Global Times / Xu Xianlin

Çin’de Jiangxi eyaletinin Shangrao bölgesindeki sağlık yetkililerinin tedavi ettiği bir evcil köpeğin ölümü, son günlerde birçok tartışmayı alevlendirdi. Batılı medya kuruluşları “hakkında en çok konuşulan bir konu” bulmuş gibi görünüyordu ve aniden vakanın farklı biçimlerini bildirmeye başladılar.   

CNN televizyonu, pazartesi günü yayımladığı bir makalede, “corgi cinsi köpeğin ölümünün, Çin’de hükümet gücünün Covid-19’u önleme adına nasıl kontrolsüz büyüdüğünü gösterdiğini” iddia etti. Ayrıca vakanın, “Çin’deki yerel yetkililerin Covid-19’a sıfır hoşgörü arayışında aldıkları aşırı önlemlerin son örneği” olduğunu ifade ettiler.

Çin şimdi Batı medyasının dikkatlice inceleme konusu gibi görünüyor. Bir yerel sorundaki aksaklıkları gidermeye yönelik herhangi bir girişim küresel bir konu haline gelecek. ABD’de Covid-19 salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı neredeyse 800 bine ulaşarak, 1918 yılındaki tahripkâr grip salgını sırasındaki rakamı geçmiş bulunuyor. Bu kadar kötü kamu sağlığı durumu dikkate alındığında Amerikan medyası, Çin’e bir hayata nasıl davranılacağı konusunda öğüt verecek durumda değildir. 

AMERİKAN MEDYASI, ÇİN’E ÖĞÜT VERECEK DURUMDA DEĞİL

Fudan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Halkla İlişkiler Okulu’ndan Profesör Shen Yi, Global Times’a yaptığı açıklamada, “Bu çok garip bir olay. Bu Batılıların gözünde demokratik ülkelerdeki insanlar, insan değiller. Onların haberleri insanlara, ‘demokratik’ ülkelerin kedilerin ve köpeklerin yaşamlarına insanların geçimi konusundan daha çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde, birisi yeteri kadar ‘demokratik’ değildir.” dedi.

Salgın bütün dünyada şiddetlenirken, diğer ülkelerde kaplanlar, kediler ve köpekler gibi hastalık bulaşmış hayvanların ötenazi vakaları olağandışı değildir. Örneğin Danimarka, Covid-19 salgınının yayılmasını önlemek için ülke çapında 2,5 milyon vizonu itlaf etti. Shen, “Aynı medya kuruluşları niçin kızgınlıklarını dile getirmediler? Onların önemsediği şey corgi cinsi köpek değil, ancak sadece ahlaki zayıflıklarını gösteren Çin’in salgın karşıtı çabalarına saldırmak için diğer bir bahane bulmaktır.” diye konuştu.   

Batı medyası Çin’e, “demokratik olmadığı” için “sıfır hoşgörü” politikasında vatandaşlarının hakları ve özgürlüklerini feda ettiği gerekçesiyle saldırdı. Niçin? Çünkü onların gözünde demokrasi, insanların “ölmek için özgür” olduğu anlamına gelmektedir. Çin, dinamik sıfır hoşgörü politikasıyla ölümleri 5 binin altında kontrol etmeyi başardı. Bu Batı için inanılmaz bir şey ve onlar, Çin’in başarılı deneyimine saldırmak için her türlü sebebi arıyorlar. Onlar Çin’e iftira atmak için yaşıyorlar. Demokrasi’nin avantajı “demokratik” ülkelerdeki 800 bin ölümü, “demokratik olmayan” ülkelerdeki 5 bin ölümle kıyaslamada mı yansıtılıyor?

BATILI MEDYA KURULUŞLARI ÇİN’İN BAŞARILARIYLA İLGİLİ SESSİZ

Evcil hayvan sahipleri ve hayvanseverlerin köpeğe ötenazi yapıldığını gördüğü zaman güçlü bir duyguya sahip olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak vakanın meydana geldiği toplumda zaten Covid-19 pozitif hastaların olduğu da not edilmelidir. Aslında Çin, hiç şüphesiz salgına karşı mücadelede en yardımsever ülkedir. Başından itibaren Çin, ilk sıraya yaşamı koymakta ısrarcı oldu. Bu, insanların hayatını hiçe sayan, ancak siyaseti ve parti çıkarlarını önceleyen ABD ve diğer Batılı ülkelerle kesin bir ayrımı göstermektedir. 

Batılı medya kuruluşları, salgına karşı mücadelede Çin’in başarılarıyla ilgili olarak sessizdir, ancak onun yerine bir evcil hayvan için saldırı başlatıyorlar. Birçok aktif internet kullanıcısının yaptığı yorumlarda olduğu gibi, “Medya ne tür değerleri desteklemeye çalışıyor?” Batı medyası sadece bencildir ve çıkarlarına uygun olan herhangi bir haber için acele eder. Onlar, ne kadar etkili olursa olsun gerçek önemli haberleri görmezden gelirler. ABD’de bir yerel hükümet hata yaptığı ve Florida’da yedi kişinin öldüğü bir binanın çökmesine sebep olduğu zaman, medya hükümetin çözümlerini nasıl haberleştirdi? Onlar kendi kendine enkazın altından sürünerek çıkan yavru bir kediyi göklere çıkardılar. Siyasi liderlerini kınadılar mı? Hayır! Ne kadar ironik!