CGTN / Bobby Naderi

İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) yetkililer, her iki ülkeyi de İran nükleer anlaşması, yani Ortak Kapsamlı Eylem Planına (JCPOA) uymaya nasıl yeniden döndüreceklerini müzakere etmek için bugün Viyana’da bir araya gelecekler.

Uzun zamandır beklenen bu buluşmaya ilişkin karar, cuma günü İran ile geri kalan JCPOA imzacıları Çin, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’yı temsil eden yetkililer arasında sanal ortamda yapılan toplantı sırasında alındı.

Avrupa Birliği (AB) daha sonra yayımladığı bildiride, “katılımcıların, ilgili uzman gruplarının toplantıları da dâhil, yaptırımların kaldırılması ve nükleer uygulama önlemlerini net bir şekilde belirlemek amacıyla, Ortak Komisyon’un önümüzdeki hafta Viyana’da toplanmasını kabul ettiklerini” kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, müzakerelerin “ileriye doğru sağlıklı bir adım” olduğunu belirterek, “Önümüzde zor tartışmalar olacağı için hemen bir ilerleme kaydedilmesini beklemiyoruz.” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, görüşmelerin amacının “Tüm yaptırımların planlı bir şekilde kaldırılması için nükleer tedbirlerin hızla sonuçlandırılması ve ardından İran’ın aldığı tedbirlerin durdurulması olduğunu ve ABD-İran görüşmesi olmayacağını” söyledi.

Şimdi soru, iki baş düşmanın uluslararası anlaşmayı canlandırmak için gereken adımları senkronize etmek amacıyla bir yol haritası üzerinde aracılar aracılığıyla müzakere edip edemeyeceğidir. Bu, ABD’nin 2018’den beri uygulanan tüm yaptırımları kaldırmasını ve İran’ın sivil nükleer programının faaliyetini JCPOA kapsamında belirlenen sınırlara indirmesini içeriyor.

İRAN’A YÖNELİK TÜM YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASI ZAMAN ALACAK

ABD’nin ekonomik yaptırımları ve bankacılık kısıtlamaları devam ederken İran’ın Viyana görüşmelerine katılmaya istekli olması başlı başına bir tavizdir. Soru, Biden yönetiminin, özellikle Kongre’den gelen iç baskılar karşısında orijinal anlaşmaya geri dönmeyi kabul edip etmeyeceği ya da füze programının ve bölgesel faaliyetlerinin sona erdirilmesi gibi Tahran için kabul edilemez daha katı bir anlaşma talebinde bulunup bulunmayacağıdır.

Bu sorunun sadece bir kısmı. Yaptırımların kullanılması önemli bir ABD dış politika aracıdır ve İran’a yönelik tüm yaptırımların kaldırılması zaman alacaktır. Bu yaptırımlar, İran’a yönelik yaptırımları kontrol eden ve uygulayan Hazine Bakanlığının Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından yönetilmektedir. Kongre tarafından denetlenen OFAC’ın belirtilen amacı, bölgesel ve ulusal güvenlik hedefleri için bölgede İran’ı kontrol altına almak için varlıkların bloke edilmesini ve ticaret kısıtlamalarını kullanmaktır.

Biden yönetimi, yalnızca geçici olarak yaptırımlardan feragat edebilir veya kaldırabilir. Bunun gerçekleşmesi için Biden’ın, İran’ın bölgesel faaliyetleri, insan hakları ve füze programıyla ilgili yaptırımların devam edeceğini açıkça belirten Kongre’den izin alması gerekiyor.

Sonuç olarak, Başkan Biden ve yönetimi önümüzdeki hafta yapılacak görüşmelerden sonra yaptırımları kaldırmaya çalışırsa, bu onlar için kolay olmayacak. Biden, 2015 nükleer anlaşmasına yeniden katılma isteğini dile getirdi, ancak bu, Kongre ve diğer faktörler nedeniyle zorlayıcı olabilir.

Bu arada İran, JCPOA’ya geri dönmek için uygulanan “tüm yaptırımların” derhal kaldırılması da dâhil olmak üzere daha elverişli koşullar talep etti. Bu nedenle, teknik olarak Biden’ın tüm yaptırımları kaldırmasını engelleyecek hiçbir şey olmasa da, öncelikle Kongre ile ve yurt içinde çözülmesi gereken siyasi engeller var.

KONGRE GERÇEĞİ GÖRMEZDEN GELİYOR

Tercümesi, ABD, Kongre ne derse veya İran karşıtı lobi gruplarının iç baskısı altında olması durumunda İran’a her zaman yaptırım uygulayabileceği şeklindedir. Bu yeni bir fenomen değil. İran Nükleer Anlaşmasını Gözden Geçirme Yasası’nın (2015) kabul edilmesi, Kongre’nin, yönetimin İran’a karşı yaptırım yetkilerini kullanma kabiliyetine kısıtlamalar getirme rolünü oluşturmuştur.

Kongre her zaman bu rolü benimsemiştir ve Biden yönetiminin yaptırımların kaldırılmasıyla ilgili İran’a gönderdiği mesajı şimdi karmaşıklaştırabilir. Eğer Biden yaptırım politikasını değiştirmeye karar verirse ve verdiğinde, bir başkanlık emriyle mevzuatı güncelleyebilir. Mevcut durumda, Viyana’daki herhangi bir diplomatik ilerlemeye rağmen, İran’ın füze programını desteklemek veya bölgesel faaliyetlerini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu mali kaynakların reddedilmesi bağlamında ekonomik yaptırımların uygulanabilirliği konusunda Kongre’de güçlü bir fikir birliği var.

Bankacılık kısıtlamaları gibi mevzuat, Tahran için bankacılık kanallarını kesmede ABD tarafından hâlihazırda üstlenilen girişimlere dayandırılıyor. Mesaj, İran’ın Kongre söz konusu olduğu sürece resmi bankacılık bağlantılarına sahip olamayacağıdır. Gayet açık. Kongre kesinlikle gerçeği görmezden geliyor ve sorunu ele almak, İran’ın terör eylemlerine destek olduğu iddiası, zayıf insan hakları sicili, füze geliştirme programı ve bölgesel istikrarsızlıktaki rolü gibi tüm sorunları çözmeyecek veya ele almayacaktır. Öte yandan, daha tutarlı bir Kongre yaklaşımı, Biden yönetiminin önümüzdeki hafta İran’a nasıl bir işaret göndereceğine yardımcı olabilir.

Bütün bunlar güçlü bir şekilde cesaretlendirilmiş bir Kongre’nin Viyana’da bölgesel barış ve küresel güvenlik yararına olan yeni bir anlaşmaya varma çabalarını karmaşıklaştırabileceğini göstermektedir. ABD milletvekilleri tarafından empoze edilen ek zorluklar olmasa bile böyle bir anlaşmaya varmak zor olacaktır.