Amerika Birleşik Devletleri (ABD); Avrasya, Orta Asya, Çin ve Hint-Pasifik stratejisi kapsamında büyük önem verdiği Pakistan’da Başbakan İmran Han’ı, muhalefeti kullandığı bir darbeyle devirdi. Ülke seçimlere hazırlanıyor. Pakistan’ın Çin’le yakın ilişkilerinden, Rusya’ya konulan yaptırımlara uymamasından, Hindistan’la arasındaki sorunları diyalog yoluyla çözme arayışından, bölge merkezli ve ABD’ye mesafeli dış politikasından rahatsızlığı bilinen ABD’nin bu adımının, bölgede önemli sonuçları olacak.

Çünkü Pakistan; önemli bir ülke, nükleer güç sahibi. Siyasal ve toplumsal yapısı karmaşık. Etnik ve mezhepsel bağların ağırlığı da istikrarsızlığı besliyor. Emperyalist güçlerin bu kimlikler üzerinden ülkeyi karıştırmasını kolaylaştırıyor. Afganistan’daki gerilimden, iç savaştan, işgalden en çok etkilenen, en fazla Afgan sığınmacıyı kabul eden Pakistan, aynı zamanda Afganistan üzerinde en etkili olan bölge ülkesi. ABD tüm bunların da farkında.

Dahası var. Pakistan’ın Çin’le siyasi, ticari, diplomatik ilişkileri güçlü. Çin’in Pakistan’ın Gwadar Limanı’na yaptığı yatırım büyük. Çin’in Cibuti’de 2017’de faaliyete geçen askeri üssünü (yurt dışındaki ilk üssü) engelleyemeyen, Orta Doğu’yla gelişen ilişkilerini önleyemeyen ABD; uzun yıllar bölgedeki en önemli müttefiklerinden olan Pakistan’daki nüfuzunu kaybetmek istemiyor. Türkiye, İran ve Afganistan’la birlikte, geçmişte Yeşil Kuşak projesinin önemli bir unsuru olan Pakistan’da gücünü kaybetmesinin, telafisi olmayacağını biliyor ABD. Çünkü Pakistan; 212 milyonu geçen nüfusuyla, 882 bin kilometrekarelik yüz ölçümüyle, güçlü ordusuyla, İran, Afganistan, Çin ve Hindistan’la komşu olması çok önemli ABD açısından.

UKRAYNA SAVAŞI VE ABD’NİN HEDEFİ

Ukrayna-Rusya Savaşı, Ukrayna’dan başlayan geniş bir alanda ABD’nin hedefini bir kez daha gösterdi dünyaya. ABD; savaşın mümkün olduğunca uzamasını istiyor. Bu yolla NATO’daki mevcut etkisinin daha da artacağını, Avrupa’yı ABD’yle bir hizada duracağını, ABD silah sanayisinin kazancının katlanacağını, Rusya’nın yalnızlaşacağını, yorulacağını, yoksullaşacağını düşünüyor. Hedefleri bunlarla da sınırlı değil. Rusya ve Çin’in Orta Doğu’da etkisini kırmayı, ikili ticareti aralarında ve başka ülkelerle milli para birimleriyle yapma kararlarını baltalamayı, Avrupa’yla ilişkilerini zayıflatmayı da amaçlıyor. Çin’in öncülük ettiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi de ABD’nin hedefinde elbette.

ABD’nin bu süreçte, İran’la ilişkilerini yumuşatmaya çalışması tesadüf değil. Çünkü İran; Rus enerji kaynaklarına karşı ciddi bir seçenek. Çin’le de ilişkileri iyi, Çin’in en büyük petrol tedarikçileri arasında. İran’ın Pakistan’la da ilişkileri gelişiyor. O nedenle İran’a yönelik ılımlı mesajları artıyor ABD’nin.

Kısacası, Pakistan’daki darbeyi ve Ukrayna’daki savaşı, bu iki ülkeden ibaret görmeyip, çok daha geniş bir coğrafyada düşünmek gerekiyor.

Barış Doster