China Daily / Francis A. Boyle

Rusya ile Ukrayna şiddetli bir askeri çatışmaya girmiş durumda ve tüm dünya Ukrayna’da ortaya çıkan trajedinin en küçük ayrıntılarını bile takip ediyor. Çeşitli tarafların başlattığı bilgi savaşı sebebiyle dezenformasyon her fırsatta yayılıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı’nın medya organları ve politikacıları, eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini söyleyerek Rusya’yı kınıyor ancak durumun gerçek koşullarına bakmamız gerekiyor.

Başta ABD yönetimi tarafından uydurulan yalanlarla Irak’ta yaşananlar olmak üzere ABD’nin diğer ülkeleri sayısız yasa dışı işgali göz önüne alındığında ABD, diğer ülkelere insan haklarını koruma veya uluslararası hukuka uyma konusunda nasihat etme konumunda değildir. Herkes Rusya-Ukrayna çatışmasının arkasındaki temel nedeni anlamalıdır.

TÜM TARAFLARCA ORTAK ÇABA GÖSTERİLMELİ

NATO’yu genişletme girişimi Rusya için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Birkaç gün önce Ukrayna hükümeti, Atlantik ötesi ittifaktan doğrudan askeri destek alınabilmesi ve nükleer silahlara erişilmesi için Ukrayna’nın derhal NATO üyesi yapılması çağrısında bile bulundu. Bu, Ukrayna’nın nükleer olmayan bir devlet olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na katılımını kolaylaştıran 1994 Budapeşte Muhtırasını etkin bir şekilde tersine çevirecektir. Doğu Ukrayna’daki Donbass bölgesindeki durum, Ukrayna hükümetinin Minsk Anlaşmasını uygulamayı reddetmesi nedeniyle vahim görünüyor. Minsk Anlaşması; Ukrayna, Rusya ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (OSCE) tarafından bölgedeki etnik çatışmayı sona erdirmek için 2015 yılında imzalanmıştı.

Hiçbir Rus lider NATO’nun sürekli doğuya doğru genişlemesini kabul etmezdi. Meksika, rakip bir güç tarafından yönetilen bir askeri ittifaka katılmaya ve nükleer silah elde etmekten bahsetmeye meyilli olsaydı ABD’nin ne yapacağını hayal edin. Eski ABD Başkanı John Kennedy, Küba Füze Krizi sırasında müzakereler yoluyla füzeleri Küba’dan çıkaramazsa Küba’yı işgal etmeye hazırdı. Ekim 1962’de 13 gün boyunca dünya, barışçıl bir çözüm umuduyla nükleer bir savaşın eşiğinde bekledi. Neyse ki, ABD ve Sovyet liderlerine daha iyi bir sağduyu galip geldi.

BIDEN RUSYA’NIN ENDİŞELERİNİ GÖRMEZDEN GELDİ

Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’li mevkidaşı Joe Biden’dan benzer bir yanıt alamadı. Putin, NATO’nun Ukrayna’yı üye olarak kabul etmeyeceğine netleştirmek için başta Biden olmak üzere Batılı liderlerle müzakerelerde bulundu ancak Biden, Rusya’nın endişelerini görmezden geldi. Bu nedenle, ABD ve müttefiklerinin Rusya’yı kınamak için iyi bir nedeni yoktur. Bununla birlikte Ukrayna’daki askeri çatışmanın genişlememesi ve NATO’nun Avrupa üye devletlerini ve ABD’yi içine çekmemesi için derhal sonlandırılmalıdır. Bu amaçla Biden, NATO’nun doğuya doğru genişlemeyeceğini ve Ukrayna, Gürcistan ile Moldova’nın NATO üyesi olarak kabul edilmeyeceğini açıkça ilan etmelidir.

Biden, ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 7. Bölümü uyarınca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından garanti edilen Ukrayna’nın kalıcı tarafsızlığını tesis edecek uluslararası bir barış konferansı düzenlemelidir. Bunu takiben, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasını ihlal eden NATO ülkelerinden ABD taktik nükleer silahlarının çıkarılması da dahil edilerek ABD ve Rusya arasında Avrupa’nın nükleer silahlardan arındırılması konusunda müzakereler başlatılabilir. Aynı zamanda Donald Trump yönetimi tarafından pervasızca feshedilen Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nın restorasyonunun da sağlanması gerekmektedir.

1. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı’nın kökenleri, Demokles’in ikiz kılıçları gibi insanlığın başında asılıdır. Bu nedenle, başka bir insan kaynaklı felaketi önlemek için başta ABD olmak üzere tüm taraflarca ortak çaba gösterilmelidir.