Fransız futbolunun unutulmaz yıldızı Real Madrid’de geçirdiği günlerde yaşadığı zorluklara değindi.

Bir dönem Fenerbahçe formasıyla Süper Lig’de de boy gösteren ve sarı-lacivertli takımla bir lig şampiyonluğu yaşayan Fransız eski futbolcu Nicolas Anelka, Fransız basınından RMC’ye verdiği röportajda kariyerinin en zor dönemini Real Madrid’de yaşadığını açıkladı.

Arsenal’den İspanyol devine transferi sonrasında yaşadıkları anlatan Anelka, takım arkadaşlarının kendisini benimsemekte zorlandığını söyledi.

NE SÖYLENDİ?

İngiltere’den İspanya’ya transferi sonrasında tamamen farklı bir kültüre adapte olmaya çalıştığını aktaran Anelka, bu durumun ilk günlerde kendisini zorladığını belirtti ve şunları söyledi:

“İngiltere’de sessiz bir özel yaşama sahipsiniz ama İspanya’da durumlar tamamen farklı. İngiltere’de sahada oynadığınızda taraftarların desteğini hissedersiniz ve maç bittiğinde herkes gibi sıradan bir insansınız. İspanya’da ise her yerde fotoğrafçılar vardı.

“Yemek yediğiniz mekânın patronu basına haber vermek için hiçbir fırsatı kaçırmazdı. Her zaman basınla iç içe olursunuz ve istediğiniz şey bu değilse gerçekten çok zorlanırsınız.

Real Madrid’e ilk imza attığımda beni isteyen teknik direktör John Benjamin Toshack değil Başkan Lorenzo Sanz’dı. Soyunma odası her zaman çok zordu. İlk gün bana ayrılan özel bir yer bile yoktu. Tüm oyuncular boştaki koltukların kendi yerleri olduğunu söylüyordu. Hatta iki koltuğa sahip olduğunu söyleyen oyuncular bile gördüm. Birinin bana yer vermesini beklemek zorundaydım.

Real Madrid’deki ilk günümde Samuel Eto’o yanıma geldi ve takımın eski oyuncularına dikkat etmemi söyledi. Fernando Morientes varken benim neden alındığımı sorgulayıp, başkana niye transfer edildiğimi sormuşlar. Büyük bir baskı altındaydım ve kalitemi ispatlamam gerekiyordu.

Mevkimde Morientes ve Raul ile rekabet halindeydim, ayrıca sahada da yeterince iyi değildim. Bir forvetin her zaman kendisine güvenmesi gerekir. Morientes gol atamadan 5-6 maçta oynuyorken, benim neden yedek kulübesinde oturduğumu anlamıyordum.

Del Bosque ile bir antrenmandan önce konuşmak istedim ama benimle konuşmayı kabul etmedi. Antrenmandan sonra konuşmak istediler ancak bu teklifi de ben kabul etmedim. Ertesi gün idmana katılmadığımda evimin önünde 30 gazeteci vardı.

Üzgün olduğumu düşünüyorlardı ama ben masa tenisi oynuyordum. Bu olayın ardından takımdan uzaklaştırıldım ve PSG’ye geri döndüm.

En iyi olduğum mevki forvetti ama Raul ile beraber oynadığımda her zaman sağ kanatta oynadım. Buna rağmen onunla çok iyi anlaştık. Raul’ün Real Madrid için yaptıklarına her zaman saygı duydum ama zor olan Morientes ile beraber üçlü oynamaktı.

Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Bayern Münih’e attığım iki gol orada geçirdiğim en güzel andı. Kulüp için güzel bir şeyler yaptığımı hissetmiştim. Buna rağmen orada kalamayacağımı biliyordum. Madrid muhteşem ama zor bir yerdi.

Oyunculara anlaşamadığım tek takım orasıydı.”

Kaynak: Goal Türkiye