CGTN / Rabi Sankar Bosu

Ukrayna’da çatışmalar sürerken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, iki gün süren Çin ziyaretinin hemen arkasından 31 Mart-1 Nisan’da Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye iki günlük bir ziyarette bulundu. Lavrov’un Yeni Delhi ziyareti mevcut jeopolitik durumda Hindistan ile eski ilişkilerini düzeltmeyi amaçlıyordu.  

Lavrov’un Hindistan ziyareti, Rusya’nın geçen ay Ukrayna’da başlattığı “özel askeri operasyonu”ndan sonra Rusya’nın üst düzey diplomatının Yeni Delhi’ye yaptığı ilk ziyaret olduğu için özel önem taşıyordu. Daha da önemlisi Lavrov’un ziyareti, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğerlerinin Hindistan, Rusya ile Çin arasındaki ilişkileri zarar vermeye çalıştığı kritik bir dönemde yapıldı. Ukrayna krizinin en başından itibaren ABD, Hindistan’ı Rusya’yı eleştirmeye ikna etmede başarılı olamadı. 

HİNDİSTAN’IN TAVRI ABD VE BATILI MÜTTEFİKLERİNİN ELEŞTİRİSİNE YOL AÇTI

Bu bakımdan, Lavrov’un ziyaretinin açıklanması, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar’ı telefonla aramasının kanıtladığı gibi ABD liderliğindeki Batılı ülkelerin büyük ilgisini çekti.  Blinken, Jaishankar’dan 30-31 Mart’ta Yeni Delhi’yi ziyaret eden ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Daleep Singh ile Ukrayna’daki durumu görüşmesini istedi. 

Lavrov’un, Jaishankar ve 1 Nisan’da Başbakan Narendra Modi ile ayrı ayrı yaptığı görüşmede, her iki tarafın Rusya-Ukrayna çatışması ve savunmadan yatırıma kadar ikili ilişkiler gibi birkaç konu hakkında görüş alışverişinde bulunduğu bildirildi. Lavrov, Hint yetkililere Ukrayna’daki durum ve Ukrayna ile barış görüşmelerinin gidişatı hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 

Diğer taraftan Başbakan Modi, Ukrayna-Rusya çatışmasında şiddetin bir an önce durdurulması çağrısını yineleyerek, her türlü barış mesajını iletti. Hindistan, anlaşmazlığın çözüme kavuşması için barış çabalarını desteklemeye hazır. 

Rusya-Ukrayna çatışmasının ardından Hindistan’ın Rusya konusundaki tavrı ABD ve Batılı müttefiklerinin sert eleştirisine yol açtı. ABD, Hindistan, Avustralya ve Japonya’nın oluşturduğu ABD liderliğindeki Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ittifakının bir parçası olmasına rağmen Hindistan, Ukrayna konusunda Amerika’nın yanında yer almadı. Batı dünyasının diplomatik baskısını görmezden gelen demokratik Hindistan’ın, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı askeri eylemlerini “saldırganlık” olarak kınamaması, bu ülkenin Rusya ile uzun süredir devam eden ilişkilerini gözle görülebilir bir şekilde yansıtıyor. 

ABD’NİN STRATEJİK ODAĞI AVRUPA’YA KAYIYOR

ABD Başkanı Joe Biden, “QUAD, Hindistan’ın bu konuda bir miktar belirsiz olması olasılığı dışında, Putin’in saldırganlığıyla ilgilenme açısından Japonya son derece sağlam duruyor, Avustralya da öyle” diyerek, QUAD ülkeleri arasındaki Hindistan’ın Ukrayna konusunda tavrını eleştirdi. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: ABD’nin, bağımsız bir ülke olan Hindistan’ın dış politikasının gidişatına ilişkin dayatmada bulunmaya hakkı var mıdır? Hindistan, Washington’ın Ukrayna’daki faaliyetlerine dikkatini veriyor ve ABD’nin stratejik odağını Hint-Pasifik bölgesinden Avrupa’ya kaydırabileceğini çok iyi biliyor. 

Bununla birlikte görünüşe göre, Hindistan şimdi açıkça, farklı ülkelerden dışişleri bakanları ve hükümet yetkililerinin Yeni Delhi’yi sık sık ziyaret etmelerinde görüldüğü gibi jeopolitik merkez üssü haline geldi. Birçok Batılı ülke, Rusya-Ukrayna çatışması konusunda tarafsız kalma pozisyonunu ilan eden Hindistan üzerindeki diplomatik baskıyı artırdı. Hindistan’ın Rusya’ya yönelik yumuşak tutumu, ABD ve müttefiklerini kızdırdı. 

Geçen hafta Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi Hindistan’a geldi. Hiç şüphesiz, Rusya-Ukrayna çatışması Çin ve Hindistan’a soğuk ilişkilerini iyileştirmenin yanı sıra Rusya-Ukrayna çatışmasındaki sorumluluğunu yerine getirmedeki başarısızlığına karşı tek ses olarak ne düşündüğünü söylemek için eşsiz bir fırsat yarattı. Özellikle Çin gibi Hindistan da başından itibaren düşmanca durumu normalleştirmek amacıyla Moskova ve Kiev arasında doğrudan görüşmeler çağrısında bulundu. Birçok güvenlik ve uluslararası ilişkiler uzmanı ABD’nin, Ukrayna’da devam eden krizden sorumlu olduğuna inanıyor. Bir konuda şüphe yoktur. ABD, Rusya’nın devam eden krizin temel sebebi olması gereken güvenlik endişelerini görmezden gelerek, NATO aracılığıyla Ukrayna’daki yayılmacılığını artırmaya başladı. 

Şimdiye kadar Hindistan Rusya ile on yıllardır süren ilişkisine bağlılığını gösteriyor. “Stratejik tarafsızlığını” sürdürerek Hindistan, ABD ve müttefiklerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Genel Kurulu ve BM İnsan Hakları Konseyi’nde Rusya’ya karşı verdiği bütün tekliflerle ilgili oylamalarda çekimser kaldı. Hindistan, ne pahasına olursa olsun Ukrayna konusunda ABD liderliğindeki eksenden kaçınmada kararlı. 

HİNDİSTAN’IN ASKERİ DONANIMININ YAKLAŞIK YÜZDE 70’İ RUSYA’DAN GELİYOR

Hindistan, doğrudan Rusya’yı hedef alan herhangi bir protestoda yer almadı ve bu tutumu, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki’nin, “bu savaşta tarafsız bir zemin yoktur” açıklamasıyla ABD tarafından dolaylı olarak eleştirildi. Hindistan, ABD liderliğindeki kampın Rusya’ya karşı yaptırımlar uygulamasına dâhil olmadı ki, ABD bu durumdan memnun değil. Hindistan’ın askeri donanımının yaklaşık yüzde 70’i Rusya’dan gelmektedir. Biden yönetiminin Yeni Delhi’yi artık Rusya’dan gelecekte silah satın alması konusunda finansal yaptırımlardan muaf tutmayacağı tamamen ortadadır. ABD Hindistan’a Rusya’dan nükleer denizaltı ve karadan havaya füzelerden oluşan S-400 hava savunma sistemleri almaması için baskı yapıyor. 

Lavrov, cesaret verici bir şekilde Jaishankar ile görüşmelerinde bekleyen savunma anlaşmalarının hızlandırılacağına dair güvence verdi. Medyada yer alan haberlere göre, Rusya’nın Hindistan’a doğrudan petrol satışında önemli oranda indirim önerdiği öğrenildi. Ancak Hindistan’ın Rusya ile indirimli fiyatlarla ham petrol ithalatı anlaşması yapması, ABD tarafından “tarihin yanlış tarafı” olarak şiddetli bir şekilde eleştirildi. Ancak, Almanya ve Fransa gibi birçok Batılı ülke aynısı yaparken, Hindistan’ın Rus petrolünü satın almakla suçlandığı zaman yapılanlar saçmalıktır.

Özetlemek gerekirse, ABD’nin Hindistan ve diğer ülkelere ulusal çıkarları ya da Rusya ile ilişkileri konusunda ders vermeyi durdurması gerektiği söylenebilir. Rusya vil Ukrayna’nın “dürüst ve samimi” çabalar yoluyla farklılıklarını çözmesi umulabilir. BM’nin, devam eden çatışmayı sona erdirebilmesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy arasında hemen birebir bir toplantı düzenlemede daha aktif olmasına izin verin.