CGTN / Radhika Desai

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, hafızalarda yer eden en şiddetli başkanlık kampanyası mücadelesinden sonra bir yıl önce görevine başladı. Sonuca itiraz edilmesi ABD Kongre binasına saldırıyla doruğa çıkarak, sivil savaş ve faşizm korkularını akla getirdi. Anlaşılabilir şekilde, Biden göreve başlamasında yaptığı konuşmada, sarsılmış ulusu “güçlerini birleştirmeye ve harareti düşürmeye” ve birleşmeye çağırdı. 

Bir yıl sonra üç şey açık. İlk olarak Biden’ın başkanlığı engellendi. Başarısızlıklar listesi Alaska toplantısının mahcubiyetinden Afganistan’dan çekilme felaketine, hızı kesilen aşılama kampanyasından ABD’de kadınların kürtaj haklarına tehdidin yenilenmesine, petrol lobisinin rehin tuttuğu iklim gündeminden, askeri sanayi kompleksinin ele geçirdiği dış politika gündemine kadar uzanıyor.

İkincisi, Biden daha az dinamik, etkileyici olmayan liderliği ve seçimini finanse eden milyarderlere siyasi borcu önemli unsurlar olsa bile, çözemediği ya da yumuşatamadığı ABD’nin partizan bölünmesi muhtemelen en yakın sebeptir. Cumhuriyetçi Parti’nin, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın etkisi altında kalmaya devam etmesiyle, Joe Manchin ve Kyrsten Sinema gibi “ılımlı” Demokratların etkisi altında, iki taraflılık sadece imkânsız değilse de zor olmakla kalmıyor, aynı zamanda Biden’ın gündemine direniyor. 

Üçüncüsü, bu bölünme sadece Cumhuriyetçi ve Trumpçı dik kafalılığıyla ilgili değil. Demokratların, neoliberalizme daha fazla değilse de eşit bağlılığı, üzerine inşa edildiği ekonomik ve sosyal bölünmeleri üretti ve sürdürdü. Trump, güçlü ve sarsılmaz bir azınlığın hoşnutsuzluğunu sağcı ve bölücü bir gündemle hâkimiyeti altına alabilir. Ancak, Biden ile Demokratlar neoliberalizmi terk etse ve neoliberal politikaların bedelini ödeyen kimselerin çoğunluğunu harekete geçirebilseydi Trump bunu yapamazdı.

SİYASİ HAYAL KIRIKLIĞI BİR GERÇEK

Üzücü gerçek şu ki Biden, insanları harekete geçirerek değil, seçim harcamasında Trump’ı yaklaşık üçte bir oranında geride bırakarak herhangi bir başkan için en yüksek oyu aldı. 2020 yılındaki toplam seçim harcaması, 2016 yılındaki toplamın iki katından daha fazla bir şekilde neredeyse 14 milyar doları buldu. Siyasi süreci büyük paralarla kısa devre yaptıran bu güven, Biden’ın sadece başkanlığının değil, aynı zamanda kendi yoluna da taş koyuyor. 

Siyasi hayal kırıklığı bir gerçektir. Biden’ın planladığı 3,5 trilyon dolarlık Amerikan Aileleri Planı, 1,75 trilyon dolara düştükten sonra bile engellendi. Hatta altyapı planı – ve altyapı yasa tasarılarının iki partili geniş bir desteğe sahip tarihi var- geçmesi için 2,3 trilyon dolardan yarı yarıya azaltılarak neredeyse 1,2 trilyon dolara çekildi ve bu diğerlerine göre daha az iki taraflılıkla yetindi. Biden’ın, özellikle Afrikalı Amerikalı seçmenler olmak üzere, seçmen baskısını azaltmak için tasarlanmış seçmen hakları yasa tasarısı ertelendi. 

Biden’ın, başkan olmasının ilk yılı itibarıyla düzenlediği basın toplantısının bu kadar etkili olmaması şaşırtıcı değil. Konuşması da aynı şekilde yapmacıktı. Salgına karşı mücadelesinin ve ekonominin ne kadar iyi olduğuna ilişkin iddiaları açıkçası kendine en uygun olanı seçtiği ifadelere dayanıyordu. Ancak özellikle yüksek sesle etkileyici olmak için yapılan şey, birlik gündeminde ne kadar başarısız olduğunu yansıtıyordu. Biden sürekli olarak Cumhuriyetçilerin iki taraflılıktan vazgeçmemesine saldırdı ve olumlu bir gündemden yoksun olarak Cumhuriyetçilerin sadece yasama çabalarını engelleme kararlılığıyla canlandıklarını iddia etti. 

ABD’DEKİ SİYASİ BÖLÜNMELER EKONOMİK POLİTİKALARDAN KAYNAKLANIYOR

Demokratların, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’nin kontrolünü Trump’ın Cumhuriyetçilerine kaybedilmesi olasılığının gerçekliği göz önüne alındığında, Biden, daha büyük bir kişisel halkla ilişkiler çabası göstermeyi, dışarıdan uzmanlar getirmeyi ve kampanya yürütmeyi önerdi. Fakat bu önlemler sadece geri tepebilir. Cazibesini yitirmiş, kişisel popülerliği belki de Gerald Ford hariç savaş sonrası herhangi bir başkana kıyasla bir yılda düşmüş birinin, dışarı çıkarak insanlarla yönetimin “başarıları” hakkında konuşmak, özellikle oylarıyla onu iktidara getiren, ancak hayal kırıklığı yarattığı çalışan insanlar, kadınlar ve Afrikalı Amerikalılar arasında sadece ters tepebilir.

Dışarıdan uzmanlar uzmanlık sağlayabilir, ancak siyasi olanların temelinde yatan ekonomik ve sosyal bölünmelerin üstesinden gelecek siyasi iradeyi sağlayamazlar. Bu irade ancak, Biden’ın seçimler için büyük paraya olan güveni tarafından kontrol altına alınabilir. Sonuç olarak Biden’ın sönük sicili dikkate alındığında, Kongre seçimlerinde Demokratların adayları, Biden’ı bir kampanyadaki eksiklikten sorumlu olmakla gördüğü için suçlanamaz.

ABD’deki siyasi bölünmeler, Cumhuriyetçiler ve Demokratların bağlı kaldığı ekonomik politikalardan kaynaklanıyor. Geçmişte Demokratlar, daha geniş neoliberal uzlaşma içinde Amerika’nın emekçi insanları ve marjinal gruplarının önüne biraz kırıntı atarak kendilerini farklı göstermenin yollarını buldular. Fakat bunun için alan hızla daralıyor. Ana akım yorumcuların çoğunluğu zaten Biden’ın daha az başarısız görünmesinin tek yolunun “aşırı iddialı” programlarını dizginlemek ve “fazla vaatte bulunması” hatasını düzeltmekten geçtiğini söylüyorlar. Bu savlarını güçlendirmek için birçoğu enflasyonun dönüşünü, hükümetin sosyal harcamalarını kısması gerektiğinin işareti olarak değerlendiriyor. Bu ekonominin ve sosyal bölünmelerin asgari seviyede bile düzelmesini önleyecek ve siyasi olanları daha sıkıca sağlamlaştıracaktır. Başkan Biden’ın ikinci yılı, ilk yıla nazaran daha kâbus gibi bir yıl olabilir.