Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, CRI Türk’te Behçet Üstün’ün hazırlayıp sunduğu Pano Programı’na konuk oldu ve tüketici hakları konusunda önemli bilgiler aktardı. Ağaoğlu, tüketici aleyhine olan birtakım başlıkları değiştirmek üzere hazırlanan yasa teklifi ve buna gerek olup olmadığı konusunda değerlendirmelerde bulundu.

KONUT MAĞDURU SAYISI ÇOK FAZLA

Ev sahibi olmanın Türkler için çok önemli bir olay olduğunu vurgulayan Ağaoğlu, tespit ettikleri rakamlara göre 300 bin civarında maketten konut alırken mağdur olmuş ve evini alamamış insan olduğunu söyledi. Ayrıca yaklaşık 200 bin civarında da devre mülk dolandırıcılarının tuzağına düşmüş olan mağdur olduğunu belirtti.

Ağaoğlu, ev almaya geliri yetmeyen birçok insanın, tapuda bir hakkım olsun diye düşünerek daha düşük rakamlara bir devre mülk aldığını, ancak son derece yüksek yıllık aidatlarla (yıldat diye ifade ediyor bunu) istismar edildiğini kaydetti.

Temelden konut alımında mağdur olanların çok uzun hukuki süreçlerle baş başa olduğunu şu örnekle aktarıyor:

“20 yıldır uğraşanlar var. Geçen salı günü adliyedeydim. Konut alırken dolandırılan bir vatandaş grubu destek olmamı rica etti. Mahkemede uğraştıkları süre 20 yılmış. Müteahhitlerinin ve arsa sahiplerinin avukatının şu sözleri kulaklarımda çınlıyor; ‘efendim zaman aşımı defini ileri sürüyoruz.’ Yani zaman aşımından ötürü düşür, davayı diyorlar. Mahkeme yine ertelendi. Sorunu adalet çözmeyecekse ne yapacak bu vatandaş? İşte bu sorunların giderilmesi için yapılacak yasal çalışmalarda, ileriye dönük sorun olmasını önleyici tedbirlerin yanı sıra, geçmişte gerçekleşmiş olanları da çözümleyecek bazı düzenlemeler gerekmez mi? Bence çok gerekli.”

Yeni yasadan önce mevcut yasaların uygulanmasının gerekliğine dikkat çeken Ağaoğlu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 2014 yılında yenilenerek yürürlüğe girdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bu kanun Avrupa Birliği (AB) Uyum Konvansiyonu kapsamında yapıldı. Ön ödemeli konut satışı, yani maketten konut satışı için kanun diyor ki, şatış tapudan yapılacak ve kat mülkiyeti kat irtifakı kurulmuş olacak. Anlamı arsa alınmış, projelendirilmiş, proje yetkili makamlarca onaylanmış, tapuya tescil edilmiş, kat irtifakı kurulmuş olacak. Müteahhit ile vatandaş anlaşacak, tapuya gidecek ve işlem yapacak veya noterde düzenleme suretiyle satış yapılacak. Noter bunu derhal tapuya da bildiriyor. Yasa işlemeyecek olduktan sonra çıkartmanın anlamı yok. Vatandaş bilgisi olmadığı için, müteahhit de işine gelmediği için uygulamıyor. Kamu otoritesi de yeterince denetlemiyor.”

ARAÇ KİRALAMA ŞİRKETLERİNİN LİSANSA BAĞLANMASI GEREKİYOR

Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, konut satışı dışında en önemli sorunlardan birinin de araç kiralama olduğunun altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Otomobil kiralarken tüketiciye ya senet imzalatıyorlar ya da kredi kartını açığa çekiyorlar. Aracın tesliminden sonra trafik cezası, köprü, otoyol geçiş cezaları gelebilme ihtimaline karşı bu uygulamayı yapıyorlar. Bunlar doğru. Ama diğer taraftan da tüketicinin kart bilgilerinin başka bir tarafa aktarılmayacağının, hukuka aykırı kullanılamayacağının garantisi yok. Bizim konfederasyon olarak önerimiz araç kiralama şirketlerinin lisansa bağlanmaları. Tüketiciyi mağdur edenlerin lisansı iptal edilebilir.”

TAKSİTLİ SATIŞLARDA TÜKETİCİYİ OLDUĞU KADAR SATICIYI DA GÖZETMEK GEREKİYOR

Taksitli satış konusunun kanunda iyi bir şekilde düzenlendiğini aktaran Ağaoğlu, şunları paylaştı:

“Kanun taksitli satışta tüketicinin teslimden itibaren yedi gün zarfında hiçbir cezai bedel ödemeden cayma hakkına sahip olduğunu yazıyor. Ürünün kullanılmamış olması gerekiyor. Ancak burada satıcının da mağdur olma ihtimali var. Bir düzenleme ile satıcının kanıtlayacağı ekstra masraflarını geri alabilmesi sağlanmalı. Mesela nakliye, montaj gibi.”

BİR YILDAN UZUN SÖZLEŞMELERDEN CEZA ÖDEMEDEN CAYABİLİRSİNİZ

En yaygın sorunlardan biri de, özellikle telekomünikasyon sektöründeki cayma hakkı. Uzun süreli sözleşmelerle tüketici ciddi mağduriyetler yaşayabiliyor. Ağaoğlu’nun bu konuda söyledikleri önemli:

“Yeni kanun tasarısında deniliyor ki ‘hizmetin layıkıyla sunulmadığı anlaşılırsa tüketici cayma bedeli ödemeden sözleşmeyi iptal edebilir.’ İyi de yürürlükteki kanunda var zaten. Bir yıldan uzun süreli abonelik sözleşmesinde, tüketici herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. Sağlayıcı tarafından yani hizmet veren tarafından sözleşme koşullarında değişiklik yapılması halinde de tüketici sözleşmeyi feshedebilir. Bir yıldan uzun süreli sözleşme yapmayı engellemiyor fakat bir yıldan uzun süreli sözleşme yaptıysan aboneni hoş tut, aksi takdirde ayrılma hakkı var, diyor.  Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nde de bu hükümler var ama şirketler cayma bedeli yansıtıyorlar. Tüketici Konfederasyonu olarak hukukçu arkadaşlarımız, avukat İbrahim Güllü başkanlığında karar verdiler ve bir dilekçe hazırladılar. Tüketici mahkemesinde Tüketici Kanunu’na göre, tüketicileri ilgilendiren ve bu kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hallerde, bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması ya da hukuka aykırılık durumunun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açılabilir. Biz Tüketici Konfederasyonu olarak bir yıldan uzun süre aboneliklerde cayma bedeli yansıtılmaz şeklinde bir mahkeme kararı çıkartacağız. Bunu da kamuoyuna sizler kanalıyla duyuracağız.”

Ağaoğlu, elektrikte kademeli fiyatı da dava konusu ettiklerini, bunun 40 milyon aboneyi ilgilendirdiğini de bildirdi.

SİTE VE APARTMAN AİDATLARININ YÜKSELMESİNİN BEŞ ANA NEDENİ VAR

Pano’nun ikinci bölümünde ise Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü yüksek aidatlar sorunu hakkında bilgiler verdi. Güllü, aynı zamanda Apartman Site Yöneticileri ve Sakinleri Derneği’nin kurucu başkanı. Aidat artışları nedeniyle kat malikleri ile yöneticilerin karşı karşıya geldiklerini aktararak konuşmasına başlayan Güllü, şunları ifade etti:

“Bu aidat artışlarının dört, eğer denetlemeyi de sayarsak beş tane temel nedeni var. Birincisi, pandemi süreci nedeniyle geçen sene genel kurullar yapılamadı. Dolayısıyla bu artışlar sadece bu sene için değil. İkinci olarak girdi maliyetlerinde ciddi artışlar yaşandı. Üçüncüsü, müteahhitlerin rantsal uygulamaları olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedir? Müteahhitler inşaatları bitirdiği zaman site/apartman yönetimini on yıl boyunca kendi bünyelerinde tutuyor ya da kendilerine ait yönetim şirketlerine veriyorlar. On yıl boyunca da bu yönetim/yönetici değiştirilemiyor. Kat maliklerinin de bir söz hakkı olmuyor. Borçlar kanunu müteahhidin taşınmazlarda beş yıllık sorumluluğu olduğunu yazar. Binada eksik veya ayıplı bir durum söz konusu ise müteahhidin yapması gerekir. Ama yönetici de kendisi olduğu zaman bunu genel gidermiş gibi gösterebiliyor. Bu da aidatları ister istemez şişirmiş oluyor. Dördüncüsü, maalesef bizim toplumumuzda kat malikleri kurulu dediğimiz uygulamaya kat malikleri katılım sağlamak konusunda çok yeterli bir duyarlılık göstermiyorlar. Katılım sağlanması ve itirazların tutanağa geçirilmesi ileride dava açabilmek adına çok önemli. Son olarak da denetleme mekanizmasının iyi çalışabilir olması gerekiyor.”