Global Times / Zhou Xin

IPEF: Nedir?

Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi (IPEF), uzunca bir süredir jeopolitik bir söylenti terimi olmuştur. Her şey, Ekim 2021’te Doğu Asya Zirvesi’nde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın video konferans aracılığıyla ülkesinin, bir Hint-Pasifik ekonomik çerçevesi geliştirilmesini araştıracağını açıklamasıyla başladı. Bu ekonomik çerçeve, ticaretin kolaylaştırılması, dijital ekonomi ve teknoloji için standartlar, tedarik zinciri esnekliği, karbondan arındırma ve temiz enerji, altyapı, çalışma standartları ve diğer ortak ilgi alanları etrafında ortak hedefleri tanımlayacak. Bu fikri teyit eden ABD’nin Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Jose W. Fernandez, daha sonraki bir röportajında ABD’nin APEC, ASEAN, Quad ve Hint-Pasifik İş Forumu gibi çok taraflı platformlarda ortaklarını IPEF ile ilgili olarak meşgul edeceğini söyledi. 

ABD, G20 Roma Zirvesi sırasında Japonya, Hindistan ve diğer aynı fikirdeki ülkelerle Küresel Tedarik Zinciri Esnekliği Zirvesi düzenlemek ve IPEF fikrini satmak için üst düzey yetkililerin Asya-Pasifik ülkelerini ziyaret etmesi dâhil olmak üzere yakında IPAF için ivmeyi artırdı. ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu’nda ABD’nin, Trans-Pasifik Ortaklığı Kapsamlı ve Aşamalı Geçiş Anlaşması’nın (CPTPP) ötesine geçen bölgesel müttefikleriyle bir ekonomik iş birliği çerçevesi oluşturmayı araştıracağını ve IPEF ile ilgili ortak açıklamanın Singapur, Avustralya ve Yeni Zelenda ticaret bakanlarıyla yapılacağını söyledi. 

IPEF’i Çin’den ayrı bir düzenleme olarak tanımlayan ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai, gelişmiş ülkelerin ve bölgedeki gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin IPEF’ye katılmasını umduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Endonezya Üniversitesindeki konuşmasında açık açık söyleyerek ve bu bağlamda Güneydoğu Asya ülkelerinde “görüşmeler yapacağını” belirterek, daha az kararlı olmadığını gösterdi. 

Geçen yıl boyunca, dünyaya ABD’nin dijital standartları, tedarik zinciri esnekliği ve benzerleri konusundaki “ihtiraslarına” ilişkin vaaz verildi. Ancak şimdiye kadar söylenenlere dayanarak bakıldığında, IPEF, yeni bir nitelendirme altında eski zırvalardan başka bir şey değildir. Örneğin yarı iletken tedarik zincirinin güçlendirilmesi zaten Quad’ın bir önceliğidir. Ve ayrıca bölgede dijital alanda ortak kurallar için birkaç örnek vardır.  

IPEF: NE İÇİN?

IPEF’nin, ABD’nin daha önce yetersiz kaldığı ekonomik alanda Hint-Pasifik Stratejisi’ni yürütmek için başka bir araç olduğunu söylemek doğru olur. Son yıllarda ABD, Çin’in hızlı ekonomik kalkınmasından ve diğer Asya ekonomileriyle ilişkilerini geliştirmesinden rahatsız oluyor. Amerikan Yatırım Enstitüsü’ne (AEI) göre, ABD’nin bölgesel ticaret gündeminin gerisine düşmesi, Asya stratejisinde bir boşluk yarattı. Ve Chatham House’un deyişiyle, Amerika’nın önemli bölgesel ticaret anlaşmalarında yer almaması, Çin’in CPTPP’ye katılım talebiyle dikkati çekiyor. 

“Çin” IPEF’nin satır aralarında yer almaktadır. Örneğin, “tedarik zincirini Çin’e daha az bağımlı hale getirmek” ve “Çin’in önemli teknolojilere erişimini önlemek” gibi. Politika yönü özünde, dâhil etmeden çok dışlama, bütünleşmeden ziyade tecrit etme ve iş birliğine nazaran çatışmadır. Hatta öyle ki bazı uluslararası uzmanlar bunu, Hint-Pasifik Stratejisini tamamlamak için güçlü bir siyasi gündeme sahip “Önce Amerika” bakışının başka bir versiyonu olarak görüyorlar. Günün sonunda, IPEF, Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik büyümeye olanak sağlayacak yeni bir platformdan ziyade, daha çok Amerika’nın jeopolitik ve ekonomik amaçlarına hizmet edecek yeni bir silahtır. 

ABD, AUKUS, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD), Beş Göz (FVEY) ve G7 ile askeri ve güvenlik boyutlarında Hint-Pasifik Stratejisi’ni desteklemek amacıyla bölgesel müttefiklerini ve ortaklarını bir araya getirmek için sıkı çalıştı. Ancak bu gerçekte bölge ülkelerinin gerçekten istediğinin tam tersi yönde gidiyor: sağlam ekonomik gelişme, daha iyi geçim kaynakları ve daha büyük sosyal istikrar. Bunun için “Amerika geri geldi” ifadesi, bölge ülkelerinde sıcak karşılanmadı, ancak bunun yerine ABD’nin bölgesel istikrara zarar verdiğine, silahlanma yarışını kızıştırdığına ve nükleer silahların yayılması risklerine dair endişeyle karşılandı. Bu, ABD’nin Hint-Pasifik Stratejisi’ni parlatmasının ve IPEF’yi bölge ülkelerinin önünde asılı “havuç” şeklinde özel olarak hazırlamasının nedenidir. 

Yine de baş döndürücü Amerikan girişimleri duygusal tükenmişlikten başka bir şeye yol açmadı ve yapmacıklık bölge ülkelerinin herhangi bir ilgisini zor bela çekiyor. Amerika ezici bir Covid-19 salgını ve durgun ekonomik toparlanma, yüksek enflasyon ve rekor kıran bütçe açığı gibi içerdeki baş ağrılarıyla mücadele ettiği için insan şunu düşünmeden edemez: ABD gerçekten IPEF’ye ne kadar harcayabilir? Bu büyük bir soru işareti. 

IPEF: BEKLENTİLER NELERDİR?

Öncelikle, ABD’nin iç politikasındaki sıkıntılar IPEF gündemini bastırıyor. Siyasi kutuplaşmayla, keskin iki partili çatışmalarla ve Biden yönetimi için ara seçimlerin baskının artmasıyla IPEF’yi Kongre’den geçirmek ve daha sonra uygulamaya koymak kolay bir iş değildir. Asya Toplum Politikası Enstitüsü (ASPI) Başkan Yardımcısı Wendy Cutler, “yönetiminin, diyalogların, ilkelerin ve iyi uygulamaların ötesine geçen, yine de ABD yasalarında değişiklik gerektiren uygulanabilir anlaşmalara dair somut girişimler geliştirmesine ihtiyaç olacağını” savundu. 

Diğer engel ise bölge ülkelerinin güvenini sağlamaktır. Amerika’nın “Hint-Pasifik” bölgesindeki ortakları, eşit sağlam bir ekonomik bölüm olmadan resmin tamamlanmayacağını vurguladılar. Bloomberg, Asya ülkelerinin, tüm çabanın yönetimin ABD piyasasına daha fazla erişimi sağlama isteksizliği ve acizliğinden dikkati başka yöne çekmek anlamına geldiği için anlaşılabilir bir şekilde korktuğuna işaret etti. Hatta belirli Japon yetkililer IPEF’nin “hiçbir şekilde olgunlaşmamış” olmasından şüpheleniyorlar.

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Başkanı Wang Yi’nin, 2021 yılındaki Kuşak ve Yol İnisiyatifi Uluslararası İş Birliği Forumu Danışma Konseyi toplantısında söylediği gibi, bir girişimi değerlendirmedeki ölçüt, eylem yönelimli olup olmadığı, kalkınmaya öncelik verilip verilmediği, açık ve kapsayıcı olup olmadığı ve ayrıca karşılıklı çıkarı gözetip gözetmediği olmalıdır.

İyisiyle kötüsüyle ekonomik küreselleşme hala yolunda gidiyor. Bu iş bölümü ve kazan-kazan iş birliğinin devam edeceği ve ekonomik iş birliğini siyasi ön koşullarla sonlandırmanın başarısızlığa mahkûm olduğu anlamına geliyor. Gerçekten oldukça açıktır. ABD aslında bizim bölgesel ekonomimize hizmet etmek ve güvenimizi kazanmak istiyorsa yapması gereken tek şey, zamanın ve bölgenin kalkınma eğilimlerini izlemek olacaktır. Ve kendi çıkarlarına hizmet etmek için egemenlik peşinde koşmada değil, iş birliğini ve kalkınmayı desteklemede samimi olmalıdır.