CGTN / Bradley Blankenship

2008 yılındaki Beijing Yaz Oyunları Çin’in kendisini dünyanın geri kalanına büyük bir sahnede “tanıtma partisi” olsaydı, o zaman 2022 Beijing Kış Olimpiyatları Oyunları bir tür “giriş partisini” temsil ederdi. Çin, 2008 yılı yazında yedi yıldan az bir süredir Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) bir üyesiydi, ancak şimdi küresel ekonomik toparlanmanın motoru ve hiç şüphesiz bir yenilik merkezi. Devam eden Covid-19 salgını Olimpiyatlar’ı zorlaştırmış olmasına rağmen, Çin’in bugün bir kültür merkezi olduğu ve muhtemelen gelecekte giderek artan oranda dünyanın her tarafına ait bir ortam olacağı açık. Çin medyasında bu yıl Olimpiyatlar’ın yayınlanması umut verici ve Çin’in küresel fikirler merkezi olması niyetini yansıtıyor.  

Diğer taraftan her bir Amerikan çıkışı gördüğüm kadarıyla bölünmeye yol açıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) medya kuruluşları ortak konuşma konusunun parçası olarak, ABD liderliğinde gerçekten de “birkaç ülkenin diplomatik boykotuna” işaret ederek bu yıl Olimpiyatlar’a bir yıldız eklediler. Amerikan medyası, kapalı döngü alanında ön saflarda çalışan görevlilerin tam kişisel koruyucu donanım giymesi ve bunun görünüşte “distopyan” (kendi ülkelerinde her gün binlerce insanın ölmesinin aksine) olması gerçeği veya bu yıl meşaleyi taşıyıcılardan birinin Çinli Uygur kros kayakçısı Dinigeer Yilamujiang olduğu gerçeğini siyasallaştırmak gibi Olimpiyatlar hakkında tuhaf manşetler üretti. 

OLİMPİYATLARIN BİRLEŞTİRİCİ RUHU GÖZ ARDI EDİLİYOR

Bununla birlikte bu bölünme sadece Amerikan medyasında ortaya çıkmadı. Neredeyse Olimpiyatların birleştirici ruhunu doğrudan çürütücü bir şekilde ABD Kongresi Temsilciler Meclisi 4 Şubat’ta Çin’e odaklanan “Amerika Rekabet Yasası”nı kabul etti. Bu yasa yakında bir makalede açıkladığım gibi, eğer kabul edilirse Amerikan ekonomisi için tam bir felaket olacak. Bu yasa Demokratlar tarafından kabul edilirken, ayrıca Cumhuriyetçi Parti Çin karşıtı histeriden besleniyor. Belki de Kongre üyesi Nancy Mace’in 2 Şubat’ta sunduğu Hayvanların Yerlileştirilmesini ve Demokrasiyi Teşvik Etme Yasası’ndan (PANDA) daha iyi bir örnek olamaz. 

Kısacası, “Amerika Rekabet Yasası”ndan ayrı olarak hazırlanan yasa, Amerika doğumlu pandaların “zarar göreceği Çin’e” gönderilmesini engellemeyi ve “pandalara özgürlük verilmesini” amaçlıyor. Popüler hiciv sitesi The Onion, geçen yıl bu konu hakkında kelimenin tam anlamıyla bir makale yayımlamasına rağmen, bu yasa tasarısı kulağa saçma gelse de bir hiciv değil. Çin’e karşı bu karikatürize saldırıları hemen dile getiren birçok çevrim içi kullanıcısı kesinlikle var, fakat bu adımların gerçek dünyada sonuçları söz konusudur. Tıpkı Amerika Rekabet Yasası’nın hiç şüphesiz Amerikan ekonomisi üzerinde zararlı etkileri olacağı gibi, Çin’e yönelik bu histerik saldırılar sadece ABD’nin uluslararası prestijinin kaybolmasına hizmet edecek. 

Birkaç ay önce bir Çinli meslektaşımla, daha önce birkaç yıl ABD’de yaşamış ve şu anda oğlu ABD’de okuyan deneyimli bir gazeteciyle yaptığım konuşmayı hatırlıyorum. Meslektaşıma göre, işler öyle bir noktaya ulaştı ki, şimdi karar vermeleri gerekseydi muhtemelen oğlunu tekrar okutmak için ABD’ye göndermeyeceklerdi. Dahası, dünyanın kalanına karşı anlayışlı olmasının ABD’nin en büyük gücünden biri olduğunu ve bunun da ABD’yi büyük bir yer haline getiren bir şey olması nedeniyle Amerika’nın kendi ayağına sıktığını söylediler. Bu hikâye elbette münferit değil ve üst düzey Amerikalı yetkilileri ulusal güvenlik tehdidi gibi düşünmeleri noktasına kadar getiren istatistiksel bir eğilimin parçasıdır. 

ABD ULUSLARARASI PRESTİJİNİ KAYBEDİYOR

Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) bilim insanlarının uluslararası mobil yayıncılık net akışları konusundaki 2015-2020 dönemi verilerine göre, Çin o dönemde bilimsel yazar net alıcısı oldu ve şimdi dünyaya liderlik ediyor. Bu grafiğe göz atmak gerekirse, ABD’nin yayın yapan bilim insanları için cazibesinin azaldığı görülüyor. Bu muhtemelen, Asya karşıtı artan nefret suçları, devam eden salgın, siyasi istikrar ve “Çin Girişimi” gibi benzeri şeyler yoluyla akademide Çinlilerin haksızca ayrı tutulması dâhil olmak üzere birçok unsurdan kaynaklanıyor. 

Ancak, bunların her biri birbiriyle iç içe geçmiştir. İki siyasi partiden birinin Çin karşıtı geniş kapsamlı bir yasayı kabul ederken, diğerinin pandaları bile siyasallaştırmak istediği bu kadar zehirli ve entelektüel özenden yoksun bir siyasi iklime sahip olduğunuz zaman, “hükümetten nefret ediyoruz, insanlardan değil” ilkesi bulanıklaşıyor. Bu esasen ırkçılığın sosyal adalet olarak kılık değiştirebileceği bir ortam yaratır ve doğal olarak dışarıdaki insanlar katılmak istemez. Çin’e yönelik bu gülünç saldırılarla olan şey tam olarak budur ve tam da bu nedenle dünyanın her yerindeki birçok düzgün, düşünceli insan ABD’ye olan saygısını kaybediyor ve bu saygıyı haklı olarak Çin’de gösteriyor.