AUKUS ittifakıyla NATO içi tartışmaları alevlendiren ABD’nin “NATO’dan istediğini elde edemediği” tespitini yapan Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Avrupa ordusu senaryolarını ise zayıf görüyor. Türkiye’nin son bir yılda izlediği Doğu Akdeniz siyasetini de değerlendiren Kutluk, artık “proaktif” dış politikaya geçilmesi gerektiğini düşünüyor. 

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian’ın çarşamba günü yaptığı açıklamaya göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Avusturalya ile yaşanan AUKUS krizi bitmedi: “Kriz ciddi bir durumda. Diyaloğu başlattık, diye kriz çözülmedi.” diyen Le Drian, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ABD Başkanı Joe Biden’ın ekim ayında tekrar görüşeceğini açıkladı. İngiltere Başkanı Boris Johnson ise AUKUS’tan son derece memnun. Avrupa Birliği’nden (AB) çıkış süreci Brexit’in AUKUS anlaşmasının imzalanmasına izin verdiğini söyledi.

ABD, İngiltere ve Avusturalya’nın, AB ve NATO’yu tamamen dışlayarak Hint-Pasifik’te Çin’i çevrelemek için AUKUS ittifakı kurmasının şaşkınlığını üzerinden atamayan müttefikler ise konuyu tartışmaya devam ediyor. AB-Batı Balkanlar zirvesinde konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, AB’nin kendi güvenliğinden sorumlu olmak için daha fazla şey yapması gerektiğini yönünde mesajlar verdi. Bu çağrıya NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg “Alternatif yapılanmalar yaratarak transatlantik bağları zayıflatmaya yönelik her türlü girişim, bunu tek başına hallederiz mesajını verir ve sadece NATO’yu zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda Avrupa’yı da böler.” sözleriyle yanıt verdi. 

CRI Türk’te Dünya Postası’na konuk olan Emekli Amiral Ali Deniz Kutluk, “Macron’un bu adımları bir yerde seçimleri de kotarmaya yönelik. Avrupa silahlanmasının Avrupa kaynaklarından yapılmasını sağlayan bir yapıyı bir sene içinde gündeme getirebilirse yerini biraz sağlamlaştırabilir. Biliyoruz ki, bu iş zor.” sözleriyle AUKUS gerilimini değerlendirdi.

“Avrupa ordusu fikrinin motoru Merkel ve Macron’du.” diyen Kutluk, Merkel’in görevinden ayrılacağını hatırlattı. Macron’un ise seneye seçilmesinin zor olduğunu belirtti.

AB’nin ordusu kurma fikrinin “30 yıllık bir mücadele, müzakere alanı” olduğunu kaydeden Kutluk, Fransa’nın “Biz ABD’ye ne kadar böyle güvenebiliriz?” sorusunu gündemde tuttuğunu, silah üretmek için ABD’ye kaynakların akıtılmasına itiraz ettiğini kaydetti:

“Fransa ABD’den sonra önde gelen bir silah ihracatçısı. En son Yunanistan’a yüklü bir satış yaptı. Daha önce Mısır’a yapmıştı. Fransa dünyada ilk üç silah ihracatçısı arasında bulunuyor. Dolayısıyla Fransa, Avrupa’nın ABD silahlanmasından bağımsızlaşmasından en çok yarar görecek ülke aynı zamanda ekonomik olarak.”

Avusturalya’nın AUKUS’u kabul etmeye “zorlandığını” düşünen Kutluk, “Elde etmeye çalıştıkları bu nükleer takatli denizaltıların asli görevi ise nükleer vuruş denizaltılarını yani SSBN’lerin avcılığı rolünü üstlenmiş denizaltı bunlar. O bakımdan tedarik edilecek bu denizaltıların Avusturalya’nın amacını aştığı anlaşılıyor.” dedi.

ABD, NATO’DAN İSTEDİĞİNİ ALAMADI

Peki, ABD neden Batılı müttefiklerini dışlama yoluna giderek AUKUS gibi maceraya girişiyor? Haziran ayındaki NATO Zirvesi’nde “müttefiklerle iş birliği” mesajları veren ABD Başkanı Joe Biden neden tam tersini yaparak dar bir ittifaka yöneldi? Bu sorulara Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, şu yanıtları verdi:

“Zirvede ittifakın aldığı karar ABD’nin arzu ettiği karar değildi. ‘Çin’e karşı kuşatma yapalım, ilişkilerimizi bozalım, Rusya’yı tehdit kabul edelim’ tarzı yaklaşımları ittifakın diğer üyeleri benimsemediler. Oradaki dile bakarsanız o dilin şekil değiştirdiği noktaları ‘Genel Sekreteri’n açıklamalarından izlerseniz gerçekten de ittifak, Çin’i büyük bir ekonomik partner görüyor. Rusya’yı Avrupa ailesinin bir yerde iş birliği yaptığı parçası görüyor. Dolayısıyla 20 yıldan fazla Rusya ile dostane ilişkiler sürmekteyken Ukrayna krizi gerekçesiyle ittifakın Rusya’yı hasım haline getirmesine Avrupalıların büyük kısmı karşı çıktı. NATO içinde ABD istediğini elde edemedi diye düşünmek doğru olur.”

NATO’yu değerlendirirken Soğuk Savaş sonrası döneme dikkat çeken Kutluk, yeni dönemde ABD’ye itirazların kuvvetlendiği gerçeğinin altını çizdi. Gerekçesini ise şöyle açıkladı: 

“ABD NATO’yu yönetmesini Soğuk Savaş’ta yapabiliyordu. Nükleer şemsiyesi vardı. O bakımdan üstün bir eli vardı NATO’nun içinde ama Soğuk Savaş bitip NATO doğrudan bir tehditle karşı karşıya kalmadığında ve doğu bloku ülkeleri NATO’nun içine patır kütür girdiğinde, Rusya ile ABD karşılıklı olarak nükleer silahları yüzde 80 imha ettiğinde bu süreç ortadan kalktı. Artık herkes NATO içinde ABD’ye ‘hayır’ deme gücüne erişti. ABD’nin tabii ki çok güçlü bir politik varlığı var, NATO’nun içinde. Ama ABD’yi dizginlemek istiyorsanız orası da NATO’nun içidir. ABD, NATO’nun içinde istediğini yapamaz.”

DOĞU AKDENİZ GERİLİMİNDE YAPILMASI GEREKEN

Yunanistan ve Rum yönetiminin Doğu Akdeniz ile Ege’deki adımlarını da değerlendiren Kutluk, şöyle konuştu:

“Doğu Akdeniz’de Türkiye yatıştırıcı bir siyaset içindedir fakat muhataplarımız bunu bir fırsat olarak kullanmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki denklemi reaktif değil, proaktife dönüştürmesi lazımdır.”

Kutluk “proaktif” politika kapsamında araştırma gemilerinin Karadeniz yerine Akdeniz’de görev yapması gerektiğini söyledi:

“Fatih, Kanuni, Yavuz, Barbaros gemileri şu an Karadeniz’de veya Karadeniz yolunda. Oruç Reis bir yıldır Antalya Körfezi’nde çalışıyor karasuları içinde. Bunların bizim ihtiyaçlarımız doğrultusunda bizim kıta sahanlığımızın içinde çalışma yapması lazım gelirdi. Bunlar aynı zamanda siyaset yapıcı gemiler. Bunları yolladığınız zaman iradenizin nerde olduğunu göstermiş oluyorsunuz.”

“Yunanistan adaları silahsızlandırılmış olması gereken adaları silahlandırmaya, tatbikat yapmaya fırsat bulunca gemilerimizi taciz etmeye devam etti.” diyen Kutluk, son bir yılda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “yatıştırıcı” politikasının istenilen sonucu vermediğini vurguladı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum üzerinden dış politika tasarlanmasını doğru bulmayan Kutluk, proaktif dış politika önerisini şu şekilde temellendirerek sözlerini noktaladı:

“Petrol ve gaz fiyatlarının ne olduğuna bakmaksızın Türkiye’nin proaktif bir dış politika göz etmesi gerekiyor. Çünkü komşularımız istikrarlı değil. İstikrarsız olan bir ortamda biz kendi siyasi dış politik hedeflerimizi elde etmek için bu şekilde davranmalıyız. Onların hamlelerini beklersek bu, yetersiz bir durumdaymışız gibi intiba yaratıyor ve karşı taraflara güç veriyor.”