Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, NATO üyeleri içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın verdiği mesajların aksine Rusya ayrışması olduğunu belirtti. Kıta Avrupası ile Anglo-Sakson dünyası arasında yaklaşım farkı olduğunu belirten Gökçe, ABD’nin özellikle Almanya’ya baskı yaparak Kıta Avrupası ülkelerini Rusya’yı çevreleme siyasetine uyumlu hele getirmeye çalıştığı görüşünü paylaştı.

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına katılan Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, Doğu Avrupa’daki güç mücadelesini değerlendirdi:

“Ukrayna’nın NATO üyesi olma talebine Rusya’nın tepkileri var. Rusya, Minsk Anlaşması’na uyulmasını istiyor. Buna uymayan bir Ukrayna var. Ukrayna, Rusya’nın işgalinden korktuğunu belirtiyor ancak bu yaklaşımı ben doğru bulmuyorum. Rusya şu anda zaten elde edebildiklerini etmiş durumda. Karadeniz’e çıkabilmekte, Kırım’ı ele geçirdi, limanları var, Kerç Boğazı’nı kontrol ediyor. Dolayısıyla Rusya’nın Ukrayna’nın topraklarında gözünün olduğunu düşünmüyorum.”

KITA AVRUPASI ABD FARKI

ABD’nin Ukrayna üzerinden Rusya’yı çevreleme politikasına özellikle Kıta Avrupası’nın tam onay vermediğini kaydeden Gökçe, Almanya ve Fransa’nın ABD’den ayrıştığını belirtti:

“Fransa Avrupa Birliğinin (AB) daha çok siyasi yönünü domine ederken Almanya hem siyasi hem ekonomik açıdan etkili. Bu iki ülke ABD’nin buradaki politikalarına biraz direnç gösteriyor. Sebebi, Kıta Avrupası ülkeleri Rus gazına muhtaçlar. Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 projelerinden besleniyorlar. Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacının yüzde 50’sini karşılıyor bu iki proje. Rusya bu iki projede Ukrayna’yı by pass ediyor. Bu da Ukrayna’yı yıllık 3 milyar dolar zarara uğratıyor.”

İngiltere’nin Rus doğal gazını yüzde 8 oranında kullandığını belirten Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, bu nedenle Londra’nın Rusya’ya karşı daha agresif davrandığını söyledi ve Anglo-Sakson ülkelerinin bir arada hareket ettiğine dikkat çekti:

“Ukrayna krizinde İngilizce konuşan ülkeler bir birliktelik oluştururken politikada, Kıta Avrupası ülkeleri de burada farklı bir siyaset izliyor. ABD özellikle Almanya’yı sıkıştırıyor. ‘Kuzey Akım 2 ‘den vazgeçin biz size doğal gazınızı verelim,’ diyor. ABD’den gelecek doğal gaz sıvılaştırılmış doğal gazdır. (LNG) Tankerlerle gemilerle geleceği için pahalıdır. Buna da Almanya yanaşmıyor.”

DOĞU AKDENİZ’DEN GAZ YERİNE ELEKTİRİK HATTI

Doğu Akdeniz’de ABD’nin EastMed projesinden çekilmesini de değerlendiren Gökçe, Washington’un bu proje yerine Avrupa’ya doğrudan elektrik hattı çekmek için bir plan üzerinde çalıştığını kaydetti:

“ABD üç gerekçeyle EastMed projesinden çekildi. Birincisi, Türkiye unsuru var. İkincisi çevresel etki. Üçüncüsü de çok maliyetli olması. ABD bunun yerine Mısır’da ve İsrail’de üretilen elektrik enerjisini Avrupa’ya aktarmayı planlıyor ve East-Med ile aynı güzergâhtan geçecek bu proje. Doğal gaz için düşünülen Mısır-Kıbrıs-Girit-Yunanistan ya da İsrail- Kıbrıs-Girit-Yunanistan hattı bu sefer elektrik için düşünülecek.” 

ABD’nin Doğu Akdeniz’deki kaynakları Avrupa’ya ulaştırma siyasetinin temelinde, kıtanın Rusya ile plan enerji ticaretini sınırlamak olduğunun altını çizen Gökçe, yeni projelerle Almanya’nın ikna edilmeye çalışıldığını aktardı:

“Bugün Mısır’da inşa edilen üç elektrik santralini Alman Siemens firması yapıyor. Bana göre, ABD, Almanya’ya açıkça bu santrallerin işletilmesi konusunda taviz vererek Avrupa’ya buradan elektrik sağlayacak. Kendisi de LNG teklif ediyor. Bu yolla Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji ihtiyacını azaltmaya çalışıyor. Kıta Avrupası ülkelerini bu yolla Rusya politikasında kendisine bağlayıp uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Bugün NATO içinde Rusya konusunda bir ayrışma olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar Joe Biden ‘sorun yok’ dese de bence var. Sorunun da temelinde enerji yatıyor.”