Doç. Dr. Cüneyt Dirican, ekonomistleri tartışmaya davet etti. Literatürde “swap hariç net rezerv” diye bir kavaram olmadığını ısrarla vurgulayan Dirican, “Kiralık aldığınız oyuncu gol atınca onu golden saymıyor musunuz?” sorusunu sordu. Merkez Bankası’nın faiz kararını ‘doğru yanlış’ diye kategorize etmeyi de yerinde bulmayan Dirican, “Ekonomi sadece faiz, borsa, döviz değildir.” dedi.

G20 ülkeleri de dâhil olmak üzere dünyada “birçok ülkede politika faiz oranının enflasyon oranının kat kat altında” olduğunu vurgulayan İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Cüneyt Dirican, Dünya Postası programında ekonomi gündemini değerlendirdi. Merkez Bankası’nın faiz indirim kararını ele alan Dirican, sosyal medya rağbet gören Türkiye’nin aksine “Norveç bile faiz artırdı, Macaristan beş kere faiz artırdı.” şeklindeki haberlerin eksik olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:

“Bu haberler doğru, hiçbir yanlışlık yok. Fakat haberi bu şekilde verdiğimiz zaman sanıyorum, eksik oluyor. Evet, Macaristan beş kez faiz artırdı, 1.80’e getirdi ama Macaristan’ın mevcut enflasyon oranı 5.4. Norveç de faiz artırdı, 0’dan 0.25’e çıkardı ama enflasyonun hala çok altında. Petrol zengini olmasına rağmen mevcut enflasyonun kat kat altında.”

“EKONOMİ KARARLARI YANLIŞ TARTIŞILIYOR”

“Konu uzmanı olan olmayan herkes fikir beyan ediyor ki, demokrasinin gereğidir, hiçbir yanlışlık yoktur.” diyen Dirican’a göre Türkiye’de ekonomi okur-yazarlığında ciddi sorunlar var ve konuyu bilen uzmanlar da resmin tamamını izleyiciye göstermekten uzak:

“Toplumda birçok şeyi uç noktalarda yaşadığımız gibi Merkez Bankası konusunda uç noktalarda yaşıyoruz. Dünyada Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası’ndan (Fed) sonra en çok konuşulan merkez bankası bizimkidir, diye düşünüyorum. Alınan karar doğrudur, yanlıştır noktasına girmenin çok bir anlamı yok. Zaten bunun sonucunu hep beraber yaşıyoruz.”

MERKEZ BANKASI NEYİ TERCİH ETTİ?

Türkiye’de firmaların “faiz oranlarının seviyesinden çok oynaklığından” şikâyet ettiklerini kaydeden Doç. Dr. Dirican, firmaların oynaklık nedeniyle “bütçe yapamamak, fiyat verememek, stoklara karar verememek” gibi sorunlarla yüz yüze olduklarını belirtti. Reel kesimin sorunlarına dikkat çeken Dirican, “Hep para ve sermaye piyasaları öne çıkartılıyor. Ekonomi hane halkından, kamudan, özel sektörden para ve sermaye piyasalarından bunun dışında üretim ekonomisinden oluşan bir bütündür. Ekonomi sadece para ve sermaye piyasaları değildir. Sadece faiz, altın veya borsadan, döviz kurundan oluşmaz.” dedi.

Dirican’a göre; Merkez Bankası, “Tek seferde yüklü faiz indirimi yaparak” bu yolla firmalara en azından kısa vadede önünü görme imkânı sağlamış oldu.
Merkez Bankasının politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için “Yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığını” açıklamasına da değinen Dirican, “yıl sonuna kadar indirim marjı kalmadı beyanı da bunun teyidi.” dedi.

“BİR TARAFA BASARSANIZ ÖBÜR TARAF HAVAYA ÇIKAR”

Diğer taraf varlığına değer katıyor. Bir taraf mutsuz ama belli bir kesim de bir anlamda mutlu. Dünyada enflasyon dönemi içinde olduğumuza dikkat çeken Dirican, “Dolar dâhi kaynak ülkesinde ABD’de satın alma gücünü kaybediyor enflasyonla. ABD dolarının dahi satın alma gücünün kaybolduğu, ABD’deki 330 milyon vatandaşın da enflasyon karşısında yıprandığı bir dünyadayız ve ekonomideyiz. Bunu da saptamak lazım. Tabi, bu bizim durumumuz için çözüm ya da bahane değil.” ifadelerini kullandı.

DÖVİZİN ETKİSİ ÇİFT YÖNLÜ

“Günün sonunda ekonomi bileşik kaplar prensibiyle çalışır.” hatırlatmasını yapan Dirican, döviz kurunun yıpratıcı etkisi olduğu kadar bundan fayda sağlayan geniş bir kesimin de olduğunu not etti:

“Bir tarafa basarsanız öbür taraf hava çıkar. Öbür taraf, havaya çıktığından bir taraf aşağıya iner. Faize basıyorsanız, kurun çıkması bizim kendi iç dinamiklerimiz nedeniyle normal. Evet, bir taraf çok ciddi satın alma gücünü kaydediyor. Orta direğin iyice yıprandığı bir senaryoya doğru gidiyoruz. Bu gerçek önümüzde. Fakat resmin bir de diğer tarafı var. Vatandaşın geliri TL cinsinden giderler, maliyetler genelde dolar cinsinden veya yabancı para cinsinden belirlendiği için vatandaş açık pozisyonda. Bir de kapalı pozisyon var. İhracatçı, mal sahibi, konut ya da araba sahibinin, arsa sahibinin şu anda varlığının değeri artıyor. Bankalarda 240 milyar dolar döviz tevdiat hesabına sahip olan tüzel kişilikler ya da gerçek kişilikler varlığına son bir ay içinde çok ciddi bir şekilde ek koydular. ‘Birleşik kaplar’ prensibi çalışıyor. Bir taraf satın alma gücünü kaybediyor. Diğer taraf varlığına varlık katıyor. Bir taraf mutsuz ama belli bir kesimde bir anlamda mutlu. O belli kesimde üç beş kişi değil.”

Dünyada enflasyon dönemi içinde olduğumuza dikkat çeken Dirican, “Dolar dâhi kaynak ülkesinde ABD’de satın alma gücünü kaybediyor enflasyonla. ABD dolarının dahi satın alma gücünün kaybolduğu, ABD’deki 330 milyon vatandaşın da enflasyon karşısında yıprandığı bir dünyadayız ve ekonomideyiz. Bunu da saptamak lazım.” ifadelerini kullandı.

“SWAP HARİCİ REZERV DİYE BİR ŞEY YOK”

Merkez Bankası rezervleri üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Dirican, bu konuda çok temel bir hata yapıldığını belirterek şunları kaydetti:

“Swap karşı taraf size o imkânı sunduğu sürece devam edebilecek bir imkândır. Dünyada bir tek bizim merkez bankamız yapmamaktadır. Bütün akademik literatürde swap bir rezerv biriktirme enstrümanı olarak kabul edilir. Sezon başında Fenerbahçe ve Galatasaray iki futbolcuyu takas ettiler. Swap o demek zaten ‘takas etmek’. Sezon sonunda da geri alacağız, kendi futbolcumuzu. Sezon boyunca o takas ettiğimiz futbolcu bizim takımda oynuyor. Attığı golleri ya da o atılan gollerle alınan puanları ‘hayır bu bizim futbolcumuz değildi’ diye saymayacak mıyız? Gol goldür. Swap hariç dediğiniz zaman siz aslında o futbolcunun attığı goller yazılmamalı, diyorsunuz.”