CRI Türk Dış Haberler Servisi

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik ısrarı Çin’de yakından takip ediliyor. Dışişleri Bakanlığı  “güvenliğin bölünmezliği” ilkesine vurgu yaparken, Çin kamuoyu ABD’nin kazançlı çıkacağı senaryonun Avrupa’nın stratejik özerkliğine darbe vuracağı yorumunda bulunuyor.

Finlandiya ve İsveç liderleri hafta sonu yaptığı yaptıkları açıklamalarda NATO başvurusunda bulunmaya hazır olduklarını söyledi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, pazar günü düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin çekincelerine karşın NATO’nun bu ülkeleri kabul etme konusunda kendine güvendiğini söyledi. Buna karşın Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Türkiye’yi ikna etmek için ziyarete gelen Finlandiyalı ve İsveçli diplomatlara “Boşuna zahmet etmesinler” diyerek kapıyı kapatırken, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Ankara’nın endişelerinin giderileceğinden emin olduğunu belirtti.

NATO’nun genişleme politikasının hedefinden bulunan Rusya “askeri ve teknik misillemelerden” kaçınmayacağı mesajını verirken, süreç Çin tarafından da yakından takip ediliyor. Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini günlük basın toplantısında değerlendiren Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijiang, Çin ve Finlandiya’nın iki dost ülke olduğunu ancak NATO’ya üyeliğin yeni bir boyut olduğunu söyledi. Zhao Lijian,  “Çin’in Avrupa’nın güvenliği konusundaki duruşu net ve tutarlıdır. Umuyoruz ki tüm taraflar güvenliğin bölünmezliği ilkesini takip eder ve dengeli, etkili ve sürdürülebilir bölgesel güvenlik mimarisini birbirlerinin meşru güvenliğine saygı duyarak diyalog ve müzakereler ile inşa eder. Bu Avrupa’da barışı sürdürmenin ve gerçek güvenliğin tek yoludur.” ifadesini kullandı.

GÜVENLİĞİN BÖLÜNMEZLİĞİ MERKEZDE

Beijing yönetimi Ukrayna krizinin başlangıcından bu yana “güvenliğin bölünmezliği” ilkesini “meselenin özü” olarak ele almıştı. Üstelik bu tespitler sadece Çinli karar alıcılar tarafından değil ABD dış politikasının önde gelen isimleri tarafından da paylaşılmıştı. Örneğin Sovyetlerin kuşatılması politikası ile anılan George Kennan NATO’nun 1998 yılındaki genişleme hamlesini “yeni Soğuk Savaş’ın başlangıcı” olarak tanımlarken, uluslar arası ilişkilerde “ofansif realizmin” temsilcisi John Mearshmeir ise 2014’te Foreign Affairs dergisi için kaleme aldığı makalede, Batı’nın Rusya’nın arka bahçesine girdiğini ve ülkenin temel stratejik çıkarlarını tehdit ettiğini dile getirmişti.

Güvenliğin bölünemezliği ilkesi ile Avrupa’da güvenliğin bir başka ülkenin zararına olacak şekilde genişletilmeyeceğini öngören dört temel metin esas alınabilir. Bu metinleri 1990 tarihli Yeni Avrupa İçin Paris Sözleşmesi, 1997 NATO-Rusya Federasyonu ile Karşılıklı İlişkiler, İş Birliği ve Güvenlik Anlaşması ile 1999 İstanbul ve 2000 Astana Avrupa İş Birliği Güvenlik Teşkilatı (AGİT) Zirveleri olarak sıralamak mümkün.

STRATEJİK ÖZERKLİK BALTALANACAK

Finlandiya ve İsveç’in üyelik girişimi Çin kamuoyunun da önemli gündem maddelerinden birini teşkil ediyor.  Beijing Dış İlişkiler Üniversitesinden Profesör Wang Shuo, Finlandiya ve İsveç’in yakın gelecekte NATO’ya üye olabileceklerini çünkü Washington yönetiminin bu süreci inşa ettiğinin altını çizdi. Wang “Ukrayna krizinden bu yana ABD, Rusya’nın tehdidini defalarca abarttı. ABD, tüm Avrupa’yı Ukrayna krizine sürüklemeye çalışıyor.” diye konuştu. Çin’in önde gelen gazetelerinden Global Times ise konuyla ilgili şu satırları okuyucularına aktardı:

“Finlandiya ve İsveç bloka resmi üye olduklarında, Rusya ile ilişkilerini aktif olarak kendi çıkarlarına göre değil, ABD’ye göre pasif bir şekilde yönetmek zorunda kalacaklar. Avrupa da bedelini ödeyecek. Kıtanın stratejik özerklik arayışına zarar veren Avrupa savunma entegrasyonu çabaları baltalanacak.”