Gazeteci İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Ukrayna krizindeki son gelişmelere değinen İsmet Özçelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Ukrayna ilginç bir süreç izliyor. Bir tarafta anlaşma çabaları, diğer yanda da anlaşmayı engelleme çabaları var. NATO, Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmayı engellemek için nerdeyse çırpınıyor. Kulis bilgilerine göre NATO, Ukrayna yönetimini zaman zaman tehdit ediyor, zaman zamanda teşvik ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak bir an önce bu meselenin çözülmesini ve bölgedeki savaş koşulların ortadan kalkmasını isteyen bir politika izliyor. Bu çerçevede hem Putin hem de Zelenskiy ile görüşmeler yapıyor. Zelenskiy belli bir yere gelmişti fakat birdenbire bir tavır değiştirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un deyimiyle ‘Ukrayna sürekli pozisyon değiştiriyor.’ Erdoğan NATO ziyareti sonrası iki ülke arasında belli bir noktaya gelindiğini ve anlaşma umudunu gündeme getirdi. Fakat garip bir şekilde Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sosyal medya hesabından böyle bir şeyin olmadığına dair paylaşım yapıldı.

Bu gelişmeler yaşanırken Erdoğan ile Putin arasında dün akşam bir görüşme gerçekleşti. Bu görüşme sonrası Rusya ile Ukrayna arasındaki yüz yüze görüşmelerin yenden başlanacağı ve bu görüşmenin de İstanbul’da yapılacağı açıklandı. Türkiye’de bu görüşmelerin devam etmesi ayrıca önemli.

BIDEN, ZAFER KONUŞMASI YAPMAYA ÇALIŞTI

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Polonya-Ukrayna sınırında oluşturulan ABD askeri üssüne gitti. Biden burada sanki zafer konuşmasını andıran bir konuşmaya yapmaya çalıştı ve Amerikanvari görüntüler verdi. Bu tür işleri çok yaparlar. Yakında oralara Angelina Jolie gelirse hiç şaşırmam. Biden burada garip bir açıklama yaptı. ‘30-40 defa Afganistan’a gittim’ dedi. Şimdi Afganistan’a 30-40 defa gittin de ne oldu? Amerika’nın oradaki hali ortada. Afganistan örneği biraz garip oldu. Afganistan ABD’nin zaferi değil, yenilgisinin işaretiydi. Biden daha sonra Varşova’ya gitti ve orada da ‘Ukrayna’nın yanındayız’ mesajı verdi. Ayrıca ‘Putin, iktidarda kalamaz.’ dedi. ABD’nin böyle bir görevi olabilir mi? Başka bir ülkenin yönetimini belirleme gibi. Sonra hem Beyaz Saray’dan hem de Pentagon’dan düzeltmeler geldi. Yani Biden’ın bu gezisini biraz skandallarla dolu bir gezi olarak gördüm.

Biden ve ABD’den yapılan açıklamalarda Rusya’nın kimyasal ile biyolojik silah kullanabileceği tarzında açıklamaları var. Şimdi bir suçüstü söz konusu ve saldırı ile olayı bir anlamda örtmeye çalışıyor. Çünkü çok net bir şekilde görüldü. ABD’nin Pentagon’a bağlı Ukrayna’da biyolojik laboratuvarları var. Öte yandan Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden’e ait bir vakıfın buralara yardım ettiği ortaya çıktı. Daha önce Biden oğlu ile ilgili Ukrayna’da birçok yolsuzluk konusu gündem gelmişti. Şimdi iş biyolojik savaş boyutuna kadar geldi. Öyle gözüküyor ki ABD, Ukrayna’da önümüzdeki günlerde yeni provokasyonların mimarlığını yapacak.

Rusya Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Orgeneral Sergey Rudskoy, ‘Ukrayna’daki operasyonun birinci etabı tamamlandı.’ dedi. Açıklamanın bütününe baktığımız zaman bundan sonraki önceliğin Donbass bölgesi olduğu görülüyor. Rudskoy tarafından yapılan açıklamada, Rusya’nın şimdiye kadar Ukrayna’da yaşanan çatışmalarda bin 351 Rus askerinin öldüğünü 3 bin 825 Rus askerinin de yaralandığını da belirtildi.

“PUTİN’İN HAMLESİYLE RUBLE DEĞER KAZANDI”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Dost olmayan ülkelere doğal gaz ve petrol satışının ödemelerinde Rus rublesine geçmeyi planlıyoruz’ çıkışına Avrupalı liderlerden “Ruble ile ödeme yapmayız” açıklaması geldi. Putin’in bu hamlesiyle ruble değer kazandı. Rusya Borsası da yükselişte. Eğer savaş çok ciddi bir noktaya doğru giderse ve Rusya ciddi zarar görmeye başlarsa bunu karşılığını da alır. Rusya’nın elindeki enerjiyi satamaz, diye bir sorunu yok. Hindistan ile yeni bir anlaşma yaptı. Rusya elindeki enerjiyi Çin ve Hindistan’a satıyor. Bu iki ülke ile çok ciddi anlaşmalar yaptı. Bu nedenle Batı için çok ciddi sorunlar var ve bu telaşta biraz ondan kaynaklanıyor. Avrupa bu durumu uzun süre taşıyamaz, ABD’nin isteklerini karşılayamaz.

Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nin ikinci gününde, AB Komisyonunun ortak doğal gaz alım sözleşmeleri ve kış aylarına kadar doğal gaz depolarının doldurulması teklifleri değerlendirildi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ‘Rus fosil yakıtlarından kurtulacağız.’ diyor ama bunlar öyle bir iki günde olacak işler değil. Avrupalıların hemen hemen hepsi bunu söylüyor zaten. Yine birtakım projeler konuşuluyor ama bu projeler de öyle kolay projeler değil. ABD’nin bütün derdi, Avrupa ile Rusya’nın bağını koparmak, enerji bağımlılığını engellemek. Bu sayede Avrupa’yı kendi yanına daha çok çekeceğini düşünüyor ama ben bunların geçici olduğunu düşünüyorum.

“NATO’NUN TEK VARLIK SEBEBİ VAR, O DA SAVAŞ”

NATO’dan Beijing yönetimine, Rusya’ya destek olmama ve yaptırımları delmeme çağrısı yapılmıştı. Çin’den de ‘NATO’nun Ukrayna krizinin temel nedeni kendisine sormalı’ yanıtı geldi. NATO’nun bildirisinde biraz hem tehdit kokan hem de yalvaran bir tarz sezmiştim. Çin’in buna tavrı ‘NATO’nun tek varlık sebebi var, o da savaştır.’ oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin’in açıklamalarını böyle bir tehdidi kabul etmeyeceklerini dair çok sert bir çıkış olarak değerlendiriyorum. Çin’in her zaman barışı savunduğunu söyleyen Dışişleri Sözcüsü, NATO’nun Rusya ile yeni bir Soğuk Savaş yerine diyalog kurması gerektiğini vurguladı. Çin’i geleneksel tavrına uygun politika net bir şekilde dillendirildi. Öte yandan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin kısa süre önce Afganistan ve Hindistan ziyaretleri vardı. Asya’da o çelişkiler yerini iş birliğine bırakıyor. NATO dünyayı geriyor ama bu Asya’da birliği daha da kuvvetlendiriyor.”