Orta Doğu’da bir süredir çaprazlama devam eden baş döndürücü diplomasi trafiğinin bir halkasına, Körfez çıkarmasıyla İsrail eklendi. “Bölge politikasında bir kayma” olduğunu düşünen Dr. Selim Sezer’e göre Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), “ihtilafları gidererek” liderlik arayışında, İsrail ise İran karşıtı olduğunu varsaydığı cepheyi sağlam tutma gayretinde. ABD’nin Filistin gündemine ilişkin sessizliğine de değinen Sezer, doğrudan bir etkisi olmasa da İsrail’le normalleşme gündeminin Filistin’in yalnızlığını artırdığı görüşünde.

Haziran ayında İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, BAE’ye giderek ülkesinin Abu Dabi’deki büyükelçiliğinin açılışını yaptı. Filistin Yönetimi ise, normalleşme adımlarını Filistin davasını “sırtından vurmak” olarak tanımladı. İhanet suçlamaları ve tartışmalar devam ederken beklenen ziyaret gerçekleşti ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Abu Dabi´yi resmi olarak ziyaret eden ilk İsrail başbakanı olarak pazar günü BAE´nin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile görüştü. Ziyaret sonrası paylaşılan kulis bilgilerine göre Al Nahyan da Bennett’in İsrail’i ziyaret teklifini kabul etti.

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Dünya Postası programına konuk olan Dr. Selim Sezer, “İsrail, Orta Doğu’nun merkez ekseni olmaya çalışıp, İran karşıtı blok oluşturma” gündemiyle hareket ettiğini belirtti. Sezer, BAE’nin ise bölge liderliği iddiasını “ihtilafları gidermek yoluyla sağlama” politikası izlediğini kaydetti.

“BÖLGE POLİTİKASINDA BİR KAYMA VAR

Geçtiğimiz hafta Birleşik Arap Emirlikleri Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnun Bin Zayid El Nahyan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şamkani ile görüştü. Öncesinde iki ülkenin dışişleri bakanları da telefonda görüşmüştü. 2018 yılında Şam büyükelçiliğini açan BAE’nin Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed Kasım ayında da Esad’la görüşmüştü. Körfez ülkesinin Tel Aviv’de rahatsızlık yaratan bu açılımlarına karşı ABD’den önleyici bir müdahale gelmedi. Bununla birlikte İran yaptırımları konusunda hassasiyet taşıyan Washington, bu yaptırımların BAE üzerinden delindiği iddialarını da soruşturacak. Bu kapsamda BAE’ye özel bir heyet gönderileceğini söyleyen Pentagon Sözcüsü John Kirby’in açıklama yaparken BAE’de faaliyet gösteren bazı özel şirketleri hedef alıp BAE yönetimini ayırmasını da not etmek gerekiyor. İşte bu heyet beklenirken Reuters ajansı BAE’nin, 23 milyar dolarlık bir anlaşma kapsamında F-35 savaş uçağı satın alma planını dondurduğunu ABD’ye bildirdiği haberini geçti.

Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Selim Sezer’e göre bölge politikasında bir kayma var ve BAE’nin Türkiye ve İran’ı da kapsayan diplomatik atağını “yeni sayfa açma” arayışlarının bir parçası:

“BAE yakın zamana kadar net bir İran karşıtı tutum içerisindeydi. Son zamanlarda bölge politikasında bir kayma görüyoruz. İlişkilerin sorunlu olduğu ülkelerle yeni bir sayfa açma girişimleri var. Emirliklerin son dört beş yılda bölgede en fazla sorunlu olduğu iki ülke İran ve Türkiye’ydi. Bölge ticareti düşünülerek bu sorunlar giderilmeye çalışılıyor.”

ABD’NİN FİLİSTİN POLİTİKASIZLIĞI

“İsrail, Trump döneminde olduğu kadar kuvvetli olmayabilir.” yorumunu yapan Sezer, ABD Başkanı Joe Biden’ın bir yıldır Filistin meselesine ilişkin bir siyaset açıklamamasına da dikkat çekti. Filistin meselesinin Biden’ın “İlgi ve odak noktası” olmadığını belirten Sezer, normalleşeme süreçlerinin İsrail’in ilhak planlarını güçlendirdiği görüşünü paylaştı:

“İlhak girişimleri ve yeni yerleşim yeri politikalarını durduracak bir somut adım atılacağı yönünde herhangi bir gösterge yok. Tam tersine bu normalleşeme süreçleri ve anlaşmalar büyük ölçüde İsrail’in elini rahatlatan anlaşmalar oluyor. Filistin’in uluslararası anlamda daha fazla yalnız kalması anlamına geliyor.

“Biden İsrail Filistin meselesi ve çatışması konusunda nasıl bir pozisyon alacağına dair herhangi bir net ifade kullanmadı. Bu bölgeye ilgisi olmadığını gösterebilir. BAE bölge liderliğine oynuyorsa Filistin konusunda Mısır’ın rolünü çalmaya çalışabilir ama bu kolay değil.”

BAE’nin bölgede Mısır gibi bir rol oynamasını olası görmeyen Sezer, bu savını tarihsel nedenlere bağladı:

“BAE tarihin hiçbir döneminde İsrail ile çatışmaya girmedi. Meseleyi biraz ironik kılan şeylerden bir tanesi de bu. İbrahim anlaşmaları barış anlaşması olarak adlandırılıyordu fakat bir barış anlaşması olması için tarafların geçmişte savaşmış olması gerekir. Ne BAE ne Bahreyn ne de diğerleri savaşmadılar. Böyle olduğu için bu neyin barışı sorusu var.

 “Körfezdeki Arap monarşileriyle İsrail arasındaki yakınlaşma süreçlerinin Filistin’e doğrudan bir yansıması beklenmeyebilir. Eğer bir yansıması olursa da bu muhtemelen olumlu olmayacaktır. İsrail başbakanının Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yaptığı ziyaret bir buçuk yıl önce başlatılan bir sürecin yeni bir halkası. İsrail BAE’nin bölge lideri olmak için kendisine başlıca partner olarak seçtiği ülkelerden biridir.”

Trump’un politikasının “Küçük ve dağınık bir Filistin devletçiğinin kurulması” olduğunu hatırlatan Sezer, Biden yönetiminin de benzer bir çerçevede politika demeti ortaya koyabileceği görüşünü paylaşarak sözlerini noktaladı.