Global Times

Ukrayna krizi ve tetiklediği jeopolitik trajedi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bazı Batılı ülkelerin durumdan siyasi çıkarlar elde etme açlığını gidermeye yetmedi. İngiltere’yi ziyaret eden Japonya Başbakanı Fumio Kishida ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson geçen hafta perşembe günü ilkesel olarak Japonya Öz Savunma Güçleri ile Britanya ordusu arasında karşılıklı erişim anlaşması üzerinde görüş birliğine vardı. Johnson’ın bürosundan yapılan açıklamaya göre, anlaşma “çığır açıcı bir savunma ortaklığı” ve “İngiltere’nin Hint-Pasifik’e bağlılığını güçlendirecek.” Bu arada Kishida G7’nin önde gelen ülkelerinin birliklerini güçlendirmelerinin zamanı geldiğini belirterek, “Ukrayna’nın yarının Doğu Asya’sı olabileceği” şeklinde, sansasyonel bir açıklama yaptı.

Bütün bu şatafatlı sözler tehlikeli bir eğilimini ortaya koyuyor: Avrupa’da bölünme yaratan ve bütün dünyada savaşlar veren NATO, “blok politikası” ve “kamplar arasında çatışma” numarasını Asya-pasifik bölgesine uygulamaya çalışıyor. İngiltere uzun bir süredir değişik zamanlarda “NATO’nun küreselleşmesi” ve “Hint-Pasifik’teki tehditlerin önünün alınması” ve “Taiwan Adası’nın kendisini savunabilmesinin sağlanmasının” propagandasını yapıyor. Japonya Asya-Pasifik’te böyle bir planın yaratılması için normal dışı bir aktiflik içinde. Tokyo, NATO’nun Asya-Pasifik bölgesine genişlemesinin “hain iş birlikçisi” olmak istiyor gibi.

ABD MÜTTEFİKLERİNİ KENDİ STRATEJİSİNE UYUM SAĞLAMAYA ZORLUYOR

ABD hiç şüphesiz bu eğilimin arkasında. Son yıllarda Washington müttefiklerini doğuya bakış konusunda kendi stratejisine uyum sağlamaya zorladı. Bazı ülkeler, her ne kadar bu konuda hepsinin kendi hesapları olsa da bu eğilime uymaya niyetli. Londra, Washington için “yol keşfi yaparak” azalan etkisini yeniden kazanmayı amaçlıyor. Ukrayna krizi sürekli olarak seslerini yükselten ve bölgesel gerginlikler yaratmak için hareket eden bazı siyasetçiler için “iyi bir fırsat.”

Japonya’nın Ukrayna krizinin çıkmasından sonra çok heyecanlandığını belirtmek gerekir. Japonya Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı yakınlarda komşu ülkeler, Avrupa ve ABD’de diplomatik temaslarda bulundu. Ancak Japonya yetkililerini kabul eden Asya ülkeleri tokyonun açıklamalarına karşı dikkatli davrandılar ve Japonya’yı tekrarlamaktan sakındılar. İhtişamını yeniden kazanmak isteyen İngiltere’ye gelinceye kadar Kishida biraz “dost sıcaklığı” hissedemedi. Bu insanlara kolayca 20. yüzyıldaki Anglo-Japon İttifakını hatırlatabilir.

Asya ülkelerinin farklı sistemleri ve kültürleri var. Ayrıca tarihsel ve gerçekçi anlaşmazlıklara sahipler. Ama farklılıklarını bir tarafa bırakırken ortam zeminler arayarak son on yıllarda genel olarak istikrarlı bir durumu sürdürebildiler. Asya ülkeleri ideolojik ve jeopolitik farklılıkların ötesine geçen bir vizyonla küreselleşme çağında pragmatik bir iş birliğine girdi. Bunlar Asya’yı dünyanın en dinamik ve hayati bölgesi yaptı ve “Asya çağının” uluslararası stratejik alanda kalıcı bir tartışma konusu haline getirdi.

BİR ÜLKENİN GÜVENLİĞİ DİĞER ÜLKELERİN GÜVENSİZLİĞİ ÜZERİNE İNŞA EDİLEMEZ

Bazı insanlar ABD ve Batı ile iş birliği yapmak istiyor ve Avrupa’da başarısız olan ve Asya-Pasifik için ciddi endişelere neden olan bir “güvenlik modelini” zorla uygulamaya sokmak istiyor. Bu bölgesel barış ve istikrarı zayıflatma niyeti değil mi? Avrupa’nın güvenlik “çöküşü”, ABD liderliğindeki NATO sisteminin mevcut çağa uymadığını kanıtlıyor. “Ukrayna’nın yarının Doğu Asya’sı olabileceğinden” bahseden ülkeler bencil çıkarlarına boğulmuşlar ve diğer bölgelerde bir ya da daha fazla Ukrayna krizi yaratma konusunda ciddiler. Asya ülkelerinin üst düzey alarmda olması zorunlu.

Tarih bir ülkenin güvenliği diğer ülkelerin güvensizliği üzerine inşa edilemeyeceğini tekrar tekrar gösterdi. Bölgesel ülkeleri ittifak içindekiler ve ittifak dışındakiler diye bölmek sadece daha fazla güvensizlik yaratır ve bu durumda ülkeler birbirlerine karşı dikkatli ve düşman olma çelişkisinin tuzağına düşerler. NATO askeri ittifakı bölgedeki güvenlik endişeleri gerginliklerinin panzehri değil zehridir. Asya’daki sağlam durum “yeni bir Soğuk Savaş ile” mahvedilmemelidir. “NATO’nun Asya-Pasifik’e genişlemesine” karşı dikkatli olmak ve bunu reddetmek bölgedeki bütün ülkeler arasında güçlü bir uzlaşma ve kolektif bir bilinç halini almalıdır.

Japonya’nın bölgedeki genel barış ve kalkınma ortamını zayıflatmayacağını umduğumuzu da vurgulamak istiyoruz. Böyle bir “kurdu odaya davet etme” hareketi kendilerini ve başkalarına zarar verecektir. Tarih bize temel bir ders öğretti.