılda bu şekilde sonuç alınamayacağını vurguladı:

“Fransa kendi geçmişinde var olan sömürge düzeninden gelen anlayışını tazelemeye ve burada Neo merkantalist, Neo kolonyalist anlayış içinde yerini perçinlemek kavgasına girmiş vaziyette. 21. yüzyılda bunu yapabilme şans ve ihtimali zaten yok. ABD dahi bunu yapamaz herhangi bir şekilde. Çok kutuplu dünya düzeninde yepyeni ülkeler ortaya çıkıp söz sahibi olmaya başlarken oturup 20. yüzyıl sistemleriyle kendilerini burada vali olarak gösterme çabası bu ülkeleri bir yere götüremez.”