CGTN / Gao Lei

Çin Komünist Partisi (ÇKP) 18. Ulusal Kongresi’nden bu yana, merkezinde Cumhurbaşkanı Xi Jinping olmak üzere merkezi liderlik, Çin karakterli sosyalizme bağlı kalmanın, onu geliştirmenin ve Çin halkının modernleşmesiyle ilgili büyük hayalini gerçekleştirmenin, insan merkezli bir yaklaşımı savunmak ve insanların daha iyi bir yaşam arzusuna kulak asmaktan geçtiğini kavradı. 

Yeni dönem sırasında bu yaklaşım, ekonomik, siyasi ve sosyal taraftan, kültürel, diplomatik ve Parti’yi inşa etme işlerine kadar bütün çalışmaları kapsar hale geldi. Dünya çapındaki ekonomik durgunluk bağlamında, Çin’in ekonomik yapısı sürekli olarak en uygun hale geldi ve insan merkezli kalkınma fikri tamamen uygulandı. Özellikle, yenilik odaklı kalkınma stratejileri vurgulandı, Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) reformu sürekli olarak teşvik edildi ve merkezinde insan olan kentleşmenin yeni tarzı istikrarlı biçimde ilerledi. Sonuç olarak, Çin ekonomisi kentsel ve kırsal sakinlerin gelirleri gibi uygun bir hızda büyümeyi sürdürdü. Parti’nin yaptığı tüm çalışma, insanların geçim kaynaklarını sürekli olarak iyileştireceği ve iyileştirmesi gerektiğidir. 

ÇİN KARAKTERLİ SOSYALİST SİYASİ KALKINMA

Siyasi yaşamda ÇKP, 18. Parti Kongresi’nden bu yana hukukla yönetilen bir Çin inşa etmeye çalıştı ve bunu yapmak için, insan merkezli yaklaşımın uygulanmasının temelinde, insanlara karar alma mekanizmalarına katılma, iktidarın işleyişini denetleme ve yargısal eşitliğe sahip olma hakkı verilmelidir. Bunlar birlikte, Çin karakterli sosyalist siyasi kalkınmayı oluşturmaktadır. ÇKP, ayrıca sosyal ve kültürel faaliyetlere büyük önem vermiş ve insanların geçim kaynaklarını desteklemeye ve yoksulluğu ortadan kaldırmaya odaklanmıştır. Bu çabaların arkasındaki itici güç, insan merkezli yaklaşımdır. 

Dış ilişkiler bakımından ÇKP ve merkezi hükümet, Çin’i dünya barışı ile küresel kalkınmaya katkıda bulunan ve yerleşik mevcut düzenin sorumlusu yapan, bağımsız karakterli diplomatik stratejiyi benimsemiştir. Böyle yaparak, ÇKP, Çin halkının daha iyi ve daha onurlu bir yaşama sahip olmasını, dünya barışını korumak ve ortak kalkınmayı ilerletmek için bütün ülkelerin insanlarıyla birlikte çalışmasını sağlamıştır. Ayrıca, Parti’nin kurumlarını ve farklı seviyelerindeki kadrolarını sıkı bir şekilde yönetmek için aldığı bir dizi önemli önlemin temel amacı, Parti’nin dürüstlüğünü ve ilericiliğini sürdürmek ve her zaman insanlara canı gönülden hizmet etmeye ilişkin temel hedefine bağlı kalmaktır. Bu başarılar sağlanırken, ÇKP’nin niçin insan merkezli yaklaşımı bu kadar kötü vurguladığı ve bunun Parti’nin ruhu olarak nasıl takdir edileceğini sormak niyeti ortaya çıkabilir. Belki aşağıdaki bakış açılarından bir hikâye ortaya çıkabilir. 

İNSANLAR TARİHİN, MADDİ VE MANEVİ ZENGİNLİĞİN YARATICISIDIR

İlk olarak, insan merkezli yaklaşım, ÇKP’nin her zaman 100 yıllık emeğine bağlı kaldığı tarihsel gelişiminin materyalist bakış açısını derinden somutlaştırıyor. Tarihin materyalist bakış açısının, Parti’nin teorisinin yanı sıra dış dünyayı gözlemleme ve sorunları analiz etme biçiminin köşe taşı olduğunun farkında olunmalıdır. Bu belirgin bakış açısı, Parti’nin, insanların tarihin öznesi olduğu inancını oluşturur, ayrıca insanların dünya tarihini yaratmanın tek itici gücü ve ilerleme sağlamak için temel güç olduğunu vurgular. İnsanlar tarihin, maddi ve manevi zenginliğin yaratıcısıdır. Özellikle Çin sosyalist sisteminin kurulmasıyla ve halkın devletin-toplumun efendisi olmasıyla, tarihin önceliği ve bilinci asla bu kadar büyük ölçüde artmamış, insanların sosyal gelişmesinin öznel ve belirleyici unsurlarının statüsü daha fazla görünür ve önemli hale gelmemişti. 

İkincisi, insan merkezli yaklaşım, ÇKP’nin özünde var olan kaliteyle uyumludur. Parti, sadece kendisini işçi sınıfının öncüsü olarak görmezle kalmaz, aynı zamanda tüm Çin halkının ve Çin ulusunun öncüsü olarak tanımlar. Halka canı gönülden hizmet etmek, Parti’nin temel amacıdır. Bu Parti’nin temeli, temel özelliği, siyasi karakteri ve siyasi üstünlüğüdür. Parti’nin özünde var olan kalitesi, çevresel koşullar ve görev değişimleri ne zaman ve nasıl olursa olsun, halkın konumunda durmanın ve halkın çıkarlarına hizmet etmenin temel ilkelerinin her zaman değişmediğini gösterir. Bu, sosyalist inşa ve reform ile dışa açılma döneminde olduğu gibi devrim döneminde de doğruydu. Farklı dönemlerde nesnel görevlerdeki farklılıklara rağmen, amaç değişmez, bu halkın çıkarlarını gözetmektir, yani çalışma yönelimi doğal olarak insan merkezli olmalı ve devletin farklı kalkınma taahhütlerinden sapma olmamalıdır. Sadece ekonomik ve sosyal kalkınma alanında değil, aynı zamanda diğer durumlarda da insan merkezli kalkınma anlayışının oluşmasının tartışılmaz ve sarsılmaz olduğu açıktır. 

Üçüncüsü, insan merkezli yaklaşım, yönetim kapasitesinin bütünleşmesini ve kalkınma kuralının yeni kavranmasını temsil eder. Geçen 40 yıllık süre, reform ve dışa açılma süreci olarak tanımlanmasına rağmen, yakından incelendiğinde bu süreç tarihsel kalkınmanın farklı safhalarından geçmiştir. Gelişmenin farklı safhalarının kalkınma gerçekliği, özellikleri, çelişkileri ve sorunları, hiçbir şekilde birbiriyle özdeş değildir. ÇKP, daima değişen durum ve görevlere göre, kalkınma gerçekliği, özellikleri ve sorunları temelinde her zaman uygun düşen kalkınma düşünceleri, fikirleri ve stratejilerini ortaya koyar. Bununla birlikte, “insan merkezli yaklaşıma bağlı kalmanın” yol gösterici ilkesi, kalkınmanın farklı safhaları ve dönemleri boyunca açık bir ana çizgi değişmezliğini sürdürüyor. “Değişmiş” ve “değişmemiş” arasındaki bu diyalektik ilişki, ÇKP’nin yönetim kapasitesinin mirası ve yeniliğini, ayrıca hiç şüphesiz yakın vadede Çin’in modernleşmesinin anahtarı olacak, kalkınmanın genel kuralının takdir edilmesini yansıtıyor.