Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, spor gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Behçet Üstün’ün açıklamalarından öne çıkanlar ise şöyle:

“Sporun bizi rahatlatacak bir şey olması gerekirken yaşanan gerginlikler ruhumuzu karartacak hale getiriyor. Hakem tartışmaları geçen hafta sonu oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçıyla birlikte iyice alevlendi. Federasyon da bunun üzerine bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada ciddi sıkıntılar görüyorum. Bu tartışmalar Ali Şansalan özelinde değil. Geçmiş sezonlarda da olan hakem sıkıntıları bu sezon tüm kulüpleri şikâyet etme noktasına getirdi. Hatta bu konuda Kulüpler Birliği, federasyon ile bir görüşme gerçekleştirmişti.

Federasyonun bunun üzerine birtakım eylem planları hazırlayıp kısa, orta ve uzun vadede bunu nasıl düzelteceğini açıklaması gerekirken hâlâ ‘yapacağız, edeceğiz’ şeklinde ifadelere başvurması üzücü. Olayın ciddiyetinin farkında olmadıklarını gösteriyor. İkinci paragrafta ‘Federasyonumuz da hakemlerimizin daha iyi olmaları ve en üst seviyeye gelmeleri için tüm imkânlarını seferber etmekte, onların başarısı için çaba göstermektedir.’ deniliyor. Bu zaten sürekli yapmaları gereken doğal görevleri. Bunu söylemek yerine ‘Evet, sıkıntılar var. Biz de bunu düzeltmek için şunları şunları yapıyoruz’ demelerini beklerdim. Bu söyledikleri havada kalıyor. Bir şey yapılıyorsa bunlar bugüne kadar niye etki etmedi?

KARARLARDA STANDART YOK

Arkasından şöyle devam ediyorlar: ‘Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Kulüpler Birliği arasında, Türk hakemliğini koruyacak ve katkı yapacak ortak çalışmaları belirlemek üzere hazırlıklarına devam etmektedir.’ Sezonun dokuzuncu haftasına girdik. Bu çalışmalarınız ne zaman bitecek? Sezon sonuna mı? Ardından da ‘Kulüplerimizden beklentimiz, sağduyulu değerlendirmelerde bulunmaları, hakem çalıştayında gerekli önerilerini sunmaları ve ivedilikle sahaya dönmeleridir.’ denmiş. Kulüpler zaten sahadalar. Onları sahanın dışına çıkartan sizin elemanlarınız. Suçu kulüplere atmak doğru değil.

Türkiye’de her alanda genel olarak adalete güvenememe sıkıntısı var. Bunun futboldaki yansıması da özünde taraftarlık ve tutkulu bir bağ olduğundan daha da büyük oluyor. Burada federasyona düşen görev, adil bir yapı sağlamak. Karttı, penaltıydı, bunlar da önemli olabilir ama asıl önemli olan kararlardaki tutarlılığı sağlamak olmalı. Kararlardaki standartlar isimden isime değiştiği gibi aynı hakemin aynı karşılaşmada on beş dakika arayla farklı uygulamalar yapması.

BU ÇETE NEREDE?

Bunları düzeltmek için çalıştaya gerek yok. Futbolun yapısal sorunları var. Kurullardaki başkanlar değişse de yönetimdeki bazı isimler sürekli aynı. Bu kadar şikâyet olan bir yerde, kamuoyunun genelinin başarısız olduğunu düşündüğü bir noktada aynı isimlerin olması ciddi bir problemdir. İki ay kadar önce Galatasaray Kulübü Başkanı Sayın Burak Elmas’ın federasyonda bir çete olduğu yönünde açıklamaları vardı. Bu açıklamalar kamuoyunu biraz hareketlendirmişti fakat unutuldu gitti. Şimdi bunun da açılması lazım. Bu çete nerede? Disiplin kurulunda mı? Hakem kurlunda mı? Yoksa federasyonun tamamını sarmış bir yapı mı? Bunların bir şekilde araştırılması gerek.

FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİL

Özellikle 3 Temmuz ile birlikte Türk futbolunun altına bir dinamit kondu. Taraftarlar kamplara bölündü ve bir nefret oluştu. Bu toplumun sinir uçlarıyla oynayan bir durum. Trabzonspor maçından sonra Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sayın Ali Koç’un, sonradan ‘sakin olun’a çevirdiyse de ‘gerekirse ayaklanırız’ demesi bir kıvılcımın nelere yol açabileceğinin göstergesi. Nihayetinde federasyonun açıklamasındaki kadar basit değil olay. Futbol sadece futbol değil. Çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Sorumluluklarının artık farkına varmaları gerekiyor.

HERKES KENARDA BİR GÜNAH KEÇİSİ TUTMAK İSTİYOR

Kulüp başkanları dediğimiz insanların hemen hemen tamamı iş insanı. Federasyon başkanı ve yöneticileri de öyle. Bunlar aslında arkadaşlar. Demeç savaşlarından sonra birlikte gidip, oturup yemek yiyebiliyorlar. Bu sorunları çok rahat çözebilecek noktadalar. Herkes biraz kendine yontuyor olayı. Olası bir başarısızlıkta suçu atabilecekleri bir günah keçisini bir tarafta tutmak istiyorlar. Belki de o yüzden çözülmüyor bu sorunlar.

BEŞİKTAŞ SPORTING KARŞISINDA DAHA AVANTAJLI

Beşiktaş-Sporting Lizbon maçı iki yaralı takımın maçı olacak. Gruptan çıkma şansı sürüyor da olsa öncelikle grup üçüncülüğünü yakından ilgilendiren bir maç olacak. Sporting Lizbon aslında iyi bir takım. Onlarda beklenmedik bir derecede kötü başlangıç yaptılar. Her iki takım da gruptan çıkmak için bu maçı son şans olarak görecektir. Beşiktaş’ın artısı sakatlarının büyük oranda dönmesi ve elbette seyircisinin desteği olacaktır. Siyah beyazlıların bu maçı alacağını ve yoluna devam edeceğini düşünüyorum.

LOKOMOTİF MOSKOVA-GALATASARAY MAÇI HER SONUCA AÇIK

Galatasaray grubunda lider olan tek Türk takımı, ama puanlar 4-3-2-1 şeklinde. Temenni etmiyoruz ama Galatasaray’ın olası bir mağlubiyeti ve diğer karşılaşmanın berabere bitmesi durumunda 4-4-4-3 şeklinde bir puan tablosu oluşacak. Şu aşamada bu grupta her şey mümkün. Galatasaray ligde kötü oynuyor fakat kazanıyor. Avrupa’da da tam tersi bir durum var. Daha organize bir futbol oynuyorlar. Moskova zor bir deplasman. Her skora açık bir maç.

FENERBAHÇE’NİN “KOLAY” GÖZÜKEN RAKİPLERE TAKILMAK GİBİ BİR SABIKASI VAR

En kolay maç Fenerbahçe’ninki gibi gözüküyor. Grubun zayıf halkası Antwerp ile oynayacak sahasında. Fenerbahçe’nin geçmişten bugüne şöyle bir sıkıntısı var; daha güçlü rakiplere karşı daha iyi futbol oynarken ‘bunları rahat geçerler’ dediğimiz takımlara takılmak gibi bir sabıkası var. Antwerp maçı kâğıt üzerinde kolay gibi gözükse de bu nedenlerle endişemi rezerve ediyorum.  Ama doğal sonuç Fenerbahçe’nin maçı kazanması olacaktır.

VOLEYBOLDA BAHANELERE SIĞINMADAN İKİ-ÜÇ GÜNDE BİR MAÇLAR OYNANIYOR

Voleybolculara hayranlık duyuyorum. Futboldaki gibi ‘üç günde bir maç yapıyoruz’ bahanesine sığınmadan sürekli oynuyorlar. Milletler Ligi, Olimpiyatlar ve Avrupa Şampiyonası’ndan sonra ligler başladı ve iki-üç günde bir maçlar oynanıyor. Sultanlar Ligi’nde namağlup üç takım kaldı: Fenerbahçe Opet, PTT ve Türk Hava Yolları (THY).  Sezon başlarken bir numaralı şampiyonluk adayı VakıfBank’tı. Arka arkaya Eczacıbaşı ile oynadıkları maçlar biraz yıprattı bu kısa sürede.

Vakıfbank-Fenerbahçe Opet maçının ilk iki seti çekişmeli geçti. Ardından Terziç’in biraz da mecburen Naz Aydemir Akyol’u pasöre almasıyla oyunun akışı değişti. Arina’nın da büyük katkısıyla rahat bir galibiyet aldı, Fenerbahçe. Erkeklerde de Fenerbahçe HDI Sigorta ve Arkas set dahi vermediler. Ayrıca Sorgun Belediyesi ve maç eksiği olmasına karşın Halkbank namağlup durumdalar. Çekişmeli bir sezon olacağı şimdiden belli.

FENERBAHÇE BEKO’DAKİ SON BİR HAFTADAKİ DEĞİŞİM İNANILIR GİBİ DEĞİL

Fenerbahçe Beko-Anadolu Efes maçının önemi biraz Euroleague’den geliyordu. Geçen sezonun şampiyonu Anadolu Efes dörtte sıfır ile başladı sezona. Son dönemde Anadolu Efes’in Fenerbahçe Beko’ya karşı büyük üstünlüğü vardı. On karşılaşmanın dokuzunu kazanmışlardı. Dört sıfırın izlerini silmek, biraz moral kazanabilmek için çıkmışlardı sahaya. Fakat Fenerbahçe Beko’daki son bir haftalık değişim inanılır gibi değil

Fenerbahçe Beko-Anadolu Efes’e göz açtırmadı, desek yeridir. Fenerbahçe Beko 90 sayıya ulaştı ama bunu savunmasıyla yaptı, diyebilirim. Savunmada kazanılan topların çok hızlı bir şekilde hücuma döndürülmesiyle böyle bir fark oluştu. Anadolu Efes’te Larkin ile Ergin Ataman arasında sorun var gibi. Simon ve Micic’in yokluğu da Anadolu Efes’i çok etkiledi. Her iki kulübe de Euroleague’de başarılar diliyoruz.”