China Daily / Yang Bojiang

Japonya, Rusya-Ukrayna çatışmasını sona erdirmek için samimi çaba göstermek yerine Rus ekonomisini zayıflatmak amacıyla Rusya’ya ekonomik ve ticari yaptırımlar koyan Batı liderliğindeki blokun bir parçası. Japonya sadece Rusya’nın “askeriyeyle ilgili” kurumlarına ihracat yapmayı yasaklayan yaptırımlar koymak ve hatta yarı iletkenler gibi genel amaçlı malların arzını kısıtlamadı, aynı zamanda Rusya vatandaşlarının ve kurumlarının varlıklarını dondurdu ve vize vermeyi durdurdu.

Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi ayrıca Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer Rus yetkililerinin, Rusya Merkez Bankası’nın ve bazı diğer finansal kurumların finansal varlıklarını dondurmanın dışında, belirli Rus bankalarının, finansal kurumların finansal işlemlerle ilgili bilgileri güvenli, standartlaşmış ve güvenilir bir şekilde gönderip almasını sağlayan küresel bir ağ olan SWIFT sistemini kullanmasını engelledi.

Tokyo’nun Moskova’nın Ukrayna’da özel askeri operasyonları başlatmasına tepkisi Rusya’nın 2014’teki referandumdan sonra Kırım üzerinde egemenliğini ilan etmesine yönelik tepkisi ile açık bir çelişki içinde. Zamanın Japonya başbakanı Shinzo Abe o zaman Rusya’ya karşı yaptırımlar koyduklarını açıklamış ama bunlar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkelerinin açıkladıklarına göre kapsam olarak çok daha hafif ve sınırlıydı. Aslında Abe Rusya ile ilişkileri güçlendirmeye çalıştı ve Putin ile 27 yüz yüze görüşme yapmıştı.

Tokyo’nun Rusya politikasında değişiklik Japonya’daki siyasi gelişmelere bağlanabilir. Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Abe’nin iktidar partisi Liberal Demokrat Parti (LDP) içindeki etkisini azaltma ve meclisin üst kanadı için temmuz ayında yapılacak seçimleri kazanmak için daha fazla destek kazanmak amacıyla ülkeyi Abe’nin Rusya’ya arşı politikasından uzaklaştırdı.

Kishida Rusya’ya karşı sert davranarak halkın daha fazla desteğini kazanacağını düşünüyor. Ve Kyodo News’ün 20 Mart tarihli araştırmasına göre Kishida kabinesinin onaylanma oranı şubatta yüzde 56,6 iken bu ay yüzde 60,1’e çıktığına göre belki de haklıdır.

JAPONYA SALDIRGAN DIŞ POLİTİKAYA GEÇİYOR

Japonya’nın Rusya-Ukrayna çatışması konusundaki tutumu, Ukrayna’ya kurşun geçirmez yelek, miğfer ve diğer ölümcül olmayan ekipmanlar gönderirken, ülkenin genel olarak daha saldırgan bir dış politikaya geçişini vurguluyor (Japonya 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez savaş içindeki bir ülkeye bu tür ekipmanlar gönderiyor).

Beklenebileceği üzere, bazı Japon siyasi güçleri kendi stratejik hedeflerine ulaşmak içini Ukrayna krizinden Asya-Pasifik bölgesindeki sözde güvenlik tehditleri iddialarını gündeme getirmek için yararlanmaya çalıştı. Örneğin, Ukrayna krizi ortaya çıktıktan sonra, Abe Tokyo’yu Washington ile bir nükleer paylaşım anlaşması yapmayı düşünmeye çağırdı. Ama Kishida’nın, Japonya’nın nükleer silahlara sahip olmama, üretmeme ve ülkeye girişine izin vermeme şeklindeki üç nükleer ilkesine bağlılık sözü dikkate alındığında bunun kabul edilemez olduğunu söyleyerek Abe’nin önerisini hemen reddetmesine rağmen, LDP nükleer caydırıcılık konusunda bir iç tartışmaya başlamaya hazırlanıyor.

Japonya dünyada nükleer saldırıya uğrayan tek ülke ve nükleer silahlara sahip olma konusundaki tartışmalar her zaman Japon toplumunda bir tabudur. Bu yüzden, Japonya’nın ABD’nin kendi topraklarına nükleer silahlar yerleştirmesine izin vermesi ya da üç nükleer olmama ilkesini terk etmesi zor olacaktır. Ancak nükleer paylaşım seçeneği konusundaki tartışmalar ülkenin gelişmiş silah üretmesini teşvik edebilir. Şu anda Japonya ordusunun potansiyel düşmanların füze tesislerine önleyici saldırı kapasitesini güçlendirmeyi düşünüyor. Korkulan şey, eğer Japonya “tamamen savunmaya yönelik politikasının” kısıtlamalarından kendini kurtarırsa, bunun Asya-pasifik bölgesindeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek olması.

Ayrıca, Ukrayna krizi Japonya’nın şahin politikacılarını ülkenin anayasasını değiştirmeye teşvik edebilir. Birçokları tarafından güvercin olarak görülen Kishida bile LDP’nin anayasayı değiştirme girişimini destekleme sözü verdi.  Ancak anayasada yapılacak herhangi bir değişikliğin parlamentonun her iki kanadının üçte iki desteğini ve yapılacak bir referandumda kabul edilmesi gerekiyor -ve son bir kamuoyu yoklamasına göre, Japon halkının yarısından fazlası buna karşı olduğu için- LDP’nin anayasanın değiştirilmesini istemek için daha fazla insanı ikna etmesi gerekecek.

JAPONYA UKRAYNA KRİZİNDEN YARARLANMAK İSTİYOR

Bunlara ek olarak, Japon hükümeti ayrıca Rusya-Ukrayna çatışmasından Birleşmiş Milletler’de (BM) reform yapılması çağrısı yapmak için yararlandı ve Kishida 14 Mart’ta bu çatışmanın “uluslararası düzen için yeni bir çerçeveye gerek olduğunu” gösterdiğini söyledi. Kishida’nın fikrini 18 Mart’ta Japonya’nın diğer ülkelerle birlikte BM reformları ve Japonya’nın BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeliğine getirilmesi için birlikte çalışacağını söyleyen Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi tarafından desteklendi.

BM 2. Dünya Savaşı’ndan sonra faşizm ve militarizm tehlikesini uzakta tutmak ve savaş sonrası bir dünya düzeni kurmak için kuruldu. Ama bazı Japon siyasetçiler her zaman Japonya’nın Güvenlik Konseyi’ne daimi üye olmasını sağlamak için tarihsel gerçekleri ve Japonya’nın militarist geçmişini göz ardı etti. Japonya’nın Ukrayna krizinden stratejik hedeflerinden bazılarına ulaşmak için yararlanmak istediği açık. Örneğin, Rusya-Ukrayna çatışması ile Taiwan sorunu arasında Çin’in bölgeye tehdit oluşturduğunu iddia etmek için bir benzerlik kurdu.

Abe, 12 Mart’ta Malezya’ya yaptığı ziyaret sırasında açıkça Taiwan sorununa atıfta bulunarak “Statükoyu zorla ya da ekonomik zorlama ile değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimler Asya’ya ciddi bir tehdit oluşturuyor. Buna karşı birlikte sesimizi yükselmeliyiz.” dedi. Aynı şekilde, Kishida yakında bir açıklama yayınladı ve bölgede statükoyu zorla ya da zorlama ile değiştirmeye yönelik herhangi bir tek taraflı girişimi kabul etmeyeceğini, çünkü bunun dünya düzeninin temellerini zayıflatacağını söyledi.

Güneydoğu Asya ve Güney Asya ülkelerinin çoğu Ukrayna-Rusya çatışmasında taraf tutmaktan kaçındı. ASEAN üyesi 10 ülkenin dışişleri bakanları 3 Mart’ ta bir bildiri yayınlayarak, derhal ateşkes yapılmasını istedi ve Ukrayna’da krizin çözülmesi ve barışın yeniden sağlanması için siyasi diyaloğun devam etmesini istedi. Hindistan’a gelince, ABD yaptırımlarına rağmen Rusya’dan indirimli fiyata 3 milyon varil ham petrol satın aldı.

Kishida belki de Washington’ın tavsiyesi üzerine, 19-21 Mart arasında Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerini Ukrayna krizi konusundaki tutumlarını değiştirmeye ikna etmek ve hiçbir ülkenin statükolu zorla değiştirmesine izin vermemesini talep etmeye ikna etmek için Hindistan ve Kamboçya’yı ziyaret etti. Ama Japonya ABD’nin istediği şekilde davranarak çok fazla şey kazanmayı beklememeli.