Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Güller, NATO’nun genişleme stratejisini değerlendirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss’ın küresel bir NATO çağrısı yaptığını, Çin’i ve Rusya’yı hedef alan açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Mehmet Ali Güller’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Liz Truss birinci mesajı ile doğrudan Çin’i hedef aldı. Truss, ‘Çin’in G7 ile ticarete ihtiyacı var. Küresel ekonominin yaklaşık yarısını temsil ediyoruz. Eğer Çin büyümeye devam etmek istiyorsa bizim kurallarımıza uyacak’ diyor, özetle. Bakanın ikinci mesajı ise doğrudan Çin’i hedef alan ve küresel NATO açıklamasıydı. ‘Avrupa’nın savunmasına odaklanan NATO, Pasifik’in korunması ve Taiwan gibi demokrasilerin kendilerini savunabilmesini de sağlamalı’ diyerek doğrudan ABD ile birlikte Çin’i hedef alan çizgi yoğunluğuna geçmiş oluyor. Liz Truss üçüncü mesajında ise Finlandiya ve İsveç’e de NATO’ya katılma çağrısı yaptı. ‘Moldova ile Gürcistan gibi NATO üyesi olmayan devletler ise egemenliklerini ve özgürlüklerini koruma araçlarına sahip olmalılar.’ dedi. İngiliz bakanın dördüncü mesajında da G7 için bir çağrısı oldu ve G7 formatının ‘ekonomik bir NATO’ olması gerektiğini savundu.

UKRAYNA’DAN GÜRCİSTAN TEPKİSİ

Gürcistan’ın Rusya yaptırmalarına dâhil olmaması nedeniyle Ukrayna sert tepkiler veriyor. Son olarak da Tiflis büyükelçisini geri çekti. Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili’de bir açıklama yaptı. Garibaşvili, Ukrayna’nın amacının Rusya’ya karşı Gürcistan ile Moldovya’da yeni cephelerin açılması olduğunu söyledi. Garibaşvili, geçen yıl ekim ayında eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin ülkesine geri dönme amacının Gürcistan’ın Rusya’yla bir savaşa sürüklemesi olduğunu da savundu.

BLINKEN’DAN “TEK ÇİN POLİTİKASI” AÇIKLAMASI

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Senato dış ilişkiler komisyonunda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın senatörlerin sorularına verdiği cevaplar vardı. Blinken açıkça ABD’nin 1979’dan beri uyguladığı ‘Tek Çin Politikası’nı artık uygulamayacaklarının işaretlerini veren tuhaf açıklamalarda bulundu. Blinken ‘ABD, Taiwan’a son 5 yıldır en az 20 milyar dolarlık silah satışı yaptı. Fakat bu iş burada kalmayacak. Taiwan’ın gerekli tüm askeri araçlara sahip olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız’ dedi. Bu doğrudan ‘Tek Çin Politikası’na karşı Taiwan’ı daha da silahlandırmak, diye tarif edebileceğimiz bir açıklama.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez de Çin’in Taiwan’ı ele geçirmesi halinde en kaliteli yarı iletken pazarına hakim olacağını, zira Taiwan’ın küresel piyasadaki yarı iletkenlerin yüzde 90’ını ürettiğini söyledi ve bunu ‘Çin’e kaptırmamız lazım’ ifadelerini kullandı. Menendez’e hak veren Blinken, Başkan Joe Biden’in yönetiminin Taiwan, Japonya, Hollanda ve diğer ülkelerle birlikte en üst kalite yarı iletken meselesinde Çin’e karşı bir teknoloji çabası içerisinde olduğunu söyledi.

“FİİLEN ADI NATO OLMAYAN ‘NATO’CUKLAR OLUŞTURLDU”

Küresel NATO meselesi yeni bir şeyde değil. Aslında fiilen adı NATO olmayan ‘NATO’cuklar oluşturulmaya başlanmıştı. Bunlardan biri AUKUS’tu. Bu yapılanmanın temel hedefi de Avustralya’yı Çin’e karşı bir nükleer denizaltı üssü haline getirmekti. Hâl böyle olunca bir taraftan İskandinavya’yı katıp oradan Gürcistan, Moldavya, Bosna Hersek gibi ülkelerle NATO’yu genişletmek gibi hedefleri var. Diğer yandan da alt ‘NATO’cuklar kurarak Pasifik’e doğru bunu yapıp Batı’da Rusya-Ukrayna cephesinde uğraşırken Çin’i de Taiwan üzerinden rahatsız etmek. Taiwan meselesini bahane ederek bu civarda çeşitli ülkelere olan askeri tahakkümünü biraz daha artırmak biraz daha Avustralya olmak üzere bölge ülkelerini kendine bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Rusya-Ukrayna meselesi de zaten başından itibaren oydu. Burada ABD açısından asıl amaç krizi Avrupa üzerindeki hegemonyasını devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaktı. Şimdi aynı durum Pasifik’teki çeşitli ülkeleri bir ‘Çin tehdidi var’ diyerek Taiwan konusunu ana konu haline getirerek bu ülkeler üzerinden tahakkümünü attırmaya çalışacağı anlaşılıyor, ABD’nin. Bu da küresel güç mücadelesinin artarak devam edeceğini gösteriyor.”