CGTN / Bobby Naderi

Afganistan’da kötüleşen insanı durum arasında, Taliban üyeleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin geçen yıl ağustos ayında Kabil’den kaotik biçimde ayrılmasından sonra Norveç’te ilk görüşmeler için Batılı yetkililerle bir araya geldi. 

Norveç’in başkenti Oslo dışında 24 Ocak’ta basına kapalı yapılan görüşmelerde ABD, Fransa, Britanya, Almanya, İtalya, Avrupa Birliği (AB) ve Norveç’ten temsilciler Afganistan’daki ekonomik ve insani krizleri ele aldılar. Taliban ayrıca, görüşmeleri “Taliban’ın iyi niyet sergilediği, buzları kıran olumlu bir toplantı” olarak değerlendiren kadın eylemciler ve gazetecilerinden arasında bulunduğu Afgan sivil toplum üyeleriyle de görüştü. Bu yeni gelişmenin birçok yönden 2022 yılını, özellikle Afgan sivil toplumu olmadan yapacakmış gibi görünmeyen Taliban ve Afganistan için belirleyici bir yıl olarak tamam ya da devam yılı yapacağı kabul ediliyor. Açıkçası Taliban’ın, hükümetlerinin uluslararası alanda tanınmaktan vazgeçmek gibi herhangi bir niyete sahip olmadığını ortaya koyuyor. Unutmayalım ki Taliban, ABD liderliğindeki bir işgalle devrildikten sonra bile sonsuz bir savaşla püskürtülemezdi. 

TALİBAN HEYETİ, NORVEÇ’TE ABD VE AB TEMSİLCİLERİYLE AFGANİSTAN’DAKİ DURUMU GÖRÜŞTÜ

Bu noktayı daha da netleştirmek amacıyla, yeni görüşmeler, Batılı ülkelerin Afganistan’a yönelik daha büyük finansal ve diplomatik desteğini görebilir ve görmelidir. Bu tür çabaların, ABD’nin elindeki milyarlarca dolarlık mal varlıklarının bırakılmasını, altyapı ile ulaşım güvenliğinin korunmasını ve yeniden inşasına yardımcı olmasını, bilgi alışverişinin ve tehditlerin saptanmasının düzeltilmesini, halk sağlığı ve farkındalık yaratma faaliyetlerinin desteklenmesini ayrıca Afganistan içinde diyaloğa olanak sağlanmasını ve mağdurlar ile mültecilere destek verilmesini kapsayabileceğini söylemek doğru olabilir. Bu önemli konular hakkında konuşmak için kesinlikle birçok gerçek söz konusu.

Taliban’ın ülkede iktidarı ele geçirmesinden sonra uluslararası yardımın neredeyse olmaması, zaten açlık ve ciddi kuraklıktan sıkıntı çeken milyonlarca insanın halini daha da kötüleştirdi. Afganistan merkez bankasının varlıklarının dondurulması ve Batılı finans kuruluşlarının fonları askıya alması bankacılık krizini tetikledi ve Afgan ekonomisinin neredeyse çökmesine sebep oldu. Bunun anlamı sıradan Afganların bu inanılmaz ve katlanılmaz koşullarda cezalandırılmasıdır. İnsani ve ekonomik krizlerin yanı sıra güvenlik ve terörle mücadele endişeleri, belirli Batılı yetkililer “görüşmelerin, Taliban’ı meşrulaştırma ya da tanıma olmadığını” söyledikleri sürece devam edebilir. 

Mesele şudur, Afganistan’da ABD projesi çöktükten sonra Taliban ile diploması sürebilir. ABD ve güvenilmez müttefikleri Taliban’a ne kadar baskı yaparsa yapsın ve terörizme karşı savaşları ne kadar kanlı olursa olsun, Afgan halkının halini görmezden gelemezler. Batılı liderliğin, küresel insan hakları cephesinin geleceğindeki etkileri, Kabil’in kaybına nazaran çok daha ciddi olacaktır. Mülteci krizinin güvenlikleri için bir tehdit oluşturmaya başlamasından bu yana batılı ülkelerin, Taliban ile iş birliği yapmaktan başka seçeneği yok. Bu şekilde, uluslararası bir olguyla mücadele etmek amacıyla uygun ve özel bir çözüm sağlamak için birlikte çalışabilirler. Sorunları aşmanın yanı sıra kolluk kuvvetleri ve komşular ile yardım ve gönüllü güçler arasında koordinasyonu sağlamak, bu tatsız gerçekliğe birlikte etkili bir karşılık vermeye yardımcı olabilecek diğer önlemler arasında yer almaktadır. Tüm taraflar bu ilişkinin ve taahhüdün önemini açıkça anlıyor. 

TALİBAN İLE BATILI DİPLOMATLAR, İLK RESMİ GÖRÜŞMEYİ NORVEÇ’TE GERÇEKLEŞTİRDİ

Görünürde Avrupa’daki resmi toplantı sadece başlangıç, ancak ilgili bütün taraflar açısından resmi bir taahhüt oluşturmak için fazlasıyla yeterlidir. Gerçek dünyanın acımasızca dayattığı sınırlara inanmada, uluslararası hukukun temel kurallarına bağlı olmada ve etkili bir uygulamayla birlikte insani yardım ve destek lehine konuşmada halen bir hikmet vardır. Bu şekilde hiç kimse utanç içinde yüzünü çevirmez. 

Şu anda kriz açısından bakıldığında, Birleşmiş Milletler (BM) 1 milyon kadar Afgan çocuğun açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve ülkedeki 38 milyon insanın çoğunun yoksulluk sınırı altında yaşadığı uyarısında bulundu. BM, Afgan mültecilerin sıkıntılarını hafifletmek için büyük kaynaklara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Üstelik insanları ülkeye göndermek mülteci krizini çözmeyecek. Afganistan’ın komşuları Çin ile Rusya’ya eşitleri arasında ve çözümün anahtarı oldukları için büyük bir ciddiyetle yaklaşmak önemlidir. 

Kabil yönetiminin ani ve aşağılayıcı düşüşünden bu yana birkaç ay geçti ve ABD’nin, Afganistan’ın şu andaki krizlerini tetikleyen yaptırım, cezalandırma, bombalama, işgal ve saldırısından oluşan ölümcül “büyük oyununun” sonu buraya kadarmış. Harekete geçmemek, suç ortaklığı ve yergi ya da kim buna her ne diyorsa ondan başka bir şey değildir. Harekete geçilmelidir ve Batı’nın öngörülü liderleri sonunda güvenilir bir aktör olma konusunda ciddi olmaya başlayabilirler. Ayrıca Batılı liderler Afganistan’ı insani bir kriz olarak görmek için öncelikleri belirleyebilirler, seçimler yapabilirler, kararları savunabilirler ve sorumlulukları ayarlayabilirler. Onlar ayrıca Taliban ile Afganistan’a ait olan ve halkının çıkarlarını temsil eden bir varlık olarak ilgilenebilirler. Sistematik olarak pasif davranmak ve Taliban’ın uluslararası yardım ile bankacılık sistemine erişimini reddetmek büyük bir hata olacaktır.

Burada buyurgan bir niyetle devlet inşası kapasitelerine veya ahlaki otoritelere ihtiyaç yok, ancak Taliban ile Batı diplomasisisin önceden belli siyasi başarısızlığa dönüşmesine izin verilirse hiç kimse kazanamaz. Taliban ve Batı arasındaki herhangi bir anlaşmanın işe yaraması ve yardım ve desteğin Afgan halkına ulaşması için bu tür diplomasi ve iş birliğinin etkili taahhütlerle sonuçlanması gerekmektedir.