Analiz: Mehmet Emre Öztürk

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya ve Hindistan’dan oluşan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) Washington’da bir araya geldi. ABD Başkanı Joe Biden, Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Japonya Başbakanı Yoshihide Suga ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi toplantı sonrası yaptığı ortak açıklamada, “Hukukun üstünlüğü, seyrüsefer ve uçuş özgürlüğü, anlaşmazlıkların barışçıl çözümü, demokratik değerler ve devletlerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz.” ifadelerine yer verdi.

“Çin’in yükselişine karşı bir siper” olarak adlandırılan QUAD, zirvesinde de açıkça Çin’den bahsedilmemesi, gayrıresmi ittifakın henüz kurumsallaşma yolunda temkinli adımlar attığını bir kez daha göstermiş oldu.

QUAD VE AUKUS KARMAŞASI

Bir diğer önemli nokta ise zirvenin ABD, İngiltere ve Avustralya’nın AUKUS güvenlik anlaşması ardından gerçekleşmesi oldu. Çin’in büyüyen askeri varlığına karşı Hint-Pasifik bölgesinde nükleer denizaltı iş birliği sağlayan AUKUS anlaşması jeopolitik çıkarlar temelinde şekillenmiş bir “silah anlaşması” olarak karşımıza çıkıyor. Bu minvalde QUAD ve AUKUS karşılaştırmalarının teknik anlamda çok farklı olduğunu söylemek mümkün. AUKUS, Çin’in artan askeri gücünü caydırma girişimi olsa bile bunun tam tersi bir etkiye sahip olması da muhtemeldir. Batı’dan gelen tehditlere karşı, Çin’in askeri kapasitesini geliştirmek için daha fazla çaba göstermesi olası bir durum. Kara ve denizlerdeki egemenlik alanlarını korumak isteyecek olan Çin’in savunma alanında ataklar yapması için meşru bir alan ortaya çıkarılmıştır. Bu durum, Soğuk Savaş sırasındaki ABD-Rus silahlanma yarışına çok benzer bir süreci tekrarlama riskini taşımaktadır

Son liderler zirvesi ardından yapılan açıklamalar, QUAD’ın açık şekilde bir “Çin” ibaresi kullanmadan, Covid-19 ile mücadele için aşı iş birliği, Kuzey Kore nükleer sorunu, iklim, seyrüsefer özgürlüğü ve Kuşak Yol için bir alternatif olarak ortaya atılan “Mavi Nokta Ağı” için ortak çaba çağrısı yaptığı görüldü. Tüm bu çabaların “yükselen Çin” başlığından bağımsız olduğu söylenemez ancak QUAD ülkelerinin dış politika ve ticari hedefleri incelendiğinde farklı sonuçlar çıkarabilir.

BAYRAK TAŞIYICISI: JAPONYA

2016’da düzenlenen Altıncı Tokyo Uluslararası Afrika Kalkınma Konferansı’nın eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe yaptığı açılış konuşmasında, “Dünyaya istikrar ve refah verecek olan, iki özgür ve açık okyanus ile iki kıtanın birleşmesinden doğan muazzam canlılık olacaktır[1].” sözleri 2019 yılında ABD’nin deklare edeceği “Özgür ve Açık Hint-Pasifik Stratejisi” için güven verecek bir mesajdı.

2001 yılındaki Japonya seçimlerinde Koizumi Junichiro’nun başbakan seçilmesi ile Liberal Demokrat Parti (LDP) içinde yeniden canlandırılan muhafazakâr bir blokun, hükümetteki en üst siyasi pozisyonları ve dolayısıyla genel politikayı ele geçirmesi Japonya siyasi tarihinde dönüşümlere yol açmıştır. Koizumi’den bu yana LDP’nin dört başbakanından üçünün partinin daha muhafazakâr kanadından geldiği söylenirken siyasi kanatta ideolojik olarak neo-muhafazakârlar olarak anılmaktalar. Bu kadroya Shinzo Abe ve halefi Başbakan Suga Yoshihide de dahil ediliyor. LDP’nin neo-muhafazakâr kadroları, Japonya’nın uluslararası ilişkilerdeki rolüne ilişkin farklı bir süreç izliyor. 2001 sonrası döneme bakıldığında, neo-muhafazakârlar savaş sonrası Japonya’nın pasifist ideolojisinden nefret ederken, savaş öncesi gelenekleri ve ulusun askeri gücünü öne çıkarmak istiyorlardı.[2] Proaktif bir güvenlik ve dış politika ile Japonya’nın daha sağlam bir imajını birleştirmeyi savundukları bilinmekte.

Mevcut Suga hükümetinin içinde bulunduğu kriz, QUAD’ın kazanımları ile iç politikayı dengeleyici unsurlar taşmıyor. Dahası hükümetin, Japonya Anayasası’nda ülkeyi savaşa girmekten men eden pasifist 9. maddeyi kaldırmaya yönelik girişimleri muhalefet ve kamuoyu tarafından hâlâ engelleniyor.

Bu yüzden Japonya siyasetinde son dört dönemdir hüküm süren neo-muhafazakâr grubun dış politikada ABD önderliğinde şekillenmiş bir proaktif politika girişimleri içeriden çok yaygın destek görmemiştir. Fakat, imparatorluk özlemleri içinde olan mevcut iktidar kadrolarının son görev gününe kadar, Hint-Pasifik’te ortak ideolojiye sahip olan ABD ile ortak hareket edeceği aşikârdır.

İTTİFAKIN SESSİZ ÜYESİ: HİNDİSTAN

Yeni Delhi’nin göreceli QUAD sessizliği, ittifaka olan ilgi eksikliği anlamına gelmiyor. QUAD’da bulunan Hindistan için durum diğer üyelere göre çok farklıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Bağlantısızlar Hareketi içinde bulunan Yeni Delhi yönetimi, farklı bir dünya arayışını temsil etmek istiyor. Nitekim Hindistan günümüzde ABD’nin müttefiki olmasına rağmen çekingen davrandığı konular oldukça fazladır.

Başbakan Modi’nin zirvede QUAD’ın “küresel iyilik için güç” rolünde çalışması yönündeki açıklamaları, Canberra ve Tokyo’nun bölgesel rekabet söylemlerine karşı daha ılımlı bir görünüm sergiledi.

Hindistan her ne kadar QUAD ile daha az bir meydan okuma stratejisi benimsemiş olsa da sınır anlaşmazlıkları olan Çin ile ilişkilerini dengeleyici boyuta getirmek için ABD öncülüğündeki ittifaklardan geri durmak istemiyor. Öyle ki, AUKUS’un açıklanması Hindistan’da Beyaz Saray’ın bir ilgi azalmasına işaret edip ettiği sorularını gündeme taşıdı. Bu endişeleri yakından izleyen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, kısa süre önce Hintli meslektaşı ile konuşarak, AUKUS’un QUAD’ı etkileyemeyeceğini söyledi. Ayrıca, güvenlik iş birliği için bölgedeki tek resmi anlaşma olan AUKUS, Hindistan ve Japonya’nın savunma ve güvenlik cephesinde imzalayamadıkları veya imzalamak istemedikleri taahhütleri veya faaliyetleri üstlenme baskısını da azaltacaktır. Bu durum iki ülkenin QUAD’a olan bağlılıklarını dolaylı yoldan artıracak etki yaratabilir.

BAYRAK TAŞIYICILIĞA YENİ BİR ADAY: AVUSTRALYA

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, QUAD’ı “büyük bir ortaklık” olarak nitelendirdi. Morrison, “Dörtlü, yaşadığımız bölgenin geleceğini önemseyen ortakları bir araya getiren, olumlu katkılar sağlayan çok pratik bir girişim. Basit tutmamız, odaklanmamız ve işi bitirmeye devam etmemiz gerektiği konusunda anlaştık.’’ diyerek QUAD ile bölgesel rekabette üstelenmek istediği rolü dile getirdi.

ABD’nin Asya-Pasifik’te başlayacak seçim süresince Avustralya ile geniş ittifaklılar yapması şaşırtıcı olmadı. Kırılgan demokrasilere sahip Güney Kore ve Japonya gibi ittifaklar ile daha önce yaşanan savunma anlaşmazlıkları, ABD’nin bölgede yeni askeri ortaklarını şekillendirmesine neden olmuştur. Hindistan, Güney Kore, Japonya gibi bölgesel ittifaklar Avustralya’dan farklı olarak kendi değerleri ile şekillenme yoluna giderken, Avustralya Batı değerlerine sahip bakış açısıyla İngiltere ve ABD ile ortak çıkar arayışlarına girebilme yeteneğine sahip.

Bu bağlamda AUKUS, Avustralya’nın bölgedeki yeteneklerini artırmak için tasarlanmış bir anlaşma olarak da değerlendirilebilir. Bu yeteneklerin artması bir şekilde QUAD’ın çabalarını tamamlayacaktır.

HİNT-PASİFİK’E YABANCI OLMAYAN BİR OYUNCU: İNGİLTERE

Brexit sonrası jeopolitik rekabette yer almak isteyen İngiltere, açık bir biçimde Avrupa blokundan ayrı duruş sergiliyor. AUKUS anlaşması ardından ortaya çıkan temelsiz soruların başında, “İngiltere Avrupalı dostlarını sattı mı?” geliyordu. İngiltere Brexit ile söylenen eylemi çoktan gerçekleştirmiş olup, ABD’nin müşterek askeri gücü olarak yeni bir düzende yerini almıştır.

Brexit ardından, Hint-Pasifik ekonomik iş birliklerine yoğunlaştığı görülmüştür. Avam Kamarası’nda 22 Temmuz 2021 tarihinde güncel olarak “Birleşik Krallık’ın Hint-Pasifik bölgesindeki ana çıkarları, tehditleri ve fırsatlar nelerdir?” sorusu tartışılmış ve şu yorum yapılmıştır:

“İngiltere, Hint-Pasifik’teki birçok ülke ile hâlihazırda güçlü diplomatik bağlardan yararlanıyor. Son zamanlarda dış politikamızı yeniden yönlendirme yönündeki baskı, bu ilişkilerin daha da güçlendirilmesini tetiklemelidir. Bölgedeki güçlü temeller inşa edeceksek, İngiltere geleneksel diplomasinin ötesine bakmak zorunda kalacak. Stratejik ekonomik yatırımlar, daha yakın askeri iş birliği ve yardım sağlanması, bu oturumda karara bağlanmalıdır.”[3]

Bölgede ABD ile birlikte güvenlik angajmanları için fırsat yakalayan İngiltere’nin önümüzdeki süreçlerde oluşacak Hint-Pasifik ittifaklarında yer alması muhtemel.

 

KAYNAKLAR

[1] https://www.mofa.go.jp/afr/af2/page4e_000496.html

[2] Miyazawa Kiichi ve Kosaka Masataka, Utsukushii Nihon e no Chosen [Challenge to Create a Beautiful Japan] (Tokyo: Bungei Shunshu, 1984), sayfa. 111-166.

[3] https://committees.parliament.uk/committee/78/foreign-affairs-committee/news/156851/foreign-affairs-committee-launches-inquiry-into-tilt-to-the-indopacific/