CGTN / Jonathan Arnott

En muhtemel sonuç aynı; bundan iki hafta sonra, Fransız halkının uyanıp Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ikinci kez bu göreve seçildiğini görmesi bekleniyor. Fakat ayrım çizgisi katı. Macron’un sadece tek bir kez ayağının kayması, tek bir skandal, kilit bir jeopolitik olay ya da merkez seçmenlerin ağır bir isteksizliği Marine Le Pen’in cumhurbaşkanı seçilmesine yeter.

Macron eski bir devlet memuru ve yatırım bankacısı, kendi partisini kurmasına rağmen, asıl olarak Fransız müesses nizamının ete kemiğe bürünmüş hali. Le Pen ise, güvenilmez bir dışarıdan kişi. “Ulusal Cephe”yi ırkçılıktan kurtarmak için “Ulusal Birlik” olarak yeniden adlandıran ve kendi babasını süreç içinde partilerinden atan biri. Son yıllarda siyasi müesses nizamın dışında olanlar Batı dünyası boyunca başarılı oldular. Ama Macron Le Pen’in daha önce Rusya’yı desteklemiş olmasını kendi avantajına kullanabileceğini bilen düzgün bir siyasi teknisyen.

BATI MEDYASINDA SEÇİM HABERLERİ

İlk bakışta, bu yılki Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur sonuçları 2017’nin kopyası olmaktan daha farklı bir şey gibi görünüyor. Beş yıl önce çak az kimse Macron’un yeni kurduğu “İlerleyen Fransa” partisi ile hiç yoktan ortaya çıkıp Fransa cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci turda kazanacağını tahmin ediyordu.

İlk tur seçimin işlevi cumhurbaşkanlığı için en yüksek oy alan iki adayı seçmektir, bu iki aday ondan sonra 15 gün sonra kazananı belirlemek için ikinci turda karşılaşır. Bu, Fransız halkına, Fransız anayasasını yazan kişinin sözleri ile, ilk önce “kalpleri” ile ardından ise “kafaları” ile oy verme fırsatı verir. Sistemin aşırılığa karşı bir siper olması istenmiştir. İlk tur sonuçlarından sonra 2017’nin sonuçları gerçekten şüpheli değildi. Le Pen yeniden adlandırılan “Ulusal Cephesi”nin çocukluk dönemindeydi ve partiyi aşırıcılardan kurtarıp saygıdeğer bir parti haline getirmeyi umuyordu ama Fransız kamuoyu temkinliydi, Macron yeni, yükselen bir güç ve sonuçta 33,9’a karşı 66,1 oyla seçildi.

Bu yıl ilk tur sonuçları neredeyse aynı. Le Pen son seçimden bu yana mazbut bir ilerleme sağlarken, Macron cumhuriyetçi oyların büyük çöküşünden yararlandı. Batı medyası adayları tanımlamak için yaftalar kullanma konusunda tembellik eğilimi gösteriyor. Hem kamuoyu yoklamaları hem de sandık çıkış sonuçlarından daha iyi performans göstererek, ilk turda yüzde 20’nin üzerinde oy alarak 3. sırayı alan Marksist aday Jean-Luc Melenchon “aşırı sağ” diye sınıflandırılabilirken, yüzde 7 oy alan İslam karşıtı aday Eric Zemmour ve Le Pen “aşırı sağ” olarak tanımlandı. Bu nedenle, ilk turda oy verenlerin yarısından fazlası medyanın şu ya da bu şekilde aşırı diye tanımladığı adaylara oy vermiş oldu. Bu kez kilit fark ikinci turun gerçekten rekabetçi olması. Macron neredeyse her güvenilir kamuoyu yoklamasında önde gidiyor, sadece AtlasIntel yoklaması Le Pen’in yüzde 1 ile önde olduğunu gösteriyor. Ama bu kez Macron için hata payı çok küçük. Çok sayıda yoklama Macron’un mevcut önde gitme durumunun yüzde 52’ye 48’den daha yüksek olduğunu göstermiyor ve Le Pen televizyondaki tartışmada kötü performans göstermeden önce kampanya sırasında desteğinde kısa süre ile bir artış yaşadı.

FRANSA AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KALBİ

Yine de, Fransız cumhurbaşkanları nadiren ikinci kez seçilirler ve Macron artık bir zamanlar olduğu gibi yeni bir yüz değil. Aksine, hayat pahalılık krizleri ve artan enflasyonlar sırasında cumhurbaşkanıydı. Bu arada Le Pen, daha önceki Rusya yanlısı görüşlerinden uzaklaşmaya çalışıyor ve aksine iç sorunlarla ilgili kampanya yapıyor. Eğer Le Pen kazanırsa bu bütün Avrupa’da hissedilecek gerçek bir şok olur. Fransa büyük bir Avrupa ülkesi ve geleneksel olarak Avrupa Birliği’nin (AB) kalbi. Le Pen babası ile aynı soyadını taşıyor. Ama soykırımdaki gaz odalarını tarihin basit bir “detayı” diye tanımladığı için partiden attı.

Yaygın olarak Le Pen’in kampanyasının başarısız olacağı düşünülüyor. İki adaylı mücadelede, Le Pen Ukrayna konusundaki sorulardan kaçamaz. Zamanın Ulusal Cephesi’ne Moskova’daki First Czech Russian Bank’ın 2014’te 9,4 milyon Euro’luk kredi vermesi, Fransa’da Ukrayna’yı destekleyenlere Le Pen’in Rusya ile bağlarına saldırmak için gerekli cephaneyi sağlayacak. Le Pen ayrıca Fransa’nın NATO’ya üyeliğine de karşı, Fransa’nın geniş çatışmalara sürüklenmesini istemiyor. Le Pen AB’nin ateşli bir muhalifi, AB’nin Fransa vatandaşları üzerinde çok fazla yetkisi olduğunu düşünüyor ama toptan birlikten çekilmek yerine reform yapılmasını istiyor.

SİYASETÇİLER İLE SEÇMENLERİ ARASINDAKİ UÇURUM ARTIYOR

Geleneksel partiler bir kez daha Macron’un etrafında toplanacak çünkü Le Pen’e kesin biçimde karşılar. Ama siyasetçiler ile seçmenleri arasındaki uçurum artıyor. Eski tarz sadakatler ile etkiler yavaş yavaş yok oluyor ve sosyal medya çağında belki de şaşırtıcı biçimde, genç insanlar Le Pen’e eğilim gösteriyorlar gibi görünüyor. Macron’un kampanyası emeklilik yaşını artırmayı düşündüğünü ortaya çıkararak, potansiyel destekçilerinden bir kesimi kendisinden uzaklaştırdı.

Macron’un yeniden seçimi kazanmak için, kendisini desteklemek için olduğu kadar Le Pen’e karşı olmak için de sandığa gideceklerini umarak, kendisinden hoşlanmayanların oyuna ihtiyacı var. Katılım oranı kilit olacak; Macron’un kazanması gerekir ama bu hiçbir şekilde garanti değil.