Beijing’de düzenlenen 24. Kış Olimpiyatları bir kez daha favori ülke Norveç’in birinciliğiyle sonuçlandı. Kuzey Avrupa ülkesi, 16 altın, sekiz gümüş ve 13 bronz madalyayla, ikinci sıraya yerleşen Almanya’nın epeyce önünde yer alırken 1924’ten bu yana 10. kez birincilik kürsüsüne çıkmış oldu. Norveç ayrıca, son üç kış olimpiyatının da şampiyonu olarak kırılması çok zor bir rekora imza attı.

Norveç’in sürpriz sayılmayan başarısının yanında Çin’in olimpik kış sporlarındaki büyük atılımı da tüm dünyanın dikkatini çekti. Bugüne dek oyunlarda elde ettiği en büyük başarı 2010 Kanada-Vancouver’daki yedincilik olan Çin, ev sahibi olmanın avantajını da iyi kullanarak dokuz altın, dört gümüş ve iki bronz madalya kazanarak Beijing’de üçüncü oldu. Üç hafta önceki yazımda “Çin’in hedefi ilk beşe girmek” demiştim, bu hedefe fazlasıyla ulaşıldı.

PANDEMİ KOŞULLARINDA OLİMPİYAT

Kuşkusuz Çin’in başka kazanımları da söz konusu. 2008’deki yaz olimpiyat oyunlarında dünyanın en kalabalık ülkesinin, kendine güven, ilerleme tutkusu ve kararlılıkla çok başarılı bir organizasyon yapabileceğini dosta düşmana kanıtlayan Çin bu kez de Covid-19 salgını koşullarında çok iyi bir sınav verdi. Açılış ve kapanış törenlerinin estetik açıdan muhteşem boyutlarda gelişmesi ve yankı bulması, oyunları diplomatik boykotla siyasallaştırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri’nin girişimlerinin soğukkanlı üslupla bertaraf edilmesi, olimpik anlayıştan iki hafta boyunca taviz verilmemesi, en az sportif başarılar kadar önemli. Çin pandemiyle mücadelesini oyunlar boyunca da sürdürdü ve bir kez daha çok iyi bir sınav verdi. Beijing 2008 Olimpiyatları için inşa edilen pek çok tesisin yeşil, açık, temiz, çevre dostu bir anlayışla bu kez de kullanılması, sadece birkaç yeni yarışma alanının inşa edilmiş olması ve yenilenebilir enerjinin kullanılması, pek çok ülke için ilham vericiydi. Uzmanlar, örneğin ulusal su sporları merkezi olan Su Küpü’nün aynen korunup Buz Küpü’ne dönüştürülmesinden övgüyle söz etti.

Açılış töreninde olimpiyat meşalesinin yakmak için seçilen sporculardan birinin 20 yaşındaki Uygur kayakçı Dinigeer Yilamujiang olmasının bile istismar konusu yapılmak istenmesinden, babası Amerikalı annesi Çinli Gu Ailing’in Amerika Birleşik Devletleri (ABD) değil Çin adına yarışmasına ve göz kamaştırıcı başarılarına kadar, her biri film konusu olabilecek öyküler barındırdı kış olimpiyatları. Üç bireysel madalya kazanan en genç yarışmacı olarak tarihe geçen Gu Ailing’in “Hayatımda yaşadığım en yoğun iniş ve çıkışlarla dolu iki hafta oldu. Hayatım sonsuza dek değişti” demiş olduğunu da not düşelim.

İLK ADIMDAN BUGÜNE

Çinli sporcular 2018’de Pyeongchang’da düzenlenen kış olimpiyatlarında bu yana büyük mesafe almış durumda. Güney Kore’de çoğu dalda yalnızca “ilk adım” atılmıştı; Beijing’de ise 104 etkinliğin 35’inde ilk kez yarışmalarına rağmen hiç yabancılık çekmedikleri söylenebilir. Örneğin kayakla 10 kilometre yarışında 43. olan ve bir kış olimpiyatında İskandinav kombine yarışmasını tamamlayabilen ilk Çinli atlet olan Zhao Jiawen “Bir sonraki kış olimpiyatlarında daha iyi rekabet edebilirsem daha büyük bir atılım gerçekleştireceğim” diyerek olimpiyat idealine bağlılığını kanıtladı. Alp disiplini kayak yarışını 15. sırada tamamlayan Kong Fanying ha keza…

Kısacası Çin, göz alıcı sportif başarıların yanı sıra tüm dünyadan takdir gören bir imaj da sergileyerek Doğulu konukseverliğin örneklerini verdi Beijing’de. Öyleyse gözümüzü şimdiden 2026 Kış Olimpiyatları için İtalya-Milano’ya dikmiş olalım.

Tunca Arslan