Amerika Birleşik Devletleri (ABD); İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırganlığını destekliyor. Japonya, Hindistan ve Avustralya’yı Çin’e karşı kışkırtıyor. Rusya’yı ve Türkiye’yi çevrelemeye çalışıyor. Fakat küresel ölçekte gücünün aşındığını da çok iyi biliyor. Ağırlık merkezinin batıdan doğuya kaydığını görüyor. Bunu da engelleyemiyor. Özellikle ekonomik ölçekte Çin’in attığı adımlar, öncülük ettiği projeler; politik ve diplomatik ölçekte ise Çin ve Rusya’nın ABD’ye karşı direnmesi ve birlikte hareket etmesi; ABD’nin hesaplarını altüst ediyor. ABD’nin Suriye’de istediğini alamadığı, İran’la yeniden masaya oturmaya hazırlandığı da unutulmamalı. Konuyu örneklerle açalım…

Birincisi, ABD’nin “hasım güçler” olarak tanımladığı Çin ve Rusya, pek çok alanda olduğu gibi, nükleer enerjide de iş birliği yapıyorlar. İki devlet, Çin’deki iki nükleer santralde ortaklaşa toplam 4 ünite inşa edecekler. ABD’nin, Çin ve Rusya’nın, ABD karşısında birlikte hareket etmesini engelleyecek gücü yok. Dahası, Avrupa’nın lideri Almanya da bu iki ülkeyle ilişkilerini geliştiriyor.

İkincisi, ABD’nin itirazlarına rağmen, Çin’in Avrupa’yla ticari ilişkileri gelişiyor. Bu kapsamda geçen yılın son günü imzalanan ticaret anlaşması önemliydi. Çin ve Avrupa arasındaki demir yolu hatlarının gelişmesi ve çeşitlenmesi de bu ticareti olumlu etkiliyor. Üstelik taşımacılıkta demir yolu ulaşımı, deniz yolu ulaşımına oranla süreyi de kısaltıyor. 2016’dan bu yana geçen 5 yılda Çin’den Avrupa’ya yapılan tren seferlerinin sayısı 38 bine ulaştı. Çin’den kalkan trenler, Avrupa’da 22 ülkede, 151 şehre ulaşıyorlar.

Üçüncüsü, Çin ve Rusya’nın Orta Doğu’ya ilişkin sorunlarda da etkinlikleri artıyor. Çin; Filistin konusunda kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözümün, iki devletli, 1967 sınırlarına dayanan, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen ve bağımsız bir Filistin devletinden geçtiğini açıkladı.  Rusya ise İsrail ile Filistin arasında arabuluculuk önerdi.

Dördüncüsü, Çin’in öncülük ettiği ve 2013’te başlayan Kuşak ve Yol Girişimi hızla gelişiyor. Konuyla ilgili bir sergi açıldı 11 Mayıs’ta Çin’de. Sergiye 98 ülke katıldı. Kuşak ve Yol ülkeleri arasındaki toplam ticaret hacmi, 2013 – 2020 arasında 9,2 trilyon dolara ulaştı. Çin firmaları, Kuşak ve Yol ülkelerine toplam 136 milyar dolar yatırım yaptılar bu süre zarfında. Son 8 yılda Çin’in Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkelerle imzaladığı müteahhitlik sözleşmelerinin değeri de 941 milyar doları buldu.

Beşincisi, küresel salgın hastalığa rağmen, dünya ekonomisinde büyümenin lokomotifi olarak Çin öne çıkıyor. 2021 yılında Çin’in küresel ekonomik büyümeye yapacağı katkının yüzde 30’u aşması öngörülüyor.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ FIRSAT

Türkiye için tehdidin kaynağı ABD. ABD’nin Türkiye karşıtı tutumu yanında, bölge ülkelerine ilişkin düşmanca tavrı da, Türkiye’yi zora sokuyor. Buna karşılık, Türkiye’nin Avrasya’yla ilişkileri gelişiyor. Çin ve Rusya; Almanya’yla birlikte Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortakları olduğu gibi, bölge ülkelerinin iş birliğini de destekliyorlar. Sorun; Türkiye’nin bölge merkezli dış politika izlememesinden; bütüncül ve kapsamlı bir Avrasya siyasetine sahip olmamasından kaynaklanıyor.

Barış Doster