CGTN / Wang Jin

İran’ın nükleer anlaşması ile ilgili görüşmelerin sekizinci turu bu hafta başladı ve var olan zorluklar ile engellere rağmen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran’ın iyi niyetinden kaynaklanan ilerlemelere neden olabilir.

Geçen haftalarda bazı yeni gelişmeler oldu. Bir yandan ABD İran’ın sivil nükleer programları ile ilgili bazı yaptırımlarız kaldırdı ve İran’ın nükleer programlarına karşı konan başka yaptırımların kaldırılmasının da yolunu açtı. ABD ayrıca Fransa, Almanya ve İngiltere’ye İran ile doğrudan görüşmeler yapma niyetinde olduğunu belirten mesajlar gönderdi.

Bu arada İran’ın başmüzakerecisi Ali Bagheri Kani İran meclisinin Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu ile Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) yeniden canlandırılması ihtimallerini görüştü. Hem İran hem de ABD’nin iyi niyetleri dikkate alındığında, Viyana’daki yeni tur görüşmelerde bir atılım beklenebilir.

VİYANA’DAKİ GÖRÜŞMELER HAYATİ ÖNEME SAHİP

Avusturya’nın başkentindeki görüşmeler hayati öneme sahip. İlk olarak, görüşmeler gergin durumu yumuşatabilir. İran uranyum zenginleştirmede yüzde 60 oranına ulaştı ve nükleer bir silah yapımı için gereken yüzde 90’lık zenginleştirme oranına ulaşması için fazla zaman kalmamış olabilir. Eğer görüşmelerin bu turunda bir anlaşmaya varılamazsa, belirsizlik ve riskler yakın gelecekte artabilir.

İkincisi, görüşmelerin İran ve ABD arasında bir köprü oluşturması engellenebilir. İran, ABD’nin JCPOA’dan tek taraflı olarak çekilmesi ve son yıllarda Tahran’a karşı koyduğu tek taraflı yaptırımların İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını hızlandırmasına yol açtığını ve dolayısıyla ABD’nin 2018’den sonra koyduğu bütün yaptırımları kaldırması ve politikasında bir değişiklik olmayacağı garantisi vermesi gerektiğini ileri sürdü.

Öte yandan ABD, JCPOA ile söz verdiği üzere uranyum zenginleştirme çalışmalarından geri dönmenin ve gecikmeden Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun (IAEA) yakın denetimine kabul etmenin İran’ın sorumluluğu olduğu söylüyor. Son yedi turda görüşmeler ve ilişkiler olsa da Washington ile Tahran arasındaki farkın kapatılması gerekiyor.

Üçüncüsü, başarılı görüşmeler Basra Körfezi bölgesinde yeni güvenlik risklerini azaltabilir. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Yemen’de İran’ın desteklediği Husilerin İHA saldırılarına uğradığı belirtiliyor. Sonuç olarak, BAE, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın İran’la ilgili endişeleri son haftalarda arttı. Bu arada İsrail Orta Doğu’da İran’ın etkisine direnmek için Körfez Arap ülkeleri ile yakın bağlar kurmanın peşinde. İsrail Başbakanı Naftali Bennett İran’ın “dokunulmaz olmadığı” tehdidinde bulundu. İran’ın nükleer kapasitelerinin ve bölgesel etkisinin arttığı koşullarda, bölgesel çatışmalar çıkması riski artıyor.

KARŞILIKLI GÜVEN EKSİKLİĞİ İRAN VE ABD ARASINDA EN BÜYÜK ENGEL

İran ve ABD arasında JCPOA şartları altındaki nükleer mekanizmaya nasıl geriz dönüleceği konusunda farklı görüşler olmasının yanı sıra her içi ülkedeki iç ve dış baskılar dikkate alınırsa, Viyana’daki görüşmelerde bundan sonra hep geçerli olacak kapsamlı bir anlaşmaya varılması çok zor. Bu nedenle, İran’ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60’da tutmak ve daha fazla yaptırımı kaldırmak için geçici bir anlaşmayı İran ve ABD kabul edebilir.

Karşılıklı güven eksikliği İran ve ABD arasındaki nihai bir anlaşmanın önündeki en büyük engel. İranlılar JCPOA yeniden başlatılsa ya da baka anlaşmalara varıldıktan sonra bile ABD’nin 2018’de yaptığı gibi yaptırımları yeniden koyabileceğinden endişe ediyor. ABD’nin bakış açısından, onlar da Tahran’ın nükleer programına gizlice devam edebileceği ihtimalinin farkında olmalılar. Bu nedenle iki tarafın JCPOA’ya tümüyle yeniden dönmesi talebinin kısa dönemde gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Geçici bir İran nükleer anlaşmasının sağlanması bekleniyor ve bu nihai bir çözümün temeli olabilir. JCPOA’ya tümüyle geri dönme ümidinin az olması karşısında, Orta Doğu’da istikrar ve güvenliği sağlamak için uluslararası toplumun yardımına çok ihtiyaç var.