CGTN / Stephen Ndegwa

Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından 18 Mayıs’ta yayınlanan Küresel İklimin Durumu 2021 Raporu, bir kıyamet senaryosu gibi. Sıcaklıklar, okyanus ısısı, okyanus asitlenmesi, deniz seviyesinin yükselmesi, deniz buzulları ve aşırı hava koşulları dâhil olmak üzere dünyanın çevresel parametrelerine neler olduğuna dair kasvetli bir tablo çiziyor.

Temel olarak, dünya ekonomisi iyi görünmüyor. Son küresel olaylar nedeniyle, Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel büyümenin 2021’de tahmini yüzde 6,1’den 2022 ve 2023’te yüzde 3,6’ya yavaşlayacağını tahmin ediyor; bu, Ocak projeksiyonlarına göre sırasıyla 0,8 ve 0,2 puanlık bir düşüş. Düşüş şu anda büyük ölçüde devam eden Rusya-Ukrayna savaşına bağlansa da temel faktörler iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle aynı. İklim değişikliğinin sürdürülebilir kalkınma, gıda güvenliği, yerinden edilme ve ekosistemler üzerindeki olumsuz etkisine neredeyse hiç geçit yok. Bu, küresel ekonominin Covid-19 pandemisinin yarattığı yıkımın etkisinde kaldığı bir zamanda duymak isteyeceği türden bir haber değil.

İklim değişikliği, sel ve uzun süreli kuraklık nedeniyle kırsal geçim kaynaklarını ve gelirleri olumsuz etkilediği için gıda güvensizliğini şiddetlendiriyor. Gıda kıtlığı, insanları aktif ve üretken bir şekilde gelir getirici faaliyetlerde bulunma enerjisinden mahrum bıraktığı için ekonomik faaliyetlere kesinlikle büyük bir darbedir. Sağlıksız bir popülasyonun dalgalanma etkisinin, hastalık vakalarının artması nedeniyle sağlık sektörüne de bir maliyeti vardır.

ÜLKELER EKONOMİLERİNİ YENİDEN CANLANDIRDI

Benzer şekilde, kıyı ve deniz ekosistemlerinin tahribi onları verimsiz kılmakta ve bu alanlardaki ekonomik faaliyetleri engellemektedir. Kirlilik deniz yaşamını azaltırken, kıyı şeridinin çekilmesi turistleri uzaklaştırıyor ve hükümetlerin gelir toplamasını olumsuz etkiliyor. Geçim kaynaklarının kaybı, hem yoksulluk içinde hem de altında yaşayan insan sayısını da artırmaktadır.

Ülkeler ekonomilerini yeniden canlandırırken, iklim değişikliği daha yaşanabilir ve üretken ortamlar aradıkça geniş nüfus alanlarının yerinden edilmesine yol açıyor. Bu kesintiler, hem hane hem de ulusal düzeyde eşlik eden gelir kaybıyla birlikte çalışan-saat kaybına yol açmaktadır. Ekonomik faaliyetlere yatırılabilecek yüklü miktarda para, artık yeniden yerleşim maliyetlerini karşılamak için kullanılıyor.

İklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma için çifte tehlikedir. Gezegenin gençleşmesi için gerekli olan doğa araçlarını Dünya’dan kaldırarak ham madde üretimini daha pahalı hale getiriyor. WMO raporu, insan kaynaklı sera gazları tarafından tutulan ısının gelecek nesiller için gezegeni ısıtacağı konusunda uyarıyor. Bu, artan mal ve hizmet maliyetleri nedeniyle enflasyonun yükselmesine yol açan tedarik zincirlerini engelleyecektir.

Uzmanlar, iklim değişikliğinin en büyük etkisinin, sıcaklıkların 3,2 santigrat derece artması durumunda 2050 yılına kadar küresel ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 18’ini yok edebileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, dünya ekonomisi, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak aynı zaman çizelgesinde toplam ekonomik değerinin yüzde 10’unu kaybedebilir. WMO raporu, aşırı hava olaylarının 2 milyar insanın hayatını olumsuz etkilediğini söylüyor. Diğer nedenlerin yanı sıra bu, iklim değişikliğinin hava ve su gibi doğal kaynaklar üzerindeki olumsuz etkilerinden kaynaklanmaktadır.

DEĞİŞİM TÜM HÜKÜMETLERİN SİYASİ İRADESİNE İHTİYAÇ DUYUYOR

Bazı büyük ekonomilerde fosil yakıtlardan kaynaklanan değişim, olası olmayan kaynaklardan ve sonuçlardan geliyor. Batı dünyasının Ukrayna ile olan çatışması nedeniyle Rusya’ya yönelik yaptırımlarının bir parçası olarak, Avrupa, yeşil geçişi eskinin yakıtına güvenmekten kaçınmanın bir yolu olarak yapmak için acil bir arzusunu dile getirdi. Örneğin, çarşamba günü, Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği’nin (AB) 2030’dan önce Rusya’nın fosil yakıtlarından kurtulmasını sağlamak için 300 milyar euroluk bir strateji sundu.

Bu, Covid-19’un Ocak 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilmesinden sonra ekonomilerin evrensel dijitalleşmesinin hızla benimsenmesine benzer. Dünya, dijital olanakları o zamanlar mümkün ve hatta uygun görülenin ötesine genişletmek zorunda kaldı. Bağlantılılık, neredeyse tüm ülkelerde evrensel bir fenomen haline geldi ve zaman, mesafe ve mekan engellerini önemli ölçüde aştı.

Karbon emisyonlarını azaltma ihtiyacı hiç bu kadar acil olmamıştı. Fosil yakıtların ve diğer kirletici enerji kaynaklarının kullanımını büyük ölçüde azaltarak dünya çapında yeşil geçişi hızlandırmaktan başka seçenek yok. Orta vadede, gelecekte sorun yaratan yakıtların yerini etkili bir şekilde alabilecek, büyüyen bir dizi temiz enerji teknolojileri bulunmaktadır.

Bir bölgede olup bitenlerin etkisinin her yerde hissedildiği küresel bir köyde yaşıyoruz. Değişim, küresel ısınmayı tersine çevirecek politikaların tüm sosyoekonomik yelpazede uygulanabilmesi için tüm hükümetlerin siyasi iradesine ihtiyaç duyuyor. Bu, dünyanın Covid-19 salgınıyla mücadelede toplandığı şekilde mümkün.