Sporda, ama büyük ekonomisi nedeniyle özellikle futbolda sıkça duyduğumuz menajerlik müessesesi hakkında kamuoyunda genellikle negatif bir düşünce var. Bunun nedeni menajerlerin genellikle alavereli işlerde haber değeri kazanması ve manşetlere çıkmaları belki de. “Football leaks” belgelerinde de sıklıkla bazı kulüp yöneticileri ve menajerlerin karanlık ilişkileri manşetleri süslemiş ve bu kanıyı pekiştirmişti.

Futbol menajeri Mustafa Açıkgöz’ün “Menajer: Transferin Gizli Yüzü” isimli kitabı geçtiğimiz günlerde Nemesis Kitap etiketiyle yayınlandı. Mustafa Açıkgöz menajerlik kavramının ne olduğunu ve bilinmeyen yönlerini anlattığı kitabında Hamit Altıntop’tan Rüştü Reçber’e, Victor Orta’dan Nihat Kahveci’ye, Türk ve dünya futbolundaki önemli isimlerin de görüşlerine yer vermiş.

Peki menajer kime denir? Açıkgöz’ün tanımıyla profesyonel futbol menajeri, kulüple futbolcu arasındaki anlaşmayı sağlayan, futbolcunun tüm sorunlarından arınarak sahaya çıkmasına destek olan kişi olarak tanımlanıyor ve meslek hayatı boyunca futbolcuya yardımcı olmakla sorumlu.

KİTAPTA TÜRKİYE’DEN HİÇBİR MENAJER YER ALMIYOR

Biz de Pano’da Mustafa Açıkgöz ile kitabı ve menajerliği konuştuk.

Mustafa Açıkgöz dört yıldır lisanslı futbol menajeri. “Lisanslı” kısmı önemli, zira bu işi Açıkgöz’ün ifadesiyle manavından kasabına neredeyse herkes illegal de olsa yapıyor.

Açıkgöz’ün şirketine bağlı yaklaşık 30 tane futbolcu var. Menajer sadece futbolcunun bir kulüpten bir kulübe transferinde değil, her anlamda yanında olan, yıl boyunca tüm sorunlarından arındırarak sahaya çıkmasını sağlayan kişi. Futbolcuların özellikle sözleşme aşamalarında kese kâğıdı gibi, her önüne gelen kâğıda imza attıklarını ve sonuçlarının ciddi olduğunu söylüyor Açıkgöz.

Kitapta Türkiye’den hiçbir menajerin yer almadığını aktarıyor. Zira aralarındaki çekişmeler nedeniyle Türk menajerler “o varsa ben yokum” tarzı bir tavır sergiliyorlar. Ancak yurt dışından Roberto Firmino’nun, Barcelona kalesini Ter Stegen’in menajerleri, Leeds United sportif direktörü Vitor Orta gibi isimler var.

Mustafa Açıkgöz Türkiye’de 250 tane civarında menajer olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Bu 250 menajerin her yıl lisans bedeli yenilemesi için 12.000 TL para yatırması lazım. Ama birçoğu yatırmıyor bu parayı. Bundan dolayı yaklaşık 50-60 tane menajer resmi olarak bu işi yapıyor. Resmi olmayıp da yapan çok fazla insan var.”

Resmi olmadan çalışanlara bir yaptırım olup olmadığı sorumuza ise “Hiçbir yaptırım yok. Yasadaki açıktan kaynaklanıyor. Bunu suiistimal ediyorlar.” yanıtını alıyoruz.

Kitapta menajerliğin oldukça çaba ve emek gerektirdiğini görüyoruz. Futbolcunun kendini geliştirmesi adına gerekli eğitimleri almasını sağlamak, scouting, mali danışmanlık, vergi hizmetleri, imaj hakları, hukuki danışmanlık, sponsorluk, pazarlama gibi birçok alanda destek sağlaması gerekiyor menajerlerin.

Bunca işle uğraşırken bir yandan da futbolcuların aileleriyle uğraşmak gerekiyor. Profesyonel güveni sağlamak çok önemli.

“BİRÇOK KULÜP ‘MENAJERLİK BEKLENTİN, ÜCRET BEKLENTİN VARSA BOŞUNA BİZE OYUNCU VERME’ DİYOR”

Kulüplerin mali yönetimlerindeki sorunlar menajerlere de yansıyor Açıkgöz’e göre. “Sözleşme yaptığınız ve alacağınız var diyelim. Kulübün kasasında olmayan paradan ötürü ödeme alamıyorsunuz. Yasal olarak mahkeme yoluna başvurmak gerekiyor aslında, ama o zaman da ileride iş yapamıyorsunuz. Bu işi lisanslı olarak yapıyorsanız faturasını kesiyorsunuz. Devlet de bizden vergisini istiyor. ‘Ama parasını almadım’ deseniz de fark etmiyor. O yüzden daha çok ekonomisi ve yönetimi iyi olan kulüplerle iş yapmaya çalışıyoruz. Birçok kulüp ‘menajerlik beklentin, ücret beklentin varsa boşuna bize oyuncu verme’ diyor, ‘biz sana belki iki sene sonra ödeyebiliriz bunu’.  Açık açık söylüyorlar. Buna rağmen iş yapanlar var.

Mesela Ahmet Bulut’un Beşiktaş’ta bıraktığı 17-18 milyon alacağı var. Yıldırım Demirören zamanında birçok oyuncu getirdiler ve ücretler hala duruyor. Hala alınmadı.”

Kitaptaki “kontrat hileleri” konusunda da şunları aktarıyor:

“Kulüplerin batmasının en büyük sebebi bu. Maalesef bazı iyi niyetli olmayan yöneticilerimiz, mesela futbolcunun değeri 300.000 Euro ise 1.000.000 EURO’luk kontrat yapıyorlar. 700.000 avroyu buradaki iyi niyetli olmayan menajerle başkan kendi aralarında paylaşıyorlar. Bunlar çok sık oluyor ve halen daha devam eden bir süreç.”

Bir de kamuoyunda çok konuşulan “çekmece sözleşmeleri” var. Bunları da şöyle anlatıyor Gözüaçık:

“Az önce konuştuğumuza çok benzer bir şey aslında. Parayı paylaşmak yerine belki vergiden kurtarmak için yapılabiliyor. Örnek veriyorum, futbolcuyla 1.000.000’a anlaşılıyor, fakat onu 500.000 gösteriyorlar. Aralarında ayrıca bir gayrı resmi kontrat yapıyorlar.

Vergi muafiyeti açısından, özellikle asgari ücretle yapılan sözleşmeler bile olabiliyor.”