CGTN / Bobby Naderi

G7 ülkelerinin dışişleri bakanları 4 Mayıs’ta yüz yüze görüşmeler için Londra’da toplandı. Bu grup dünyanın gelişmiş ekonomiler denen ülkelerinden oluşuyor; İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD).

Toplantıdan önce İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşte ve ikili, daha birleşik bir yaklaşım ihtiyacı konusunda kararlı bir çizgiyi destekledi. Raab Çin konusunda, “Kapı daha iyi ilişkilere açık, ama bu davranışlara ve hareketlere bağlı” dedi. Blinken “ABD’nin niyetinin Çin’i kontrol altına almak veya indirmek olmadığını” da belirtti. İşte bu daha da garip Amerikan dünyasında garip bir şey var. Blinken, kural temelli düzeni Çin ve Rusya’nın algılanan tehditlerine karşı savunmak için canlandırılmış ve genişletilmiş G7 ittifakı çağrısı yaparak daha sıradan ve sorgulanabilir niyetleri gizlemek için ulusal güvenlik meşrulaştırmalarını kötüye kullandı.

Blinken’ın Çin’in kural temelli düzene meydan okumak ya da zayıflatmak veya altını oymak için eylemler yaptığı ve taahhütlerine uymadığı iddiası açıkça temelsizdir. ABD’nin bu düzeni ticaret ve gümrük savaşları veya askeri müdahalelerle zayıflatmak için 10 yıldır sürdürdüğü oyunun arkasındaki gerçekler daha da iyi değildir.

İster salgının yarattığı zorluklar, küresel ekonomi üzerindeki bozucu etkisi, ister iklim değişikliği olsun, hiçbir ülke bunlara tek taraflı davranarak, hatta G7 ülkelerinin hepsi birleşse de karşı koyamaz. Bu davranışlara, Çin’in GSMH büyümesini ilişkileri kesme yoluyla düşmesine yol açma yönündeki herhangi bir ümitsiz çaba da dâhil.

DOĞRULARI AÇIKLAMAK

Donald Trump yönetiminin ticaret ve gümrük savaşlarının sonrasındaki küresel düşüş ve iptal edilen uluslararası anlaşmalarda en azından bazı sorumlulukları var mı? Kanıtlar kesinlikle var, böyle söylüyor görünüyor.

Eski yönetimin “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak” için müttefikleri ve onların ekonomik çıkarlarını ticari sürtüşmeler sırasında aşırı göz ardı etmesinin, açıkça genel olarak ABD ve özel olarak da müttefikleri için felaket sonuçları oldu. Bu karanlık vizyon küresel toparlanmayı zayıflatıyor ve algılanan müttefiklerin ekonomilerini salgından sonra daha kırılgan hale getiriyor.

Bu Amerika’nın dostluk anlayışının sınırları konusunda kasvetli bir ders vermesinin yanı sıra G7 ülkelerinin kimi kural temelli uluslararası düzene “tehdit” görmek zorunda olduklarını yeniden değerlendirmesi için ipuçları sunuyor. Buna karşılık, Çin’in bu düzene katkıda bulunduğu gerçek hikâyesi, Biden yönetiminin G7 görüşmeleri sırasındaki eylemleri ile politikalarını incelemek ama bunu gerçeklere dayalı ve akıllıca yapmak için bir fırsat sunuyor.

Küresel toparlanmaya giden yol eşitsiz ve uzun. G7 ülkeleri yeni koronavirüs salgınlarının durgunluktan zayıf çıkışı engellemesini önlemeye çalışıyor olabilirler, ama Çin ekonomisi büyüyor ve bu yılı eskisinden daha etkili bir şekilde tamamlayacak. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi durgunluktan kaçınacak ve GSMH’sinin büyümesi bekleniyor. Bunun aksine, Dünya Bankası, IMF ve Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) tahminlerine göre bir bütün olarak küresel ekonomi daralacak.

EKİP ÇALIŞMASI GÜVEN OLUŞTURMAKLA BAŞLAR

G7’nin ekonomik kaderi büyük ölçüde Çin’in kaderine bağlı. Karşılıklı güven olmazsa, G7’nin ekonomik toparlanma payı bu yıl ya da gelecek yıl artmaz. Blinken’ın endişesi, kaygısı, belki hatta paniği bu faktörü değiştiremez.

Grubun Çin’in hızlanan büyümesinin ve bunun G7 ekonomileri için önemini kabul etmesi gerekir. Çin’den önemli ölçüde kopma yönündeki herhangi bir girişim grubun toparlanmasını rayından çıkarabilir. Bu grubun verimliliğini ve Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) artışını keskin biçimde azaltır. Aksine, Çin ile G7 ekonomilerinin birleşik güç ve iş birliği küresel toparlanma ve genişlemeyi körükleyebilir.

Biden yönetiminin Çin’i rahatsız etme şeklindeki dış politikası Amerika’nın kendi ekonomik düşüşünü körükleyebilecek ve kötüleştirebilecek tetiktir. Bu hasarlı geçmiş dikkate alınırsa, uzayan daralmayı daha da uzatabilir böylece G7 ekonomilerinde yeni iş kayıplarına ve zararlara yol açabilir. Birbirine bağlı bir dünya ekonomisinde, riskler daha da yüksektir.

Gerçek şu ki, olumsuzlukların daha da artması Çin’in gelecek teknolojilerine yatırımları, ticareti ve finansmanı konusunda fırsatların kaçırılmasına yol açabilir. Bunun da zayıf salgın sonrası küresel toparlanmayı rayından çıkarma, salgının olumsuz etkilerini uzatma ve kayıp yılları uzatma potansiyeli var.

Bunu bir çerçeveye yerleştirirsek, çok yönlü bir biçimde refah içinde bir küresel ekonomi yaratmak için yeni bir yolculuğa çıkmanın zamanı geldi. Bu G7 ülkelerinin salgın sonrası dönemde herkesin paylaştığı bir refah sağlamak için Çin ile iş birliğine daha fazla güven ve canlılık getirmesini ekonomik açıdan anlamlı kılar. Ancak samimi bir G7-Çin iş birliği ile küresel ekonomik kriz çözülebilir.

Gerçek şu ki, grup “kazansa” bile Çin’le gerginliklerin artması G7’nin gerçek çıkarlarına en küçük bir şekilde yararlı olmayacaktır. Aşikâr işaretler, önemli olanın küresel ekonomiyi kazanmak veya açmak değil, bunun devamlı olması olduğunu gösteriyor. Giderek artan bir şekilde, Çin ile rasyonel ve gerçekçi bir şekilde çalışmak için sıfır toplamlı bir oyunu terk etmek müdahaleci olmayanlara düşüyor. Böyle bir koordinasyon ile iş birliğinin olmaması orta ve uzun vadede diğer küresel krizleri aşmak için gösterilecek kolektif çabaları zayıflatabilir.