Hüseyin Vodinalı

Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesi İdlib eksenindeydi.

2 lider, pandemi ortamında tüm riskleri alarak 3 saatten fazla yüz yüze görüştü.

 Görüşme basına tamamen kapalıydı.

İdlib üzerine olduğu ise açıkça belliydi.

Çünkü son dönemde İdlib, yani Suriye’deki küçük Afganistan çözülmeyi bekleyen bir Gordion Düğümü gibi orta yerde duruyordu.

Çin, Rusya, Suriye, Irak, Türkiye ve bilumum Asya ülkelerinin aleyhinde toplaşan teröristler adeta saatli bomba gibi orada patlamayı bekliyor.

Türkiye ile Rusya’nın İdlib anlaşmasında ise sorunlar var.

Moskova, Türkiye’yi anlaşmayı uygulamamakla suçlarken, Türkiye de Rusya’yı sivilleri vurmakla eleştiriyor.

Ancak son haftalarda Rusya, İdlib ve çevresini havadan bombalamaya başladı.

Son gelen bilgilere göre, Suriye ordusu da devreye girdi.

Bölge uzmanı eski asker ve akademisyen Ünal Atabay’a göre, Rusya ve Suriye güçleri, kritik M-4 yolu güneyi ile İdlib’in derinliğinde Barişa bölgesini yoğun bombardımana tutmaya başladı.

Bölgede 37 bin civarında radikal islâmi terörist grup var. Bunlar, selefi El Kaide ve IŞİD türevi HTŞ, TİP, Hurras vb. Amerika tarafından desteklenen terör örgütleri.

Bunların üçte ikisi yabancı yani Suriye dışından.

Soçi’de Putin’in, Erdoğan’ı İdlib konusunda ikna ettiği anlaşılıyor.

Soçi sonrası, Türkiye’nin bu grupların tasfiyesi için Rus ve Suriye güçlerine yardımcı olacağı yönünde gelişmeler sahada gözleniyor.

Amerika’nın perde arkasından desteklediği terör örgütü Hayat Tahrir el Şam (HTŞ), petrol rantının üzerinde oturuyor.

Günlük 275 tanker civarında Suriye akaryakıtını çalıp satıyor.

Yılda bir milyar doların üzerinde gelir sağlıyor.

RUSYA’NIN OYUN PLANI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, usta bir satranç oyuncusu olmakla tanınıyor.

Putin, olaylara ekonomik değil, stratejik açıdan bakan bir devlet adamı.

Planlarını kısa vadeli değil orta ve uzun vadeli yapıyor.

2015’t Suriye’ye girerken, herkes Rusya’yı bir batağa sürüklediğini düşünüyordu.

Ama sonuç öyle olmadı.

Putin, bu yılın haziran ayında Cenevre’de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Biden ile çok önemli bir görüşme yaptı.

Buna bazıları 2. Yalta Konferansı yakıştırması bile yaptı. 

Bu görüşmede Suriye de masadaydı.

Putin, iş birliği halinde Biden’a Afganistan ve İran konularında yardımcı olma vaadinde bulundu.

Biden’ın Afganistan’dan apar topar çıkmasından sonra, sıra Suriye’ye geldi.

Eli güçlenen Putin, İdlib üzerinden harekete geçti.

Bölgedeki gözlemcilerin iddialarına göre, Putin ve Biden bir mutabakata vardı.

Bu iddialara göre, Amerikan kuvvetleri Irak ve Suriye’den çekilecek, Türk kuvvetleri Kuzeybatı Suriye’den (İdlib) çıkacak, İran Suriye’den ayrılması karşılığında yaptırımlar kalkacak, İsrail de burnunun dibindeki İran’dan kurtulma karşılığında Golan bölgesini (veya bir kısmını) Şam’a iade edecek ve nihayet batık durumdaki Lübnan, Rusya ve Suriye tarafından “yönetilecek”.

Dikkat ederseniz, Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinden kısa bir süre önce bu kez Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Moskova’da Putin ile bir araya geldi.

O görüşme de Soçi gibi basına kapalıydı, bilgi sızmadı.

Ancak Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Russia Today’in Arapça versiyonuna, Beşar Esad’ın Moskova ziyaretiyle ilgili yaptığı açıklamada, Rusya’nın nihai amacının Suriye’nin tamamını tüm yabancı güçlerden kurtarmak olduğunu söyledi.

Şam’da yaşayan Fransız gazeteci Thierry Meyssan’a göre Mayıs 2022’de düzenlenecek Lübnan seçimleri çok önemli.

Meyssan şu iddiaları diye getiriyor:

“Görünen o ki Moskova, Mayıs 2022’de düzenlenecek Lübnan genel seçimleriyle birlikte hem Suriye’yi hem de Lübnan’ı denetleyecek. Washington sözünü tutmazsa, Suriye, Rusya’nın merkezinde olduğu askeri ittifak olan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) kabul edilebilir. Bu durumda Moskova’nın Şam’a verdiği destek, Suriye’nin dosttan müttefikliğe geçmesiyle birlikte çarpıcı biçimde artacaktır. Suriye’nin güvenliğine yönelik herhangi bir saldırı, Rusya’nın güvenliğine yapılmış bir saldırı olarak kabul edilecektir.”

Putin’in işini kolaylaştıran bir önemli faktör de İsrail’deki hükümet değişikliği oldu.

Naftali Bennett hükümeti bileşenleri, tüm keskin söylemlerine rağmen, Suriye’deki silahlı grupları desteklemeye son vermek konusunda anlaştı. 

Biden-Putin olası anlaşması Amerika’da ciddi bir çalkantıya yol açmış gibi gözüküyor.

ABD ile Rus Genelkurmay Başkanları Mark A. Milley ve Valeri Gerasimov, 21 Eylül’de Helsinki’de yaptıkları gizli toplantıda, Suriye sorununu da ele aldı.

Ancak bu görüşmeden 6 gün sonra Orgeneral Milley, ABD Başkanı Joe Biden’ın iddiasının aksine kendisi ve diğer komutanların, Afganistan’da 2 bin 500 asker bırakılmasını tavsiye ettiklerini ancak bunun kabul edilmediğini ve çekilme sürecinin ülke itibarına zarar verdiğini söyledi.

Bu açıklamayla beraber, Pentagon ile Beyaz Saray’ın Afganistan’dan sonra Suriye ve Irak’ta da çeliştiği yorumları yapıldı.

Sadece Pentagon da değil, CIA ve diğer derin Amerikan kurumları Biden’ın verdiği sözleri baltalamak için ellerinden geleni yapıyor.

Türkiye üzerinden Suriye, Ukrayna, Kırım ve Azerbaycan sahalarında istikrarsızlığa oynuyorlar.

Özellikle Türkiye’deki Atlantikçiler, Ukrayna üzerinden Rusya’yı fazlasıyla rahatsız ediyor.

Bunun yanıtı ise ilginç biçimde İran’dan Azerbaycan sınırında tehditkâr bir tatbikatla geliyor.

Azerbaycan’ın Karabağ zaferiyle yolu açılan Zengezur koridoru, Türkiye ve tüm Orta Asya Türk Cumhuriyetleri için çok önemli.

Bu hat, Çin’den başlayan Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin Orta Koridoru’nun (yani eski İpek Yolu rotasının) Türkiye üzerinden Akdeniz’e açılması demek.

Rusya ve İran, İsrail ile iş birliği yapan Azerbaycan ve NATO’ya bağımlı kalmakta ısrarcı olan Türkiye’yi Shanghai İş Birliği Örgütü’ne çekmek için çalışıyorlar da diyebiliriz.  

Çünkü Rusya ve İran, geçen yıl Azerbaycan’ın Sorosçu hükümetle yönetilen Ermenistan’ı yenmesine ses çıkarmamış hatta kolaylaştırıcı dokunuşlar yapmıştı.

Türkiye, her ne kadar Batı’dan tamamen dışlanma aşamasında olsa da sinir sistemi hala Atlantik eksenli çalışıyor.

Bunu en iyi bilen siyasetçilerden biri, Vladimir Putin.

Putin, Batı dünyasının en zayıf döneminden yararlanıp Batı Asya’daki Atlantik yapılarını söküp atmaya kararlı gibi görünüyor. (Ve elinde bir hayli çok koz var diyebiliriz)

Bunun ilk adımı da İdlib’de atılacaktır.

Soçi’deki görüşmeden benim çıkaracağım sonuç budur.

KAYNAKLAR:

https://www.voltairenet.org/article214204.html

https://asiatimes.com/2021/09/putin-and-erdogan-take-each-others-measure/