China Daily / M.D. Nalapat

NATO üyesi ülkelerin bazı liderleri, Eylül 2021’den bu yana, “Maidan devriminden sonra” Ukrayna’nın hemen Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya katılabileceğini söyleyerek, 2014 yılında yaptıkları hatayı tekrarlıyordu. Bu liderler bunu yaparak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in birçok vesileyle açıkça söylediği gibi Rusya’nın tarafsız Ukrayna’dan farksız bir şey istemediği gerçeğini görmezden geldiler. 

Birçok kimse Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in selefi Petro Poroşenko’nun hatalarını tekrarlamamasını ve Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağını açıklamasını bekledi. Ancak Zelenskiy bunu yapmadı.  

Sokak gösterilerinin 2014 yılında Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in seçilmiş hükümetinin devrilmesine yol açması ve Yanukoviç’in Kremlin’in bir ajanı ilan edilmesinden sonra Poroşenko’nun politikaları Kırım krizine yol açtı ve Rusça konuşan insanların olduğu Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesinde özellikle Lugansk ve Donetsk’te sorunları kötüleştirdi. 

NATO RUSYA İLE BİR “VEKÂLET SAVAŞINA” GİRDİ

Kırım referandumla 2014 yılında Rusya’ya katılmayı kabul ettikten sonra bile ne Ukrayna ne de NATO Moskova’nın uyarılarını dinlemedi. Sonuç olarak, Ukrayna’da iç siyasi mücadele yoğunlaşarak, Şubat 2022’de Lugansk ve Donetsk bölgelerinde Rusya-Ukrayna çatışmasına yol açtı. Putin, 24 Şubat’ta Ukrayna’da “özel askeri operasyon” düzenlenmesi talimatı verdi. Ve 2014 yılında olduğu gibi NATO bir kez daha, Rusya ile çatışmada Ukrayna’ya katılmayı, hatta belki de Rusya, Irak ya da Libya olmadığı için Rusya’ya karşı uçuşa yasak bölge uygulamayı reddetti. 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki NATO güçleri, neredeyse 20 yıl süren savaştan sonra Ağustos 2021’de Afganistan’dan çekilmesinden bu yana Rusya gibi güçlü bir rakiple karşı karşıya gelmeye hazır değildi. Yine de NATO, Rusya’da bir rejim değişikliğini etkilemek için çatışmayı kullanmak umuduyla Kiev yönetimini Moskova’ya karşı kışkırtarak Rusya ile bir “vekâlet savaşına” girdi. ABD ile Birleşik Krallık önderliğinde, NATO ve AB üyeleri, Rusya ekonomisini zayıflatmak ve hatta Mısır’da Hüsnü Mübarek ile Ukrayna’da Yanukoviç’in zorla iktidardan indirilmesine benzer şekilde halk ayaklanmaları yaratmak amacıyla Moskova’ya yönelik yaptırımlar uyguladı. Batı aynı taktikleri Belarus ve Kazakistan’daki hükümetleri yıkmak için de denedi, ancak kısmen Rusya’nın müdahalesiyle iki ülkede de başarısız oldu.

Şimdi Rusya liderliği yerine, diğer ülkelerde birkaç Batı yanlısı hükümet artan fiyatlar ve Rusya-Ukrayna çatışmasının yol açtığı tedarik aksaklıkları yüzünden devrilmelerine yol açabilecek halk ayaklanmalarıyla karşı karşıyalar. Asya ekonomileri özellikle, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların sebep olduğu emtia fiyatlarındaki hızlı yükselişten kötü etkilendiler. 

ABD, RUSYA İLE VERİMLİ İLİŞKİ KURMALI

Ekonomisini dönüştürme ve milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarma sürecindeki gelişmekte olan bir ülke olarak Hindistan, Batı’nın Rusya’ya karşı yaptırımlarının sonuçlarından kötü etkilenecek. Hindistan’ın, NATO’nun Rusya’ya karşı kinetik hale gelebilecek kinetik olmayan bir savaş yürütmesine karşı olmasının sebeplerinden biri budur. Hindistan, uluslararası ilişkiler söz konusu olduğunda kendi kırmızı çizgilerine sahip bir ülkedir ve NATO’nun Rusya’ya karşı stratejisini desteklemek için bu çizgiyi geçmeyecek.  Dolayısıyla, ABD’nin Ukrayna’da kötüleşen insani krizi önlemek ve çatışmaları sona erdirmek için Rusya’ya karşı yürüttüğü vekâlet savaşına katılması amacıyla Hindistan’a baskı yapmak yerine Rusya ile çalışması ve verimli ilişki kurması çıkarına olacaktır. 

ABD baskısı altında Japonya ve Avustralya, Hindistan’ın Rusya’ya yönelik politik tutumunu değiştirmek için ABD’ye katıldılar, ancak başarısız oldular. İki yüzyıl sömürgeci baskıya katlanan 1,3 milyar insandan fazla nüfusa sahip bir ülke, ne kadar güçlü olursa olsunlar dış güçlerin önemli çıkarlarına karşı olmasına izin vermeyecektir.

ABD, AVRUPA HALKININ ÇIKARLARINA ZARAR VERİYOR

Rusya ile Hindistan arasında 2000 yılında imzalanan ve 2010 yılında genişleyen özel ve stratejik ortaklık anlaşması, Rusya-Hindistan ilişkilerini belirlemeye devam edecek. ABD Başkanı Joe Biden, dünyanın halen 1980’lı yılların sonlarında sıkışıp kaldığını farz ediyor. Başka niçin Rusya’ya, ABD’nin Sovyetler Birliği’ne davrandığından daha bile kötü davransın ki? Washington, AB ülkelerini Irak, Libya ve İran örneklerinde olduğu gibi, Rusya’yı cezalandırmak amacıyla tasarlanmış önlemlerin sonuçlarına katlanmaya zorlayarak, Rusya Federasyonu’nun stratejik ve ekonomik potansiyelini yok etme gündemini devam ettirmek için Avrupa halkının çıkarlarına zarar veriyor. 

Hindistan, NATO liderlerine açıkça ifade edildiği gibi NATO’nun Rusya’ya karşı herhangi bir adımına katılmayacak. Batılı liderlerin, özellikle NATO liderlerinin, Rusya ile karşı karşıya geldiklerinde bütün ülkelerin kendilerini desteklemediğini ve dolayısıyla Ukrayna ile Rusya halkının gelecekteki ilişkilerine kendilerinin karar vermesine izin vermesi gerektiğini idrak etmeleri daha iyi olacaktır.