Gazeteci Yusuf Özkan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özkan, Ukrayna’daki gelişmeleri ve Avrupa’ya yansımalarını değerlendirdi.

Yusuf Özkan açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“12 saatlik ateşkes bugün yürürlüğe giriyor. 6 kentte sivillerin tahliyesi mümkün olacak. Daha önce Ukrayna yönetimi karşı çıkmıştı ama sonrasında ise ikna edildi ve bugün sivillerin tahliyesi konusunda önemli bir adım atılacak.

Rusya ile Ukrayna arasında karşılıklı çatışmalar devam ediyor. Batı medyasında Rusya’nın bir hastaneyi vurduğuna dair haberler yer alıyor. Kremlin’den bu haber yalanlandı ve eski bir hastanenin Ukrayna ordusu tarafından kullanıldığı açıklaması yapıldı. İki ülke tarafından karşılıklı açıklamalar da sürüyor.

Bir taftadan da Ukrayna’ya yönelik hava desteği konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Polonya arasında gerilim halen devam ediyor. ABD’den yapılan açıklamada Polonya’ya yapılacak savaş uçağı teslimatını yüksek risk ve getirisinin çok az olacağı belirtildi. ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris bu kriz ışığında Polonya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Ukrayna’ya hava desteği konusu ele alınacak.

“TÜRKİYE ÇABA HARCIYOR”

Bir grup İngiliz asker savaşmak için Ukrayna’ya gittiğine yönelik haberleri kamu yayıncısı BBC askeri yetkililere doğrulattı. Resmi olarak mı yoksa kendi kafalarına göre mi gittikleri ve kaç kişi oldukları bilinmiyor. Londra hükümeti ise yeni asker gidişi konusunda yasak getirdi.

Bütün gözler Antalya’da olacak. Herkesin beklentisi şu aşamada somut adımların atılması ama doğrusunu söylemek gerekirse pek de beklenmiyor. Çünkü tarafların masaya oturmadan önce görüşleri belliydi. Rusya, Ukrayna’dan NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesini ve Kırım ile Donbass bölgesinin Rusya toprağı olarak tanınması talebinde bulundu. Ukrayna ise bu konuda geri adım atmaya pek niyetli değil. Türkiye çaba harcıyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve hükümet yetkililerinin iyimser açıklamaları var ama Batı’daki beklenti biraz ihtiyatlı.

İlk başlarda birçok Avrupa ülkesi Ukrayna’ya silah ve mühimmat yardımı konusunda oldukça cömert davrandı. Bunların başında Almanya da vardı. Ancak operasyon uzadıkça Batı kamuoyunda da farklı tartışmalar ve görüşler ortaya çıktı. Bunun en büyük işareti Polonya’nın NATO aracılığıyla savaş uçaklarını Ukrayna’ya göndermesine yönelik olumsuz tavırdı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da benzer bir açıklama yaptı ve Ukrayna birçok silah ve mühimmat yardımı yaptıklarını fakat savaş uçağı göndermeyeceklerini söyledi. İngiltere Başbakanı Boris Johnson da Ukrayna’ya gerekli tüm silahları göndermeye hazır olduklarını belirtti ancak savaş uçağı desteği konusunda diğer NATO ülkeleri gibi İngiltere de buna pek sıcak bakmıyor.

Rusya tarafından ‘gerekirse doğal gaz vanasını kapatırız’ açıklaması yapılması bir anda geçmişi hatırlattı. Çünkü 2009 yılında yapıldığında 12 doğu Avrupa ülkesinde çok sayıda can kaybı yaşandı, ekonomi allak bullak oldu. Tekrar aynı şeylerin yaşanmaması için bir anlamda Avrupa’da yeni çözümler arayışına girdi. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen özellikle ABD ve İngiltere’nin Rusya’ya yönelik petrol ambargosuna dikkat çekti ve AB’nin böyle bir adım atmayacağını vurguladı. Bunun AB’ye yönelik zararlarına işaret etti.

RUSYA’DA PUTİN ÖNLEMLERİ

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin pandemi döneminde verdiği fotoğraflarla tartışma yaratmıştı. Putin fazla kalabalığa karışmıyordu. Ukrayna krizi başladığında da Batılı liderlerle yaptığı görüşmelerdeki mesafesi yine çok dikkati çekmişti. Bu pandemi korkusu olarak yorumlanmıştı ama Ukrayna operasyonu sonrası güvenlik sorununun daha da arttığı söyleniyor. Kremlin ile resmi konutu arasında gidip geldiği bildiriliyor. Bunun dışında ne yaptığı ve nerelere gittiği pek bilinmiyor. Ukrayna krizinin başlamasıyla birlikte suikast endişelisi nedeniyle yoğun güvenlik duvarı oluşturulduğu belirtiliyor. Batı medyasına göre, Moskova’da Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dönemindeki kurallar yeniden hayata geçirildi.

Avrupa’da birçok aile evine Ukraynalı sığınmacı almak istiyor. Bu uygulama 2015’teki mülteci krizinden sonra başlamıştı. Hatta bununla ilgili bir de vakıf var. Son dönemde Ukrayna’dan kaçan 2 milyondan fazla insan Avrupa ülkelerine geldi. Avrupa’nın birçok ülkesinden yardımsever bu insanları evlerinde barındırabileceklerini söylediler. Vakıf da bu konuda çalışmalar yapıyor fakat bir de uyarı yaptılar. Uyarıda ‘Belediyelerden ve uzman kişilerden görüş alıp ondan sonra evinize davet edin’ denildi.”