CGTN / Tom Fowdy

Gelişmiş ekonomiler grubu G7’nin Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere liderlerinin de aralarında olduğu bir toplantısı 8 Mayıs’ta Rusya’dan petrol almaya son verme sözüyle sona erdi ve yapılan açıklamada “Rusya enerjisine bağımlılığımızı, Rus petrolünün ithalatını aşamalı olarak durdurma ya da yasaklama da dâhil, aşamalı olarak bitirmeye kararlıyız. Bunun zamanında ve düzenli bir biçimde olmasını sağlayacağız.” denildi.

Toplantı ABD ve İngiltere’nin Rusya’ya yeni yaptırımlar açıklamasıyla aynı zamana denk geldi ama Avrupa Birliği’nin (AB) henüz, büyük ölçüde bazı üye ülkelerin reddetmesi nedeniyle,  bir bütün olarak önerilen petrol ambargosu konusunda uzlaşamadığı koşullarda yapıldı. Ana akım medyada böyle tanımlansa da, G7’nin açıklaması Moskova’ya karşı umulduğu gibi çığır açıcı bir şey değil. Bu zirvelerden sonra yapılan açıklamalara yeterince yakından bakanlar tekrar eden söylem ve stil olarak yüksek ama öz ve sonuç olarak az şeyler olduğunu görecektir.

G7’DEN RUS ENERJİSİNE BAĞIMLILIĞI SONA ERDİRME SÖZÜ

G7 en iyi durumda, çoğunlukla sadece birliği sağlama amacıyla Amerika’nın konuşma konularına boyun eğen, üyeler arasındaki çoğunlukla karmaşık farklılıkları gizleyen bir konuşma kulübü. Açıkça söylemek gerekirse, bazı şeyleri söylemek yapmaktan kolaydır. Yediler grubu en iyi durumda ciddi bir uluslararası kurum olmaktan çok bir halkla ilişkiler çabası. Görüşlerini uygulamak için hiçbir kurumsal aygıtı, bağlayıcı kuralları ya da düzenlemeleri ya da hükümet yapısı yok. Daha çok, son yıllarda artan oranda seçkinci ve yapı olarak ideolojik hale gelen bir toplantı ya da kulüp ve üyeleri arasında ortak bir gündemmiş izlenimi yaratmak niyetinde.

Sonuç olarak, kendisini dünyanın “en gelişmiş ekonomilerinin” temsilcisi olarak tanımlasa da, sonunda üye olmak için oldukça yeterli ülkeleri dışlıyor. G7 sonuç olarak kendisini daha fazla uzlaşmaya zorladığı için daha az siyasi iddiası ve çıkarları olan ve G20’den daha seçkin ve üstün görüyor. Bağlayıcı bir kurum olmadığı için, G7’nin gündemi fiilen grubu kendi dış politika hedeflerini meşrulaştırmak ve için ve diğerlerinin uymasını sağlamak için kullanan ABD tarafından ele geçiriliyor ve belirleniyor. Geçen yıl yapılan daha önceki G7 zirvelerinin zamanın konuşma konularına uygun olarak geniş biçimde Çin üzerine odaklanması ve aynı zamanda salgını komplo teorileri ile siyasileştirmekte ABD’nin konuşma konularına uygun olarak Covid-19 konusunda yeni bir “araştırma” talep etmiş olması şaşırtıcı değil. Ama ABD’nin bu dalavereleri aynı zamanda G7’nin temeldeki zayıflığını ve “dişsizliğini” göstermek için bir örnek olarak da hizmet etti. Yukarıda belirtildiği üzere, kurum bağlayıcı olmadığı ve Amerika’nın tercihlerine uymaya yönlendirildiği için, grubun ortak açıklamaları ve vaatlerinin asla çok ciddiye alınmaması gerekir ve grup çeşitli konularda aşırı vaat etme ve az şey gerçekleştirme konusunda geniş bir tarihe sahip.

ÜYELER ENERJİ BAĞIMLILIĞINI NASIL BİTİRECEKLERİ KONUSUNDA BİR ŞEY SÖYLEMİYOR

Bunun en açık örneği geçen yıl Çin’le ilgiliydi. G7 liderleri birlikte Çin’le rekabet etmek için Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne “Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et” diye bilinen bir koordineli ve özel sektör alternatifi yaratacaklarına söz verdiler. Bir yıl sonra bu öneri asla o kadar duyulmadı, çünkü hiçbir türden bir kurum, çerçeve fonlama koordinasyonu yaratma sözü vermemişti ve tamamen bağlayıcı sözler olmadan söyleme dayalıydı. Bu bizim G7’nin her ülkenin lideriyle ilgili temeldeki ulusal çıkarlar ve iç koşullar bakımından farklılıkları maskeleyen ortak amaçların gerektirdiği bir söylemsel vitrin görüntüsüne takıntısını anlamamıza izin verir. Örneğin, her şeyden öte, İtalya gibi kriz içindeki bir ekonomi Çin’in altyapı finansmanı ile nasıl rekabet edebilir?

Bu durumda, G7’nin Rus enerjisine bağımlılığı sona erdirme sözü eşit derecede söylemsel ve zayıftır. Bu, Kanada, ABD ve İngiltere gibi başvurabilecekleri kendi petrol rezervlerine sahip üyeler için kolay iken, zor koşullardaki Avrupalı üyelerin yanı sıra Japonya’nın da siyasi iradesi konusunda önemli bir şüphe var. Daha da çarpıcı olan G7 açıklaması ya da yapısının (“Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et”e benzer) herhangi bir alternatif önerme, acil plan ya da uygulanacak bir koordineli strateji önerme gücünden yoksun olmasıdır ve sadece üye ülkelerin bunu kendilerinin yapmaları bekleniyor. Özellikle Avrupa ülkelerinin artan enerji fiyatları ortasında alternatif bir arz kaynağı bulma ya da sağlamaktaki güçsüzlükleri gönüllü bir stratejik zayıflıktır. Bu durumda, G7, büyük ölçüde Amerika’nın tercihlerini takip ederek uzlaşma ve koordinasyon sağlamaya çalışan büyük bir aşırı önem verilen konuşma kulübüdür ama uzun süredir görüşlerini hakkıyla uygulayacak araçlardan yoksundur. Sonuç olarak bu açıklama bize üyelerinin Rusya’ya enerji bağımlılığını nasıl ve ne zaman bitireceği konusunda hiçbir şey söylemiyor.