CGTN / Xin Ping

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  kendi “Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesinin” (IPEF) bölgeye refah getireceğinin borazanlığını yapıyor. Ama bunun tek amacı salgın sonrası bir toparlanmayı, kalkınmayı ve bölgenin refahını desteklemek yerine “Hint-Pasifik Stratejisini” ve ABD’nin kilit çıkarlarını geliştirmek. Asya ülkelerinin çerçevenin yaratacağı “dört D” diye özetlenebilecek olumsuz sonuçlara karşı kendilerini hazırlaması gerekiyor.

IPEF bölge ekonomilerini alternatif tedarik zincirlerine bağlanarak Çin pazarından “kopmalarını” teşvik için yaratıldı. ABD bunun Çin’in bölgesel ticari ve tedarik sistemlerinden izole edilmesine yardımcı olacağına inanıyor. Bu asıl olarak bu bölgede açık jeopolitik ve ideolojik niyetlerle, çok taraflılık ilkelerine aykırı kapalı, özel ve çatışmacı bir düzenleme yaratacak. ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai IPEF’i açıkça “Çin’den bağımsız bir düzenleme” diye tanımladı.

Çin’in bölgedeki ekonomik büyüklüğü ve etkisi ve ticaret sistemini yapay olarak parçalama ve tedarik zincirlerini kesmenin etkisi dikkate alındığında böyle bir düzenleme Asya-Pasifik’in birliği ve bölgesel ekonomik bütünleşmesine uygun olmayacaktır. ASEAN ülkeleri söz konusu olduğu sürece, ABD’nin Endonezya, Malezya, Singapur ve Vietnam’ı IPEF’e üye etmeye çalışırken Kamboçya, Laos, Myanmar ve Brunei’yi dışlamaya çalıştığı spekülasyonları var. Bu hiç şüphesiz ASEAN Topluluğu’nun gelişmesini etkileyecek ve ASEAN’ın birliğini zayıflatacaktır.

TEK TARAFLI EGEMEN EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ

ABD, ASEAN’ın merkeziliğini desteklediğini iddia ediyor ama IPEF açıkça ASEAN’ın tercih ettiği kapsayıcı bölgesel iş birliği tarzına çok az önem veriyor. Bunun gibi bir çerçeve sadece ASEAN’ın bölgesel mimarideki merkeziliğini zayıflatır ve zarar verir. IPEF’nin sayısal ekonomi, emek, piyasa denetimi, çevre koruma ve yolsuzlukla mücadele alanlarında ilan edilen yüksek standartları bazı ASEAN ülkelerindeki iç yasaların ve hatta uluslararası anlaşmaların oluşturduğu standartlardan çok yüksek. Bir anlamda, ABD bu ülkeleri ABD çıkarlarına hizmet etmek için belirli iç politikaları benimsemeye zorlayabilir. IPEF’in özel ve hatta cezalandırıcı kuralları Bölgesel kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ve Kapsamlı ve Gelişen Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması (CPTPP) gibi bölgesel serbest ticaret anlaşmalarında verilen sözlerle çelişebilir.

IPEF’e öncelik vermek ABD’nin “Hint-Pasifik Stratejisinin” 10 merkezi görevinden biri. ABD potansiyel olarak IPEF’i, bölge ülkelerinin arzu ettiği gibi karşılıklı açık piyasa erişimleri ve gümrük muafiyetlerine sahip bir gerçek serbest ticaret anlaşması olmaktan çok kendi “Hint-Pasifik Stratejisine” destek olmak ve tek taraflı bir egemen ekonomik iş birliğini düzenlemesi yaratmak için kullanmayı amaçlıyor.

Dolayısıyla bu bölgedeki çok taraflı mekanizmalar ve düzenlemelerin uzun zamandır takip ettiği açıklık, kapsayıcılık, eşitlik ve karşılıklılık ilkelerinden bir sapma.

GÜNEY KORE’NİN ABD İLE TİCARETİ ÇİN İLE TİCARETİNİN YARISI

ABD IPEF’i bölgesel müttefikleri ve ASEAN ülkelerini Çin’i kuşatmak için kendi yanına çekmek için kullanmayı umuyor olabilir ama bunun gerçekleşme ihtimali yok. Çin ve ASEAN birbirinin en büyük ticari ortakları. Japonya’nın Çin’e ihracatı ABD’ye olan ihracatıyla aşağı yukarı aynı ve Çin’den ithalatı ABD’den ithalatının iki katı. Güney Kore’nin ABD ile ticareti Çin ile ticaretinin yarısı. RCEP anlaşmasının bu yılın başında yürürlüğe girmesi ile birlikte, bölge ülkeleri arasındaki iş birliği potansiyeli daha da artacak.

ABD tekrar tekrar Asya-Pasifik ekonomik ve ticaret iş birliği konusundaki sözlerinden caydı: Obama yönetimi Trans-Pasifik Ortaklık (TPP) kavramını öne sürdü ama Trump yönetimi göreve gelir gelmez bu ortaklıktan ayrıldı. Şimdi de Biden yönetimi IPEF’i öne sürdü. Washington’ın politika belirmesindeki tutarsızlık sadece bölge ülkelerinin ABD’nin inanılırlığını ve politikalarının devamlılığını sorgulamasına neden olur. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacı olan Mary Farley’in belirtiği gibi, “halen Trump yönetiminin öngörülemez ve istikrarsızlaştırıcı politikalarından başı dönmüş olan Asyalı müttefikler, samandan evler gibi kolayca yıkılabilecek yeni yapılara çok bel bağlamaya isteksiz olabilirler.”