Global Times

Rusya-Ukrayna çatışması artarak yoğunlaşıyor. Ukrayna medya kanalları aniden Rusya’nın askeri ve stratejik yerlerinin Google Maps’te 0,5 metre piksellik maksimum çözünürlükle görülebildiğini ifşa etti. Bu yerler arasında balistik füze rampaları, komuta birimleri ve gizli katı atık sahaları var. Ama Google bu haberleri yalanladı.  Google’ın bir sözcüsü, “Rusya’daki uydu görüntülerimizde herhangi bir bulandırma değişikliği yapmadık.” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) medyası ise bu görüntülerin Ukrayna krizinden çok önce Google Map uygulamasında bulunduğunu açıkladı. Bu haberler doğru olsa bile, bunun Rusya-Ukrayna çatışmasına etkisi çok azdır. Bugünün askeri uydu teknolojisi çok gelişkin ve birçok büyük ölçekli askeri tesis zaten şeffaf biçimde görünüyor ve bunun için Google’ın “ek teknik desteğine” gerek yok. Bu spekülasyon çak ilgi çekti, çünkü çatışmalar ya da savaşların sınırının diplomasi, ticaret, finans, enformasyon, kamuoyu gibi sektörlerdeki oyunların iç içe geçmesi ile birlikte, büyük ölçüde genişlediği, geleneksel askeri çatışma alanlarının çok ötesine geçtiği endişesini yansıtıyor.

Bu süreçte çok uluslu dev şirketlerin oynadığı rol giderek açığa çıktı. ABD medya istatistiklerine göre, Rusya-Ukrayna çatışmasının başlamasından bu yana Sheel ve ExxonMobil gibi dev enerji şirketlerinin yanı sıra Boeing gibi hava yolu devlerinin dışında, Apple, Microsoft, Intel, Twitter’ın da içinde bulunduğu teknoloji devleri Rusya’ya değişik şekillerde baskı yapma kervanına katıldı. Başka bir deyişle, Amerikan çok uluslu şirketleri, özellikle büyük miktarda enformasyon ve veri toplayan internet devleri önemli ölçüde yüksek “silaha dönüştürülme” riski ile karşı karşıya.

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER VE ABD

“Siyaset siyaset olsun, iş de iş” sloganı birçok kişi tarafından geçmişte Amerikan değerlerinin göz kamaştırıcı örtüsü olarak görülürdü. Bu ideal bir durum olabilir ama gerçeklik çok daha ciddi bir şeydir. Çok uluslu şirketlerin yaptıkları tercihlerden, açık bir resme sahibiz-neredeyse istisnasız, ABD çok uluslu şirketleri ABD hükümeti ile yüksek düzeyde bir uyumluluk gösterdi. Ama bu çok uluslu şirketlerin Washington’ın siyasi araçları haline gelmek istediği söylenemez. Daha kesin bir ifadeyle, bu şirketler bir “siyasi olarak bağlayıcı” ilişki oluşturuyorlar. Elbette, bunun birçok nedeni var.

Son yıllarda, bazı Amerikan çokuluslu şirketlerinin yöneticileri jeopolitiğe büyük bir ilgi gösterdi ve sık sık “çizgiyi aştı.” Belki de iş ve teknoloji dünyasındaki başarı bu yöneticilerin ideolojin alandaki öz güvenlerini güçlendirdi. Elbette ticari çıkarlar da göz ardı edilemez. Örneğin, Rusya-Ukrayna çatışmasının çıkmasından sonra, Google Rusya’ya karşı bir dizi kısıtlayıcı önlem aldı ve bir keresinde Google Translate “Sevgili (dear) Rusyalılar” sözcüğünü “Ölü (dead) Rusyalılar” diye çevirdi. Bunların Rusya-Ukrayna çatışmasına çok fazla etkisi olmayacağı açık. Büyük ölçüde, bu “taraf seçerek” Batı dünyasında tanınma sağlamayı amaçlayan bir siyasi bir tutum.

“TARAF SEÇMEKTEN” KAÇINMAK

Washington’ın rekabet ve çatışmaya daha fazla önem vermesi bağlamında, bazı çok uluslu şirketler büyük güç oyunlarında “taraf seçmekten” kaçınmak için çok çaba gösterseler de, Washington bu şirketleri jeopolitik hedeflerine ulaşmak için ideal bir araç olarak görüyor. Amazon.com kurucusu Jeff Bezos bir keresinde açıkça “eğer büyük teknoloji şirketleri ABD Savunma Bakanlığı’na sırtlarını dönerlerse, bu ülke zora girer” demişti. Bunun tipik bir örneği, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının kurallarının her zaman “demokratik olmayan” ülkelerdeki iç siyasi karışıklıkları alevlendirmek için yardımcı olması ve hatta “renkli devrimlerle” ayrılmaz bir biçimde ilişkili olmalarıdır.

ABD ve Batı’nın çokuluslu şirketleri, aktif biçimde ya da değil, Rusya-Ukrayna çatışmasına benzeri görülmemiş bir ölçekte ve derinlikte bulaştı. Ukrayna’ya ABD askerleri gönderilmedi ama Washington kollarını savaş konusunda çok yönlü bir etkiye sahip olmak için sallayan bir ahtapot gibi davranıyor. Silah göndermekten istihbarata paylaşımına ve uzun ekonomik yaptırım cephesine, kamuoyuna hâkim olmak için enformasyon savaşı ve psikolojik saldırıya ek olarak, çok uluslu şirketler önemli bir rol oynadı. ABD’nin elindeki bütün kaynakları seferber ederek ve eldeki bütün araçları kullanarak sürdürdüğü bu büyük jeopolitik düelloda Batılı çok uluslu şirketler Washington tarafından dünyayı bölmek için kullandığı savaş arabasında yardımcı pilot konumuna sokuldular.

Elbette bu Washington’ın küreselleşmeyi geri çeviren bir yaklaşım gibi bu kaynakları sonsuza kadar seferber edebileceği anlamına gelmiyor. Bu çok uluslu şirketleri açıkça ve zorla kullanmak, onları küreselleşmeyi teşvik eden büyük ekonomik güçlerden siyasi “suç ortaklarına” çevirmek sadece bu şirketlerin uzun dönemli çıkarlarına zarar vermeyecek, ayrıca ABD’nin aleyhine de dönecektir.