CGTN / Anthony Moretti

Hikâyemiz 5 Şubat 2003 tarihinde başlıyor. Tam o tarihte dönemin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), Irak’ın kitle imha silahlarına (WMDs) sahip olduğunu ispatlamak için yeterli kanıt olduğunu söyledi. Powell, dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in bu WMDs’ler ile yapabileceği şeye karşılık vermek için çok geç olmadan önce BM’yi harekete geçmeye çağırdı. 

Hikâyemiz 18 Ocak 2021 tarihinde devam ediyor. Söz konusu tarihte ve koronavirüs salgınının neredeyse birinci yılında ABD Dışişleri Bakanlığı, Wuhan Viroloji Enstitüsü laboratuvarındaki bilim insanlarının, Çin hükümeti 2022 yılında da öldürmeye devam edecek bir virüs konusunda dünyayı uyarmadan haftalar önce Covid-19 belirtisi gösterdiklerini iddia etti. ABD Dışişleri Bakanlığına göre, Çin’in “gizlilik ve kontrolle ilgili ölümcül takıntısı” Çin hükümetinin enstitü hakkında bir şeyleri gizlediğini garanti ediyordu. ABD’nin bu iki iddiasında birbiriyle örtüşen mesaj: Onlar doğru değil. Hikâyemiz şimdi 8 Mart 2022 tarihine taşınıyor. Victoria Nuland, ABD Dışişleri Bakanlığının siyasi işlerden sorumlu müsteşarı. Nuland, ABD’li Senatör Marco Rubio’nun sorduğu bir soruyu yanıtladığı tarihte özellikle Rusya’da bir çalkantıya yol açtı. 

POWELL’IN YANLIŞLARI

Rubio, Ukrayna’da biyolojik ya da kimyasal silahlar olup olmadığını bilmek istedi. Nuland’ın yanıtı şöyleydi: “Ukrayna biyolojik araştırma tesislerine sahip, aslında şu anda Rus güçlerinin kontrolü ele geçirmek isteyebileceğinden son derece endişeliyiz. Bu yüzden, bu araştırma malzemelerinin yaklaşan Rus güçlerinin ellerine geçmesini nasıl önleyebilecekleri konusunda Ukraynalılar ile çalışıyoruz.” 

ABD’nin Ukrayna ve biyolojik silahlar konusundaki konumu şu şekilde özetlenebilir: Evet Ukrayna, bütün dünyada sağlık sorunlarına yol açabilecek patojenleri araştırmak amacıyla ABD’nin finanse ettiği tesislere sahiptir. Ancak bu tesislerde biyolojik ya da kimyasal silahlara benzer herhangi bir şey üretilmiyor. 

Nuland ve Dışişleri Bakanlığındaki çalışma arkadaşları, ABD’nin endişe ettiği tek şeyin halk sağlığı araştırmasında kullanılan bu virüsler farklı ve kötü amaçlarla serbest bırakılabileceği olduğunu söylediklerinde doğru söylüyor olabilirler. Ne yazık ki ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki ya da Nuland olsun, ABD, şu anda küresel sahnede dürüst bir simsar olduğu konusunda dünyayı ikna etme girişiminde bulunurken, seleflerinin Irak ve Çin hakkındaki yalanları tarafından eziliyorlar. 

Irak ve Çin hakkındaki yalanları yüzünden bütün dünyada ABD’nin güvenilirliğine verilen zarar, bir kara bulutun Washington’ın başına bela olmaya devam etmesini sağlıyor. Doğrudan söylemek gerekirse: Birçok dünya başkentinde Nuland, Amerika’nın çıkarlarını ilerletecek bir hikâye anlatmada gerçeği boğabilecek bir anlatıyı çarpıtmaya hazır, diğer bir kamuoyu yaratan birinden biraz daha fazlası olarak düşünülüyor. Ve bu bizi Irak’a ve 2003 yılına, Çin ile 2021 yılına götürüyor. Unutmayın, Powell, Şubat 2003’te korkunç bir yalan söylemek için BM’nin önüne çıktı. BM’nin o gün ABD’nin talep ettiği Irak’a karşı askeri müdahaleyi destekleyen ikinci bir karara yetki vermemek için oy kullanmasını bir kenara bırakalım, çünkü o trajik günde yıllar sonra ortaya çıkacak başka bir hikâye gelişti. Bir BM temsilcisi, Powell’ın yanlışları ortaya çıktığında BM ve ABD arasında temel bir kopuş meydana geldiğine işaret etti. Uluslararası Kriz Grubu BM Direktörü Richard Gowan, Guardian gazetesine verdiği demeçte, “Powell’ın Irak ile ilgili konuşması, ABD’nin BM ile ilişkilerinde dönüm noktası oldu. Washington’ın BM’deki güvenilirliğinin, Irak savaşı ve WMDs’lerle ilgili düzmece iddialarından hiçbir zaman tamamen düzeldiğini düşünmüyorum.” dedi. 

11 MART’TA NELER OLDU?

Ve peki, Wuhan konusundaki yalanlar? Geçen temmuz ayında CGTN’ye yazdığım makalede, ABD’nin, Wuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki bilim insanlarının 2019 yılının ikinci yarısında hastalandığına ilişkin iddiasında hangi kanıtları kullandığını sorguladım. 2019 yılında tam da o laboratuvarda çalışan bir Avustralyalı bilim insanının Bloomberg News’e asla hastalanan herhangi bir kimseye rastlamadığını söylediğine dikkati çektim. 2019 yılında Wuhan Viroloji Enstitüsü BSL-4 laboratuvarında çalışan tek yabancı bilim insanı olan Danielle Anderson, “İnsanlar hasta olsaydı, ben de hasta olurdum ve olmadım.” dedi. 

Makalemde şunu da ekledim, “Doktor Anderson, çalışmasıyla ilgili bursu bittiğinde 2019 yılının sonunda Çin’den ayrıldı. Ancak haftalar sonra önemli bir bilimsel toplantıda, toplantıya katılan hiç kimsenin herhangi bir Çinli bilim insanının hasta olduğunu duymadığını söyledi. Doktor Anderson, Bloomberg’e ‘Bilim insanları dedikoducu ve heyecanlı’ dedi. O noktada benim görüş açıma göre garip hiçbir şey olmadı.”

Hikâyemizi toparlamak için, şimdi 11 Mart’ta neler olduğunu incelememiz gerekiyor. O tarihte, Rusya ve ABD’li yetkililer, Ukrayna’da biyolojik silahlar olup olmadığına ilişkin bir BM oturumu sırasında birbirine yönelik nahoş söylemlerde bulundular. Rusya’nın BM Büyükelçisi Vassily Nebizia, “Ukrayna’dan biyolojik maddelerin kontrolsüz şekilde yayılması” endişesinden bahsetti. ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield ise, “Bu (Rus) yalanların arkasındaki niyet belli: Moskova kendi kimyasal silahlarını ‘düzmece bir olayın parçası olarak suikastlar veya taktik askeri operasyonlarını desteklemek amacıyla’ potansiyel olarak kullanmaya zemin hazırlamaya çalışıyor.” dedi. 

Linda Thomas-Greenfield doğru söylüyor mu? Yanıt vermeden önce tarih 2003 ve 2021 yıllarını hatırlamanızı istiyorum.