Gazeteci İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Finlandiya ve İsveç’in olası NATO üyeliğinin yeni bir sorun olarak dünyanın karşına çıkacağına dikkat çeken İsmet Özçelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda Rusya’nın sert uyarılar var. Çünkü iki ülkenin özellikle de Finlandiya’nın Rusya ile sınırı mevcut. Rusya böyle bir durumun kendi ülkesi için tehdit olacağını vurguluyor. Aslında Finlandiya ve İsveç NATO üyeliği konusunda böyle bir düşüncelerinin olmadığını söylemişlerdi. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) baskısıyla NATO üyeliklerini gündeme getirdiler. Bu iki ülke yakın bir süre içinde karar verecekler. NATO da iki ülkenin üyeliğini hemen kabul edeceğini açıkladı.

Bu duruma Rusya’nın tepkisi devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksander Gruşko, Finlandiya’nın olası NATO üyeliği hakkında ‘Güvenlik açısından buna kayıtsız kalmayacağımız anlaşılır. Ordumuz, meşru savunma çıkarlarının sağlanması için gereken tüm önlemleri gözden geçirecek.’ dedi. Öyle gözüküyor ki, ABD politikası nedeniyle İskandinavya’da da ciddi bir huzursuzluk başlayacak. Ukrayna’dan sonra bu konuda böyle bir karar verilmesi sıkıntılı bir durum.

“UKRAYNA’NIN NATO MACERASINDAN SONRA AB MACERASI YAŞANIYOR”

Ukrayna’nın NATO üyeliğinden sonra şimdi de Avrupa birliği (AB) üyeliği tartışılıyor. AB’nin bazı kuralları var. Örneğin, aday ülkenin sınır sorunu olmaması lazım. Bu durumda Ukrayna’nın ciddi bir sınır sorunu var. Fakat ABD’nin baskısıyla ‘NATO’ya alamadık bari AB’ye girsin’ mantığıyla yola çıkılıyor. Fakat orada da sorunlar var. Almanya ve Fransa da bu konuya pek sıcak bakmamışlardı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba da İngiliz Financial Times’a yaptığı açıklamada ‘Eğer bizi hızla aday statüsüne sokmazsanız bizi aldatmış olursunuz.’ dedi. Avrupa ekonomisi zaten sıkıntıda. Böyle bir ortamda üzerlerine bir de Ukrayna’nın yükü gelecek. Ne kadar bunlara ‘evet’ derler, bilemiyorum. Gözüken şu, Ukrayna’nın NATO macerasından sonra şimdi de AB macerası yaşanıyor.

MACRON’DAN YENİ BİRLİK ÇIKIŞI

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan AB’ye alınamayan ülkeler için yeni bir birlik önerisi geldi. AB kendi varlığını koruyamıyor. Bu ortamda yeni bir birlik nasıl olur bilemiyorum. Avrupa’da bazı arayışlar var. Bu sanki bana Macron’dan ziyade ABD’nin fikriymiş gibi geliyor. ABD, Türkiye’nin de dâhil olduğu ülkeleri Asya’ya kaymasın, diye belli yerde tutmaya çalışıyor. Türkiye’yi AB’ye aday ülke yapmalarının mantığı da buydu.

“RUSYA OPRASYONA DEVAM EDECEK”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 9 Mayıs Zafer Günü’nde konuşma yaptı. Putin, Ukrayna’nın NATO’ya girme konusunun arkasında Rusya’ya karşı düşmanlık olduğunu belirtti. NATO’nun Ukrayna’ya nükleer silah yerleştirebileceğini söyleyen Putin, Rusya’nın bu nedenle kendini koruma amacıyla bu operasyonu yaptığını açıkladı.

En çok tartışılan konu ise ‘Rusya, savaşı 9 Mayıs’ta bitirecek’ görüşlerinin olmasıydı. Bunun olmayacağı ortaya çıktı. Öyle gözüküyor ki, savaşın devam edeceği anlaşılıyor. Nitekim Aydınlık gazetesinden Mehmet Perinçek, Donbass bölgesinde incelemeler yaptı. Oradaki izlenimlerini aktaran Perinçek. Bu operasyonun Donbass ile sınırlı kalmayacağı ifade etti.

“AVRUPA, XI JINPING’İN UYARILARINI DİKKATE ALMALI”

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile çevrim içi görüşme gerçekleştirdi. Xi Jinping, ‘Avrupa ülkelerinin, Ukrayna krizinin çözümüne yönelik Avrupa’nın uzun dönemli istikrarını gözeten sorumlu bir tavır alması gerektiğini belirterek, ‘Avrupa’nın güvenliği, Avrupalıların elinde olmalı.’ dedi. Çin Cumhurbaşkanının bu açıklaması bence Avrupa için en ciddi açıklama. Avrupa’nın bütün olumsuzlukları ABD’nin NATO üzerinden Avrupa’yı koruma gerekçesiyle yaşandı. Avrupalılara kalsa bu sorun bu şekilde olmazdı. Ukrayna’yı da kışkırtan, ABD. O nedenle Avrupa’nın Xi Jinping’in bu uyarılarını dikkate alması gerektiğini düşünüyorum. Çin’in, Avrupa’nın barış görüşmelerinde pozitif rol oynaması, dengeli, etkili ve sürdürülebilir Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulmasını desteklediğini kaydeden Xi, ‘Avrupa ülkelerinin, Avrupa’nın uzun dönemli istikrarını göz önüne alarak tarihsel sorumluluk ve siyasi bilgelik göstermesi ve çözümü teşvik etmesi gerekiyor. Avrupa’nın güvenliği, Avrupalıların elinde olmalı.’ ifadesini de kullandı. Bunun altına imza atmayacak bir lider olacağını sanmıyorum. Bu görüş esas olarak Avrupa ülkelerinde de hâkim. Ancak ABD’nin kontrol ettiği ve ABD baskısı ile birçok liderin bu perspektifte hareket etmesini engelliyor.

“TEK ÇİN POLİTİKASI”NI ÇİN’İN KIRMIZI ÇİZGİSİ

ABD Dışişleri Bakanlığı, ‘ikili ilişkiler’ bilgi formundan ‘Tek Çin Politikası’nı çıkardı. Çin’in büyümesini artık herkes gördü ve kabulleniyor. Herkes de buna göre politika belirliyor. Şimdi ABD, bu yenilgiyi kanlı mı kabul edecek, kansız mı kabul edecek? Şimdi bütün tartışma aslında burada düğümleniyor. Bugüne kadar emperyalist ülkelerin gönüllü çekildikleri pek rastlanmadı. Hep silahla yeni dünya düzeni kuruldu. ABD, Taiwan konusunda ‘Tek Çin Politikası’nı kabul edeli çok oldu. Peki, neden şimdi böyle tavırlar içine giriyor? Çin zayıfladı da o nedenle mi, bu hamleyi yaptı? Hayır, tam tersi. Çin, ABD’nin ‘Tek Çin Politikası’nı kabul ettiği döneme göre, çok çok daha güçlü. Demek ki, ABD başka bir şeye niyetli. Yenilgiyi gönül rızasıyla kabul etmeyecek. Çin’in bunu kabul etmesi mümkün değil. ‘Tek Çin Politikası’nı kırmızı çizgisi olarak görüyor. Bu nedenle bana göre, ABD kendi ayağına kurşun sıkıyor.

BAHÇELİ’DEN SURİYE AÇIKLAMASI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son dönemde ilginç ve son derece önemli açıklamalar yapıyor. Türkiye’nin bir anlamda istikrara kavuşması için de yol gösterici bir tavır sergiliyor. Türkiye günlerdir sığınmacılar konusunu tartışıyor. Bahçeli, ‘Suriye Devlet Başkanı’nın 30 Nisan 2022 tarihinde ilan ettiği genel af kararı mühim ve geri dönüşleri kolaylaştırıcı bir gelişmedir. Bu kapsamda hükümetin uygulayacağı her politikayı sonuna kadar destekleyeceğimiz herkes tarafından bilinmelidir.’ dedi. Bahçeli bunu ‘değerlendir’ demek istiyor. Bu nedenle son derece önemli. Önümüzdeki günlerde iktidar buna uyar mı, uymaz mı, bilmiyorum ama Türkiye önünde sonunda Suriye ile masaya oturacaktır.”