Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Ertuğrul programda aşı politikaları ve pandemi sürecinde okullardaki tabloyu değerlendirdi.

Vaka ve vefat oranlarının düşmemesinin birkaç nedeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, insan hareketlerinin pandemi öncesine döndüğünü hatırlattı.

“TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIKTA YÜZDE 70’İN ÜZERİNE ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

İnsanların dışarıda tamamen serbest biçimde dolaştığını belirten Ertuğrul’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Delta varyantı şu anda hâkim suş, çok çabuk yayılabilen bir suş. Şu anda yeterli bağışıklığa ulaşamadık, hâlâ toplumun önemli bir bölümü hastalığa karşı duyarlı ve bu nedenle de virüs rahat bir biçimde yayılma ortamı buluyor.

Toplumsal bağışıklıkta yüzde 70’in üzerine çıkmamız en azından gerekiyor. Ama Delta varyantı ile birlikte aşıların etkinliğinde düşüş yaşamaya başladık, şimdiki oranın yüzde 80’e çıkması gerekiyor, diyen istatistiksel çalışmalar var. Biz buna en azından yüzde 70-80 diyebiliriz.

Hızlı antijen testlerinin tarama testleri olarak kullanılmasından yanayım. Bunu özellikle okullarda, üniversitelerde, toplu iş yapılan yerlerde antijen testleri mutlaka yapılmalı. Onun dışında PCR testlerimizin oranı çok düşük, bunu artırmanın yolu düzgün bir biçimde filyasyon yapabilmek. Bizim salgının başladığı dönemdeki filyasyon çalışmalarımız tamamen ortadan kalkmış durumda. Biz sadece şu anda filyasyon olarak hastayı bulup, ona ilaç bırakıyoruz. Aşının olmadığı dönemlerde, Güney Kore ve Çin bunu çok güzel yapmıştı, bu tür başarılı çalışmalar sayesinde hastalık orada kontrol altına alınmıştı.

Yoğun bakımlarda aşısız olan insanlar var. Aşısızların oranı yoğun bakımların içinde yüzde 90’a çıkıyor. Total hastalananlar içinde de yüzde 80-85’ler civarında. Bu yazın ortasından itibaren ben dâhil birçok bilim insanı şunu söyledik, önümüzdeki dönem aşısızların salgını olacak, aşısızların pandemisi olacak. Zaten karşımızda da böyle bir tablo var. Şu anda günlük açıklanan 30 bine yakın vakaların da çoğunluğu aşısız olanlar.

“INFLUENZA SENEDE İKİ ZİRVE YAPAR”

Influenza senede iki zirve yapar. Birincisi ekim-kasımda yapar, ikincisi de şubat ayında yapar. Önümüzdeki ay böyle bir dalgayı bekliyoruz. Geçen sene bunu yaşamamızın nedeni pandemi nedeni ile insan hareketliliğinin en aza inmesi. Dışarıda da maskelerin sürekli kullanılmasıydı. Influenza da damlacık yoluyla kişilerin yakın teması ile bulaşıyor. Ama bu sene artık öyle değil, her şey normale dönmüş gibi görünüyor. Doğal olarak bu sene zirveleri yaşayacağız belki de daha ağır bir biçimde yaşayacağız. O nedenle Covid-19 aşısından bağımsız olarak risk grubundakilerin mutlaka grip aşısı olmasından yanayım. Sağlıklı bireyler de 5 gün ateşli bir biçimde yatakta yatmamak için gidip aşısını olabilir. Sağlıklı genç erişkinlerde böyle bir seçim hakkı olabilir, fakat risk altındakilerin grip aşısı olması gerekir. Her iki aşı, Covid-19 ve grip aşısı aynı gün olabilir. Aşının yan etkisi var, deniliyor. Bu tür durumlarda hangisine karşı yan etki geliştiğini daha iyi ayırt etmek için aralarına 14 gün süre vermek daha doğru olabilir.

“OKULLARA ÜCRETSİZ ANTİJEN TESTLERİ SAĞLANABİLİR”

Sağlık Bakanlığı, ‘Şu anda 400 bin hastamız var ve bunların yüzde 25’i çocukluk grubundan.’ dedi. Aslında bu yüksek bir sayı. Bunun temel nedeni de siyasi otoritenin sorumluluğunda olan bir işin yeterince yapılmamasından kaynaklı. Okulların açılması gerektiğini ama okulların pandemi koşullarına hazır hale getirilmesini dile getirdik. Okullarda hijyen koşullarının, havalandırmanın sağlanması ve yeterli temizlik personelinin sağlanması gerekiyor. Servislerde de yeterli servis sayısına ulaşması gerekiyordu. Bunların hiçbiri olmadı. Devlet okullarında yeterli personel alımı yapılamadı, bazen öğretmenler okulları kendileri temizlemek durumunda kaldılar. Yeterli temizlik malzemesi alınamadı. Okullara pandemi nedeniyle ayrılan bütçe öğrenci başına 35 lira civarında. Bu bütçe Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bin 500 dolar civarında, Hollanda’da 2 bin Euro civarında. Böyle durumda okulları açarsanız karşılaştığınız durum bu olur. Allah’tan çocuklarda bu hastalık hafif geçiyor. Ama ilerideki durumlarını bilemiyoruz, ileride nasıl komplikasyonlarla karşılaşacağız? Bu konuda siyasi otoritenin ciddi olarak eleştirilmesi, onların da bu eleştirileri ciddi alarak düzenlemeler yapması gerekiyor. Yapılacaklardan biri okullara ücretsiz antijen testleri sağlanması olabilir. Avrupa’da bu böyle çünkü. Almanya’da çok ucuza gidip üçlü antijen testi alabiliyorsunuz. Bir pozitiflik durumunda doğrulamak amacıyla PCR yapılabiliyor.”